Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/2510 E. 2012/6943 K. 09.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2510
KARAR NO : 2012/6943
KARAR TARİHİ : 09.05.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine ile davacı …. ve 28 arkadaşı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 30.01.1961 gün ve 8915-597 sayılı bozma kararında özetle “…davacı tapusunun garp ve şimal hududu sabit hudut değildir, bu nedenle tapunun miktarına itibar edilmesi ve sabit sınırdan başlanarak gayrısabit sınıra doğru ölçü yapılması ; ayrıca çay sınırının tapunun tesis tarihinde nereden geçtiği ve mecra değiştirip değiştirmediğinin araştırılması , diğer taraftan keşif zaptında bilirkişiler nizalı yerin davalı tapusunda yazılı sınırlardan Girlik Çayı, Kiper Oyuğu ve Kemer Sırtı arasında kaldığını bildirdikleri halde, mahkemece davalı tapusunun uymadığı kabul edildiğinden yeniden yapılacak keşif sırasında her iki tarafın dayandığı tapu kaydı yöntemince uygulanarak, kapsamının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tesbit edilmesi”gereğine değinilmiştir.
Temyize konu davanın öncesini oluşturan ,Asliye Hukuk Mahkemesinin 1952/283 ve bununla birleşen 1967/100 esasında kayıtlı davalarda, Mahsen Mor ve arkadaşları Hacı Kavak ve arkadaşlarına karşı Eylül 927 tarih 1, Mart 317 tarih 2-4,T.Evvel 324 tarih 26-27 numaralı tapu kayıtlarına; davalılar ise Şevval 1290 tarih 77 numaralı tapu kaydına dayanarak tapu iptali tescil ve muarazanın menini istemişlerdir.
Birleşen, Sulh Hukuk Mahkemesinin 1961/57 sayılı dosyasında …. ve arkadaşları, Ocak 1952 tarih 30 numarada kayıtlı taşınmazda ortaklığın giderilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Davanın devamı sırasında Ağustos 1966 ‘da yörede kadastro çalışmalarının başlaması üzerine, çekişmeli taşınmazlara Şevval 1290 tarihli sicilden gelen Haziran 1966 tarih 5-6 numaralı tapu kayıtları ve vergi kayıtları revizyon gösterilerek aşağıdaki şekilde tutanak düzenlenmesi nedeniyle dosya görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Taşınmazlar, kadastroda 1 parsel (30100 m2), 2 parsel (340.400 m2), 3 parsel (266.750 m2), 4 parsel (108.450 m2), 5 parsel (551.600 m2), 6 parsel (68.500m2), 8 parsel (5800 m2 mezarlık), 9 parsel (250.550 m2), 10 parsel (343.200 m2), 11 parsel(1.009.000 m2), 12 parsel (1.035.000 m2), 13 parsel (1.373.900 m2), 14 parsel (70.000 m2), 16 parsel( 561.360 m2), 17 parsel (150.000 m2), 18 parsel(32.000 m2), 19 parsel(41.500 m2 Mezarlık), 21 parsel (6.400 m2), 22 parsel (68.000 m2), 23 parsel (97.950 m2), 24 parsel (19.575 m2), 25 parsel(16.230 m2) numarasını almışlardır.
Kadastro tespiti sırasında Hazine tapuda kayıt fazlası bulunduğu iddiasıyla, kişiler tespitin yanlış olduğu iddiasıyla Tapulama Komisyonuna itirazda bulunmuş, bir kısım itirazların kabulü üzerine, tapu maliki ve mirasçılarının Hazineye ve diğer şahıslara husumet yönelterek açtıkları kadastro tespitine itiraz davaları bu dava ile birleşmiştir.
Kadastro Mahkemesince, çekişmeli 1, 2, 3, 4, 5, 6, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 16, 17 ve 18 parsellerin zilyedleri olan davalı ve davacı gerçek kişiler adına; (hisse belirtilmeden, “Mirasçı olanlar yönünden veraset ilamındaki hisselere göre” açıklaması yapılarak) 8 ve 19 parsellerin mezarlık niteliğiyle; 23, 24 ve 25 parsellerin ise nitelikleri belirtilmeksizin köy tüzel kişiliği adına tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine ve davacılar mirasçısı olan Abdullah Aras ile 28 arkadaşı vekili Av… tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı anlaşılamamıştır.
