Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/2624 E. 2012/9404 K. 21.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2624
KARAR NO : 2012/9404
KARAR TARİHİ : 21.06.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı 08.10.2008 günlü dava dilekçesiyle; … köyünde bulunan 216 ada 3, 304 ada 33, 38, 56, 92 ve 94, 338 ada 45, 63, 93 ve 95 nolu parsellerin emlak beyannamesi, tapulu ve zilyetliğinde olmalarına rağmen kadastro sırasında Hazine adına tespit edildiklerini belirterek yapılan tespitlerin iptali ile adına tescillerini istemiş, daha sonra 304 ada 38 ve 56 ile 338 ada 95 nolu parseller hakkındaki davasından feragat etmiştir. Mahkemece; davanın kısmen kabulüne ve dava konusu 304 ada 38 ve 56 ile 338 ada 95 nolu parseller hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddi ile tespit gibi tapuya kayıt ve tescillerine, 338 ada 63 nolu taşınmazın zaten davacı adına tesbit gördüğü anlaşılmakla bu parselin tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline, 216 ada 3 ve 338 ada 45 nolu parsellere ilişkin davanın reddi ile tespit gibi tapuya kayıt ve tescillerine, 304 ada 33 ve 92 sayılı parseller ile 338 ada 93 nolu parsellerin tespitlerinin iptali ile tarla niteliğiyle davacı adına tapuya kayıt ve tescillerine, 304 ada 94 nolu taşınmazın 07.12.2011 günlü fen bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen bölümünün tespitinin iptali ile tarla niteliğiyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, (B) ile gösterilen bölümünün tespit gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından kabul edilen 304 ada 33, 92, 94/A ile 338 ada 93 nolu parseller yönünden temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1945 yılında kesinleşen orman tahdidi ile 02.07.2007’de kesinleşen 3402 sayılı Yasanın 5304 sayılı Yasayla değişik hükümlerine göre yapılan aplikasyon ve 2/B uygulamaları bulunmaktadır.
Dava konusu taşınmazlardan 304 ada 33 nolu (365,33 m²), 92 nolu (1511,66 m²) ve 94 nolu (2497,87 m²) yüzölçümlü taşınmazlar 1981 yılı emlak beyannamesi miktar fazlası olarak tarla niteliğiyle Hazine adına, 338 ada 93 nolu (169,30 m²) yüzölçümlü taşınmaz 338 ada 63 nolu ve dava dışı başka parsellere uygulanan Aralık 1950 tarihli 195 nolu tapu kayıt miktar fazlası olarak tarla niteliğiyle davalı Hazine adına tespit edilmişlerdir.
Mahkemece, temyize konu taşınmazlar yönünden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinme koşullarının davacı yararına oluştuğu, Aralık 1950 tarihli 195 nolu tapu kaydı ile 1981 tarihli emlak kayıtlarının oluştuğu günden kadastro tespitinin yapıldığı 24.06.2008 tarihine kadar 20 yılı aşkın süredir davacının zilyet bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; davacı taşınmazlara ait emlak beyannamesi bulunduğu, tapulu ve zilyetlikle kazanılacak yerlerden olduğu iddiası ile dava açtığı halde, mahkemece bölgede 1945 yılında yapılan orman kadastrosu ile 02.07.2007’de kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulamalarına ait tutanaklar ve harita getirtilerek çekişmeli yerlerin tahdide göre konumları belirlenmemiş, taşınmazlar üzerindeki gerçek zilyetlik olgusunun tespiti açısından memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planındaki konumları da incelenmemiştir. Hükme esas alınan orman bilirkişi temyize konu taşınmazlar yönünden rapor sunmamıştır. Diğer taraftan Aralık 1950 tarihli 195 nolu tapu kaydının tüm geldi ve gitti kayıtları ile revizyon gördüğü parsellere ait kadastro tutanağı ve ekleri, yine komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve dayanakları getirtilerek keşif sırasında mahallinde usulüne uygun şekilde
2012/2624 – 9404
uygulanmamış, çekişmeli 338 ada 93 nolu taşınmaza uyup uymadığı tespit edilmemiştir. Ayrıca dava konusu 304 ada 33 nolu taşınmazın beyanlar hanesinde “Şevket oğlu Alim Ural’ın” zilyetliğinde olduğu şerhi bulunduğu halde Alim Ural davaya dahil edilmemiştir. Eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak hüküm kurulamaz.
Bu nedenle; mahkemece, öncelikle dava konusu 304 ada 33 nolu parselin beyanlar hanesinde zilyet olarak gösterilen Alim Ural davaya dahil edilmeli, Aralık 1950 tarihli 195 nolu tapu kaydının tüm geldi ve gitti kayıtları ile revizyon gördüğü parsellere ait kadastro tutanağı ve ekleri, komşu parsellere ilişkin kadastro tespit tutanak örnekleri, kesinleşen orman kadastrosuna ait tüm tutanaklar ve haritası ile eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planı ilgili yerlerden getirtildikten sonra önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu ve fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazların tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmelidir. Yukarıda açıklanan araştırma sonucu taşınmazların seri bazında yapılan ve kesinleşen Devlet Ormanlarının dışında kaldığının saptanması halinde bu kez eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planı çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, taraf tanıkları ve tespit bilirkişiler dinlenerek dayanak tapu kaydı yöntemince zemine uygulanmalı, tapu kaydının mevki ve sınırlar itibariyle taşınmaza uyup uymadığı saptanmalı; uyuyor ise geçerli kapsamı tayin olunmalı; fen bilirkişi krokisi üzerine tapu kaydı sınırları kırmızı renkli kalemle gösterilerek keşfi izleme olanağı sağlanmalı,taşınmazların 6831 sayılı Yasanın 17. maddesi kapsamında orman içi açıklığı niteliğinde bulunup bulunmadığı belirlenmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin 304 ada 33, 92, 94/A ile 338 ada 93 nolu parsellere ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 21.06.2012 günü oybirliği ile karar verildi.