Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/1599 E. 2012/6947 K. 09.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1599
KARAR NO : 2012/6947
KARAR TARİHİ : 09.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : Hazine – Orman Yönetimi – Memnuniye köyü tüzel kişiliği

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Memnuniye köyü, Köyiçi mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, fen bilirkişi krokisinde gösterilen 3944.35 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 05/09/2009 gün ve 2009/11277-14184 sayılı kararıyla “Mahkemece, taşınmazın uzman orman bilirkişi tarafından resmi belgelere dayalı olarak yapılan incelemede orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, çekişmeli taşınmazın bulunduğu Memnuniye köyünde arazi kadastro çalışmalarının tamamlanarak sonuçlarının 15/09/2009 tarihinde askı ilanına çıkarıldığı temyiz aşamasında diğer dosyalardan anlaşılmıştır. 3402 sayılı Kadastro Yasasının 26. maddesinde “Kadastro mahkemesinin yetkisinin her taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlayacağı”, 27. maddesinde de “Mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili ve henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin davalar hakkında o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevi sona erer ve davalara ait dosyaların mahkemesine resen devrolunur” denilmektedir. Görev konusu kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu durumda; dava dilekçesi ile fen bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve kroki müzekkereye eklenerek, kadastro müdürlüğünden tescili istenen dava konusu taşınmazın hangi ada ve parsel numarası altında tespitinin yapıldığı belirlenmeli, bundan sonra ilgili kadastro tesbit tutanak aslı ve ekleri getirtilerek, eldeki dava kadastro tespitine itiraz davasına dönüşeceğinden ve genel mahkemelerin görevi sona ereceğinden görevsizlik kararı verilerek dava dosyasının kadastro mahkemesine gönderilmesine karar verilmelidir.” gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davalılardan Hazine tarafından vekalet ücretine yönelik temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkin olup, davanın yargılaması sırasında dava konusu taşınmaz için kadastro tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle mahalli mahkemenin görevi sona ermiş; 3402 sayılı Kadastro Yasasının 27. maddesinin 1. fıkrası uyarınca görevsizlik kararı verilmek suretiyle dava dosyasının kadastro mahkemesine devrolunmasına karar verilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 27. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte kadastro mahkemelerinin görevi başlamakta; buna karşın, genel mahkemelerin görevi sona ermekte ve davaları doğrudan doğruya kadastro mahkemesine aktarma yükümlülüğü doğmaktadır.
Bundan sonra genel mahkemelerin, kadastro tutanağı düzenlenmiş bulunan davalara bakması olanaklı değildir. Genel mahkemeler tarafların isteğine bağlı olmadan, dosyayı bir görevsizlik (devir ve tevdi) kararı ile kadastro mahkemesine aktarır. Hemen belirtilmelidir ki, mahalli mahkemelerce doğrudan doğruya verilen aktarma kararı, teknik anlamda bir görevsizlik kararı değil, sadece bir devir kararıdır. Bu nedenle, bu devir kararı hakkında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 20. ( Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 193.) maddesi hükmü uygulanmaz ve bundan dolayı davacı yargılama giderlerine ve vekalet ücretine mahkum edilemez.
Sonuç olarak; dava açıldığı tarihte görevli bulunan bir mahkemenin, sonradan çıkan bir yasa ile görevsiz hale gelmesi ya da yasada öngörülen koşulların gerçekleşmiş olması nedeniyle görevinin sona ermesi üzerine verilecek görevsizlik (devir ve tevdi) kararında, yanlış mahkemeye dava açmamış olması yüzünden gidere sebebiyet vermiş bulunmayan davacıya gider yükletilmesi olanaklı değildir (HGK.2006/8-597-623).
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılardan Hazinenin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi uyarınca harç alınmasına yer olmadığına 09/05/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.