Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/1889 E. 2012/7875 K. 24.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1889
KARAR NO : 2012/7875
KARAR TARİHİ : 24.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Yörede 1973 yılında yapılan kadastro sırasında Merkez … köyü 765 parsel sayılı 55565 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğinde vergi kaydına dayalı olarak … ve … … adlarına tespit ve tapuya kaydedilmiştir. İmar uygulaması nedeniyle bu parselden ifrazen oluşan 513.36 m2 yüzölçümündeki 5097 ada 2 ve 514.30 m2 yüzölçümündeki 5097 ada 3 parsel sayılı taşınmazlar, halen satış nedeniyle, davalı adına tapuda kayıtlıdır. Orman Yönetimi, çekişmeli yerlerin kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan bölümlerine ait tapunun iptaliyle orman niteliğinde Hazine adına tescili ve davalının elatmasının önlenmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, çekişmeli 3 parselin bilirkişi kurulu raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 257.19 m2’lik bölümü ile 2 parselin tamamına ait tapu kaydının iptaliyle orman niteliğinde Hazine adına tapuya tesciline, bu yerlere davalının elatmasının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman sınırları içinde kalan taşınmazların tapusunun iptali ve elatmasının önlenmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 1998 yılında orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması yapılmış, sonuçları 21.07.2000 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman kadastro haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazların orman kadastrosu içinde kalan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve … biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen 36/A maddesi gereğince davalıdan onama harcı alınmasına yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 24/05/2012 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Dava konusu Samsun ili, … ilçesi ….. mahallesi 5097 Ada, 2 ve 3 parseller tapuda davalı adına kayıtlıdır. Davacı … İdaresinin talebi, dava konusu parsellerin orman olduğu iddiasıyla tapu iptali ve tescil ile davalının dava konusu parsellerdeki el atmasının önlenmesine ilişkindir.
Dosya kapsamından niza konusu parsellerin davalının tapudan satın aldığı yerlere karşılık imar uygulaması ile verilen tapulu parseller olduğu anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporundan dava konusu parsellerden 2 numaralı parselin tamamının, 3 numaralı parselin ise (A) harfi ile gösterilen kısmının orman tahdit sınırlarında kaldığı anlaşılmış olduğundan, bu kısımlara ilişkin tapu iptal ve tescil kararı verilmiş olması yerindedir. Ancak, bu yerlerin tapuları iptal edilene kadar dava konusu taşınmazlar üzerinde da
-valının mülkiyet hakkı vardır. TMK’nun 683. (MK.618) maddesi mülkiyet hakkının unsurlarını ve kapsamını göstermektedir. Buna göre “…Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.
Hukuk Genel Kurulu’nun 11.05.1988 gün ve 1987/1-826 E., 1988/399 K. sayılı kararında da, tapu kaydının iptal edilinceye kadar geçerliliğini koruyacağı ve tapu sahibine elatmanın önlenmesini isteme hakkını bahşedeceği benimsenerek, mülkiyet hakkına değer verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, mahkemece sadece orman tahdidi içinde kalan yerlerin belirlenerek tapu kaydının iptali hükmü kurulması ile yetinilmesi gerekirken, ayrıca elatmanın önlenmesine karar verilerek davalının dava tarihindeki tapuya dayalı kullanımındaki hukuka uygunluk nedeninin dikkate alınmamış olması doğru olmamış, kararın elatmanın önlenmesine ilişkin kısmının bu nedenle, bozulması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle sayın çoğunluğun onama kararının elatmanın önlenmesine ilişkin kısmına katılamıyorum.