Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/1669 E. 2012/6597 K. 07.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1669
KARAR NO : 2012/6597
KARAR TARİHİ : 07.05.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Orman Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında ….. köyü 102 ada 3 sayılı parsel, orman niteliği ile Hazine adına; 102 ada 194, 195, 197 ve 198 sayılı parseller, tapu kaydı ile, 196 ve 199 sayılı parseller ise, senetsizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adlarına tesbit edilmiştir.
Davacı Orman Yönetimi, kısmî ilânda 102 ada 3 sayılı orman parselinin daraltıldığı gerekçesiyle çevre taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu 102 ada 3 sayılı parselin orman vasfı ile Hazine adına, tesbit gibi tesciline, 102 ada 196, 197 ve 198 sayılı parsellerin tamamı ile 199 parselin (c) harfi ile gösterilen 8327.15 m2, 195 parselin (b) harfi ile gösterilen 6195.27 m2, 194 parselin (a) harfi ile gösterilen 1861.24 m2 bölümlerinin tesbit gibi davalılar adlarına, 194 parselin (a) harfi ile gösterilen 3634.01 m2, 195 ada (a) ile gösterilen 282.64 m2, 199 parselin (a) harfi ile gösterilen 1182.89 m2, 199 parselin (b) harfi ile gösterilen 800.32 m2 bölümlerinin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, kadastro müdürlüğü, tapu sicil müdürlüğü, köy tüzelkişiliği aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 5304 sayılı Yasa ile değişik 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parseller orman alanı dışında bırakılmıştır.
Mahkemece, davalı parsellere revizyon gören tapu kayıtlarının taşınmazlara uyduğu ve resmî belgelerde de orman sayılmayan yerlerden olduğu nedeniyle Orman Yönetiminin davasının kısmen kabulüne karar verilmişse de, taşınmazlara kadastro sırasında revizyon gören ve uyduğu kabul edilen Teşrini evvel 1938 tarih 86 sıra numaralı olan ve gittileri Mayıs 1956 tarih 13 ve Ocak 1969 tarih 13 numaralı, Ocak 1979 tarih 6 numaralı ve yine Teşrini evvel 1938 tarih 90 sıra numaralı olan ve gittileri Mayıs 1956 tarih 16 numaralı ve Ocak 1979 tarih 9 numaralı tapu kaydının dava edilen 102 ada 194, 195, 197 ve 198 numaralı taşınmazlara uygulandığı, 196 ve 199 parsellerin ise, senetsiz ve belgesizden tespit edildiği, tapu kayıtları yüzölçümünün 3000 m2 ve 6500 m2 olmak üzere toplam 9500 m2 olduğu ve gayrisabit sınırlı olduğu anlaşılmasına karşın, tapu kayıtlarının yüzölçümüne itibar edilmediği; çekişmeli taşınmazlar bölümünün kısmen orman sayılan yerlerden olduğu kabul edilmek suretiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi yolunda hüküm kurulmuş ise de, mahkemenin bu şekildeki kabulü dosya kapsamına uygun düşmediği gibi, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama da hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Dosyaya getirtilen bilgi ve belgelerden anlaşılacağı gibi, çekişmeli taşınmazlara uygulanan tapu kayıtları, 2510 sayılı Yasaya göre iskanen tevzi suretiyle oluşturulmuştur. Taşınmazların kuzey hududunda eylemli olarak 102 ada 3 numaralı orman parseli bulunmaktadır. Değişir sınırlı tapu kayıtları lehe olduğu kadar aleyhe de delil teşkil ederler. Tapu kayıtları, orman ve dere hudutları itibariyle değişir sınırlı olduğundan yüzölçümü ile geçerli kapsamının belirlenmesi gerekirken, bu yapılmamış, tevzi haritası ya da krokisi getirtilip uygulanmamıştır. Bu nedenle; tapu kayıtlarının ilk oluşumundan itibaren tüm gittilerinin ve dayanağı harita ve krokilerinin getirtilerek uygulanması gerekirken, bu hususta eksik uygulama ve inceleme ile karar verilmesi doğru değildir. Taşınmazları doğu, batı ve güney yönde dere, kuzey yönde ise 102 ada 3 numaralı orman parseli çevrelemektedir. Güneyde dereden sonra 102 ada 306 numaralı taşınmaz bulunmakta olup, tutanağı getirtilmemiştir. Tapu kaydının varlığının ve uyduğunun kabulü halinde artık orman içi açıklığından söz edilemez.
Davalı tarafın dayandığı ve 102 ada 194, 195 ve 197 parsellere uygulanan mayıs 1956 tarih 16 numaralı 6500 m2 yüzölçümlü kaydın doğusu büyük dere, batısı değirmen, kuzeyi orman ve güneyi ise, Osman ve Bilal okumaktadır. 102 ada 198 parsele uygulanan mayıs 1956 tarih 13 numalı 3000 m2 yüzölçümlü kaydın doğusu …., batısı orman, kuzeyi orman ve güneyi büyük dere okumaktadır. Oysa, kadastro paftasına ve memleket haritasına göre, büyük dere, tüm parselleri çepeçevre çevirmektedir. Başka bir anlatımla; 197 ve 198 parsellerin güneyi dere okumaktadır. Oysa, bu parseller ile dere arasında senetsiz ve belgesizden tespit gören 199 parsel vardır. Buna göre, tapu kaydının uygulanması ve hudutlarının denetimi sağlıklı bir şekilde yapılmamış ve çelişki giderilmemiştir.