Mahkemece, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin bozma kararına uyulduktan sonra “Tesbite esas alınan Şevval 1290 tarihli sicilden gelen Haziran 1966 tarih 5-6 numaralı tapu kayıtlarının gayrı sabit sınırlı olup, bazı sınırlarının Türkçe dahi olmadığı, zamanla köylüler tarafından Türkçe’ye uydurulmaya çalışıldığı, bu hali ile zemine uygulanmasının mümkün olmadığı, Köy önceden tepede bir yerde kurulu iken, Fransız Harbi sonrasında 5 ailenin ovaya yerleştirildiği ve burulara 1930 yıllarından sonra vergi kayıtları oluşturulduğu, tüm parsellerin zilyedlik durumlarının tespit edildiği, itiraz edenlerin bir kısmı ile tapu maliki mirasçıları arasında irtibat kurulamadığı, tapuda malik görünen 5 aile reisinden bir kısmının köyü terkettiği, bir kısmının mirasçılarının harici satımlarla zilyedliklerini devrettiği, vergi kayıtları da gözönünde bulundurularak hali hazır kullanım durumuna göre karar verildiği açıklanmış ise de, bozma gerekleri yerine getirilmediği gibi yapılan araştırma da hüküm kurulmaya elverişli değildir. Şöyle ki;
1. Tespite esas alınan Şevval 1290 tarih 77 numaralı sicilden gelen kök tapu kaydı 100 dönüm tarlanın 1/5 hissesine ait olup , sınırları: …,…,…., malikleri: ….,…,…, ve … olup, davacılar tespite esas alınan tapuların hukuki değerini yitirdiğinden bahisle tapuların iptalini istemişlerdir. Davacılar kendileri de iptali istenen tapuda hissedardır. Mahkemece davacıların tutunduğu Mart 317 tarih 2-4, T.Evvel 324 tarih 26,27, Eylül 927 tarih 1 numaralı tapu kayıtları uygulanıp kapsamları belirlenmediği gibi, tesbite esas tapu kayıtlarının taşınmaza uygulanamayacağı kabul edilmişse de, bilirkişilerce …..’nın güneyde ….. ile birleşen yerde, Kirmenli Höyüğün kuzeydoğuda,……’nın 276 parselin kuzeyinde, ……’nün batıda ….. köyü ile sınır oluşturduğu gibi tanımlara rağmen ,tapu kaydı gereği gibi uygulanmamış, uygulama kroki üzerinde gösterilmemiş, bazı taşınmazların yüzölçümleri çok büyük ve dayanılan tapu kaydı 100 dönüm miktarında, gayrısabit hudutlu olduğu halde kapsamı belirlenmemiş, bu tapu kaydının gittilerinden olan Haziran 1966 tarih 4 numaralı tapu kaydı İslahiye Asliye Hukuk Mahkemesinin 1966/43-302 sayılı kararıyla kamulaştırma nedeniyle 20 adet taşınmaza uygulandığı ve TPAO boru hattı ve DDY güzergahında bulunduğu halde kamulaştırma dosyası ve krokileri getirtilip uygulanmamıştır.
2. Hükümde adına tescil kararı verilenlerin hisseleri ve 23, 24 ve 25 parsellerin köy tüzel kişiliği adına hangi nitelikle tescil edildiği belirlenmemiştir. Bu parsellere tespitte arsa niteliğiyle tutanak düzenlenmiş, iktisap sütunlarında bir çok kişinin evleri olduğu bildirilmiş olduğu halde, köy adına tescil kararı verilirken 3402 sayılı Yasanın 19/2. maddesi gereğince , 3. kişilere ait taşınmazlarla ilgili olarak malikleri adına muhdesat şerhi verilmemiştir.
3. Fen bilirkişiye çekişmeli taşınmazların tümünü, komşu parsellerle birarada gösteren, keşfi izlemeye elverişli her bir tapu sınırının ayrı ayrı gösterildiği kroki düzenlettirilmemiş, 3, 4, 9, 10, 16, 17 ve 25 parsellerin kuzey sınırında orman olduğu halde, Orman Yönetimi davaya dahil edilmemiş, yörede orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı araştırılmamış ve Orman bilirkişiye taşınmazların ormanla ilgisini belirleme bakımından araştırma ve inceleme yaptırılmamıştır.
