Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/2538 E. 2012/9020 K. 13.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2538
KARAR NO : 2012/9020
KARAR TARİHİ : 13.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı Hazine 10.07.1986 tarihli dilekçesiyle, davalı adına tapuda kayıtlı … köyü 283 sayılı parselin, Hazine adına kayıtlı Şubat 1958 tarih 13 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı, taşınmazın Hazine adına tescili gereken yerlerden olduğu iddiasıyla, davalı adına olan tapu kaydının iptali ve Hazine adına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 07/03/2006 gün ve 2006/1930-3011 sayılı kararıyla; “Mahkemece, davacı Hazine ile davalı …’ın tutunduğu tapu kayıtlarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen bilirkişi rapor ve krokileriyle, çekişmeli 283 sayılı parselin davalı …’ün tutunduğu tapu kaydı kapsamında kaldığı, Hazine tapusunun bu parseli kapsamadığının belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Her şeyden önce; Hazinenin tutunduğu tapu kaydının idari yoldan oluştuğu ve mutlaka ekli tescil krokisinin bulunacağı gözetilerek bu krokisi getirtilmemiş, çekişmeli parsele batıdan sınır olup, davalı … adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tesbit edilen, yerel bilirkişi sözlerine göre aynı sınırları içindeki dava dışı 1600 m2 yüzölçümündeki 282 sayılı parsel, tapu kaydı uygulamasında göz ardı edilmiş,tapu kaydı batısında … okuduğu halde, buranın zeminde murt çalıları bulunan yer olduğu tarif edilmesine ve bu sınırı itibariyle değişebilir nitelikte sınır içermesine rağmen, 3402 sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince tapu kaydının kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, kayıt kapsamı dışındaki bölümlerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilebilecek yerlerden olup olmadığı ve davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılmamış, çekişmeli taşınmazın dava sırasında yapılan orman kadastrosunda ne gibi bir işlem gördüğü üzerinde durulmamış, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı araştırılmamıştır.
Bu nedenlerle, mahkemece: öncelikle, var ise Hazinenin tutunduğu tapu kaydının tescil krokisi, komşu 284, 285, 286, 287, 278 ve 279 sayılı parsellerin kadastro tesbit tutanakları ve var ise tesbitlerine esas alınan tapu ve vergi kayıtları, kadastro tesbitleri hükmen kesinleşenlerin hüküm dosyaları ve en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planı ilgili yönetimlerden getirtilmeli, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman mühendisi ve bir fen elemanı bilirkişi vasıtasıyla yeniden yapılacak keşifte, en eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğrafları, ada bazında, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; … Hazinenin tutunduğu tapu kaydı ve var ise tescil krokisi ile davalı gerçek kişinin tutunduğu tapu kaydı ve mahkeme kararı uygulanmalı, yerel bilirkişi sözleri komşu parsel kayıtları ile denetlenmeli, dayanılan tapu kayıtlarının çekişmeli parseli kapsayıp kapsamadığının tereddüde yol açmayacak biçimde saptanmalı, fen elemanı bilirkişiye kayıt uygulamasını gösterir kroki düzenlettirilmeli, çekişmeli
2012/2538-9020
taşınmazın davalı gerçek kişinin tutunduğu tapu kaydının sınırları itibariyle kapsamında kaldığı belirlendiği takdirde, batıdaki çamurluk sınırı itibariyle değişebilir nitelikte sınır içerdiğinden kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, aynı sınırları içinde davalı adına tesbiti kesinleşen dava dışı 282 sayılı parselin de kaldığı, kaydın buradan başlanarak uygulanması gerektiği gözetilerek, kayıt fazlasının nereden kaynaklandığı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilip edinilemeyeceği, davacı yararına 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesindeki koşulların oluşup oluşmadığı belirlenmeli,
Bu cümleden; yapılacak keşifte, davacının varsa zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenip, zilyetliğin nasıl ve ne zaman başladığı; kaç yıl süre ile ne şekilde devam ettiği sorulup, yeterli ve kesin yanıtlar alınmalıdır. Komşu parsel tutanak ve dayanaklarının, bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri ve zilyetlik yolu ile kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı belirlenmelidir.
Toprak bilgisine sahip tarım uzman bilirkişi görevlendirilip, taşınmazdan muhtelif toprak numuneleri alınıp, ilgili kurumda incelettirilip, tarım toprağı olup olmadığı ve tarım toprağı ise, kaç yıldır, ne şekilde kullanıldığı saptanıp; bu yolda, bilimsel verilere dayalı kapsamlı rapor düzenlettirilmelidir. Kamulaştırma alanı içinde kalan taşınmaz bölümünün zilyetlik yolu ile kazanılamayacağı düşünülmelidir.
3402 sayılı Yasanın 14. maddesindeki kısıtlamalar nedeniyle davacının zilyetlik yolu ile kazandığı toprak bulunup bulunmadığı; varsa, cinsi ve miktarı Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ayrı ayrı araştırılıp, başka tescil davası olup olmadığı da Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulmalı, anılan maddede vurgulanan miktarların aşılıp aşılmadığı saptanmalıdır.” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece; bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptal tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1950 yılanda kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 15/01/1993 tarihinde askı ilanı yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 13/06/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.