Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/264 E. 2012/6210 K. 24.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/264
KARAR NO : 2012/6210
KARAR TARİHİ : 24.04.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında …köyü, 153 ada 3 parsel sayılı 938405,49 m² yüzölçümündeki taşınmaz, hali arazi niteliğiyle davalı Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı vekili, eklemeli kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak çekişmeli 153 ada 3 parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 35 dönümlük miktarının müvekkili adına tesbit ve tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davacı vekiline dava ettiği taşınmazın ada ve parsel numarasını ve delillerini bildirmesi hususunda ihtaratlı tebligat yapılmasına rağmen davacı vekili duruşmaya gelmediği gibi herhangi bir delil de bildirmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına ve dava konusu Yeniköy köyü, 153 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
Davacı taraf, dava ve temyize konu 153 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitine karşı yasal süresinde dava açmıştır. Mahkemece 3402 sayılı Kadastro Kanununun 28/2. maddesi hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 28’inci maddesi hükmünde davacı gerçek ve tüzel kişilerin dava sebep ve delillerini dava dilekçesinde bildirmek zorunda oldukları, bildirilmemiş ise mahkemece gönderilecek davetiyeyle dava sebep ve delillerini bildirmesinin davacıya tebliğ edileceği, davacının ilk duruşmaya kadar dava sebep ve delillerini dilekçeyle veya ilk oturuma gelerek sözlü olarak bildirmez ise, davanın açılmamış sayılmasına ve tespit gibi tescile karar verileceği açıklanmıştır.
Davacı, 30.09.2010 havale tarihli dava dilekçesinde, çekişmeli taşınmazın murisinden kendisine miras yoluyla kaldığının belirterek eklemeli kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmış, dava dilekçesinin deliller bölümünde ise “Tanık, keşif, her türlü delil” sözcüklerine yer vermek suretiyle delillerinin neler olduğunu da açıklamıştır.
Bu olgular gözetildiğinde, davacının dava dilekçesinde dava sebep ve delillerini bildirdiğinin kabulü gerekir. Hal böyle olunca, davacıya Kadastro Kanunu’nun 28’inci maddesindeki yaptırımın uygulanamayacağı, bir başka deyişle, bu madde hükmüne dayanılarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilemeyeceği kuşkusuzdur. Yasal düzenlemelerin amacı ve açık hükmü gözardı edilerek hüküm verilemez.
O halde mahkemece, davacıdan iddiasını ispat için gösterdiği diğer delilleri sorulup saptanmalı, tanıklarının listesini ibraz etmesi istenilmeli, gösterdiği deliller toplanmalı, dava dosyası keşfe hazır hale getirilmeli, davacının zilyetlik hukuksal nedenine dayandığı dikkate alınarak, tanık bildirmese dahi re’sen seçilecek yerel bilirkişi ve tutanak bilirkişileriyle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 36’nci maddesi hükmü de gözetilerek mahallinde keşif yapılmalı, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece açıklanan bu olgular gözardı edilerek yersiz gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 24/04/2012 günü oybirliği ile karar verildi.