O halde, doğru sonuca varılabilmesi için, mahkemece, öncelikle Orman Yönetimi davaya dahil edilmeli, daha sonra çekişmeli taşınmazların tümünü birarada komşu parselleriyle birlikte gösteren pafta örneği ve komşu parsel tespit tutanakları ile varsa dayanağı kayıt ve belgeler getirtilmeli, yörede orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı araştırılmalı, 4785 sayılı yasaya göre bir orman kadastrosu yapılmamış olması halinde, kural olarak bir yerin orman olup olmadığı, kesinleşmiş tahdit harita ve tutanaklarının uygulanmasıyla çözümlenir ise de, o yerde köy ya da belde sınırlarının tümünü kapsayan ve 4785 sayılı Yasa hükümleri uygulanarak yapılmış orman kadastrosunun varlığı halinde sağlıklı çözüme ulaşılacağı, 3116 sayılı Yasanın sadece devlet ormanlarının kadastrosunun yapılması öngördüğü, bu nedenle; 4785 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu kesinleşen tahdit harita ve tutanakları ile sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliği ve hukuki durumu saptanamayacağından, çekişmeli taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 sayılı Yasalara göre çözümlenmesinin gerektiği, 4785 sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanların hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirildiği, davanın devamı sırasında yapılan bir orman kadastrosu varsa dava nedeniyle kesinleşmeyeceği düşünülerek, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir fen elemanı ve yöreyi iyi bilen, yaşlı, tarafsız bilirkişiler aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı , taşınmazlar orman sayılan yerlerden değil ise her iki tarafın tutunduğu tapu kayıtları ilk oluşumundan itibaren tüm gittileriyle taşınmaz başında uygulanmalı, uygulamada komşu parsel kayıtları ile İslahiye Asliye Hukuk Mahkemesinin 1966/43-302 sayılı kamulaştırma krokisinden yararlanılmalı, yerel bilirkişilerce gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı verilmeli, tapu kayıtları taşınmazlara uyuyorsa kapsamı 3402 sayılı yasanın 20/C maddesine göre kapsamı belirlenmeli, her bir tapu sınırı fen bilirkişiye ayrı ayrı, renkli kalemlerle işaretlettirilerek keşfi izleme olanağı sağlanmalı, taşınmaza zilyed olanların tapu maliki mirasçıları olup olmadığı, değil ise zilyedliklerinin ne zaman ve hangi nedenle başladığı, nasıl sürdürüldüğü belirlenmeli, kendileri ve bayileri adına aynı çalışma alanında belgesizden tespit yapılıp yapılmadığı araştırılarak ,yapılmışsa bu taşınmazlara ait kadastro tespit tutanakları getirtilip incelenmeli, tespite esas alınan vergi kayıtları uygulanmalı, vergi kayıt malikleri ile tapu kaydı malikleri arasındaki bağ araştırılmalı, adlarına tescil kararı verilecek kişiler tapu maliklerinin mirasçıları ise paylarının belirlenmesi yönünden gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılmalı, tapu maliki mirasçılarından haricen satın alanların satın alma tarihi tespit gününden sonra ise bu kişilerin talepleri yönünden kadastro mahkemesinin değil genel mahkemenin görevli olacağı düşünülmeli, adına tescil kararı verilen kişilere ait olmayan muhdesatlar tek tek belirlenip malikleri lehine muhdesat şerhi verilmeli, Ziraat uzmanından taşınmazların kullanım durumunu gösteren ayrıntılı, bilimsel rapor alınmalı, bundan sonra elde edilecek sonuca göre, 3402 sayılı yasanın 30/2. Maddesi gereğince gerçek hak sahipleri ve hangi nitelikle tescil edileceği belirlenerek karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre de, zilyedlikten tescile karar verildiği halde aynı çalışma alanında her bir kişi için 100 dönüm taşınmaz edinme kısıtlamasına uyulmamış olması da isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazine ile….. ve arkadaşlarının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halindee yatırana iadesine 09/05/2012 günü oybirliği ile karar verildi.