Köy ve mevki itibariyle taşınmazlara uyduğu kabul edilen tapu kayıtlarının sınırlarının taşınmazı kapsayıp kapsamadığı, hudutlarında geçen büyük dere ve orman hududu dışında kalan değirmen yeri ve ….. hududu ile Osman ve Bilal hudutlarının neresi olduğu yerel bilirkişiden ayrıntılı sorulup araştırılmamış, tapu kaydı hudutları ise, zeminde tam gösterilip krokisinde işaretlenmemiş ve tapu kayıtları toplam 9,5 dönüm olup miktar olarak kapsamı dahi belirlenmemiş, tapu kayıtlarının hudutlarının taşınmazlara tam olarak uyup uymadığı ve taşınmaza aidiyeti araştırılmamış, bilinemeyen hudutların tespiti için davalı tarafa tanık dinletme imkanı sağlanmamış, ayrıca hem tapu kaydının hem de taşınmazın fiilen hududunda dere-çay bulunduğundan taşınmaz ile çay arasında kot farkı bulunup bulunmadığı ve taşınmazın çayın aktif yatağında kalıp kalmadığı ve çaydan toprak alışverişi olup olmadığı konularında jeoloji mühendisine inceleme yaptırılarak rapor alınmamıştır. Böylesine eksik inceleme ile karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için; öncelikle, davalı tarafın dayanağını oluşturan Teşrini evvel 1938 tarih 86 ve 90 numaradan gelen tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren tüm gittilerinin tedavül ve revizyonlarının kadastro sırasında başka parsellere uygulanıp uygulanmadığının etraflıca sorularak sağlıklı bir şekilde cevap alınarak çıkartılması, varsa müsbit evrakı arasındaki tevzi harita ya da krokilerinin getirtilmesi, bundan sonra çekişmeli taşınmazları dıştan çevreleyen tüm komşu parsellerin onaylı kadastro tespit tutanakları suretleri ile bu taşınmazların dayanağını oluşturan tüm kayıtlar getirtilerek dosyaya konulması, dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle, taraf tanıkları, teknik ve uzman bilirkişiler huzuru ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dayanak tapu kayıtları ayrı ayrı okunup, bu kayıtlardaki hudutlar zeminde yerel bilirkişilere tek tek göstertilmeli, kayıtlarda yazılı olup bilirkişilerce zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, tapu hududunda geçen ve zeminde mevcut olan büyük dere ve orman hududu dışında kalan değirmen yeri ve Mahmut hududu ile Osman ve Bilal hudutlarının neresi olduğu, sabit sınır teşkil edip etmediği araştırılıp tespit edilmeli, yerleri kesin olarak belirlenmeli, komşu parsellerin tutanakları ve dayanaklarının taşınmazı ne olarak okuduğu değerlendirilmeli, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, yerel bilirkişi ve tanıkların zeminde gösterdiği hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, teknik bilirkişiye uygulanan tapu kayıtlarının ve varsa harita ve krokilerinin aplikesi suretiyle kapsamını belirtir, keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, yapılan araştırma ve uygulama sonunda davalı tarafın dayandığı tapu kayıtları uyduğunun kabulü halinde, artık tapu kaydı bulunan yerde orman içi açıklığının varlığı kabul edilemiyeceğinden ve tapu kaydı orman içi açıklığı kuralının istisnasını teşkil ettiğinden 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/A maddesine göre harita ve kroki kapsamlarının işaretlenmesi, yoksa 20/C maddesi gereğince değişebilir sınırlı olduğundan kapsamı sabit sınırdan başlanarak miktarına değer verilmek suretiyle belirlenmeli, köy ve mevki itibariyle uyduğu anlaşılan tapu kayıtlarının hudutlarının taşınmazları kapsayıp kapsamadığı kesin olarak tespit edilmeli, taşınmazlara tapu kayıtlarının ve krokisinin uymadığının anlaşılması halinde, taşınmaz bölümlerinin 6831 sayılı Yasanın 17/2. maddesine göre orman içi açıklığı konumunda olup olmadığı değerlendirilmeli ve orman içi açıklıklarının zilyetlikle kazanılamayacağı gözetilmeli; ayrıca, taşınmazın fiilen hududunda çay bulunduğundan taşınmaz ile çay arasında kot farkı bulunup bulunmadığı ve taşınmazın çayın aktif yatağında kalıp kalmadığı ve çaydan toprak alışverişi olup olmadığı konularında jeoloji mühendisine inceleme yaptırılarak bilimsel rapor alınmalı, ortaya çıkacak hukukî olgular gözönüne alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve bilirkişinin yetersiz raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Orman Yönetimi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 07/05/2012 günü oybirliği ile karar verildi.