YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2651
KARAR NO : 2012/8703
KARAR TARİHİ : 07.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı kooperatif ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Kooperatif, 25.07.2008 tarihli dilekçesiyle, Mersin ili, … ilçesi, … mevkii, 1661 parsel sayılı taşınmazın 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi uygulaması sonucunda, orman kadastro çalışmaları sonucunda orman sınırları dışına çıkarıldığı ve askı ilan süresi sonunda 01.08.1989 tarihinde … adına tapuda tescil edildiği, … Belediye Meclisinin 15.02.1991 tarih ve 6 sayılı kararı ile 1661 parsel sayılı taşınmazı kapsayan bir alanın Mersin Valiliğince toplu konut alanı olarak ilan ettirilmesine yönelik karar alarak talebi Mersin Valiliğine sunduğu, Mersin Valiliği Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü’ünce talebe konu alanın toplu konut alanı olarak tespit edilmesinin uygun görüldüğü, Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Etüd ve Proje Dairesi Başkanlığınca arazinin niteliği nedeni ile istenen amaçla kullanılmasında bir sakınca görülmediği, … …’nın 12.02.1992 tarih ve 257 k. sayılı devir talep yazısı ve Maliye Bakanlığı, Milli Emlak Genel Müdürlüğü’nün 19.11.1992 tarih ve 48289 sayılı yazısı ile 1661 parsel sayılı taşınmazın 152.000.000.- TL ( eski TL) bedelle … …’na satışının uygun görüldüğü, … …’nca taşınmaz bedelinin 22.12.1992 tarihinde Maliye ve Gümrük Bakanlığı … … veznesine yatırılarak taşınmazın tapusunun 24.12.1992 tarihinde … …’na geçtiği, Toplu Konut Kanunu’na uygun olarak Arsa Ofisince taşınmazın satın alınmasında fayda görülmediğinden taşınmazın … Belediye Başkanlığınca satılmasına izin verildiği, … …’nın toplu konut alanı ilan edilen davaya konu 1661 parsel sayılı taşınmazı gerekli prosedürleri tamamlayarak 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’a göre açık artırma yolu ile satışa sunduğu, taşınmazın satış şartnamesi gereğince 05.08.1993 tarihinde 1.310.375.000.- TL ( eski TL) bedelle Davacı S.S. … Konut Yapı Kooperatifi’ne satışının gerçekleştiği ve satışın … Tapu Sicil Müdürlüğü’ne bildirilerek 27.05.1994 tarihinde adlarına tapuya tescil edildiği, Tapunun kooperatif adına geçmesinden sonra kooperatif tarafından 3194 sayılı kanuna uygun olarak 17.03.1995 tarih 7-20 ruhsat numarası ile 39 adet konuta ilişkin ruhsat alındığı, bu ruhsata istinaden 1995 yılında inşaata başlandığı, 39 adet konutun betonarme- karkas inşaatı bitirildiği, duvarlarının örüldüğü, kapı pencere kasalarının takıldığı, sıhhi tesisatı ve elektrik tesisatının yapıldığı, iç kaba ve alçı sıva imalatının yapıldığı, boyasının, kanalizasyon ve fosseptik inşaatı tamamlandığı, konutların üyelere teslim edilmesi aşamasında, parselin 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesine göre Hazine adına yapılan orman dışına çıkarma ve Hazine adına tesbitine işlemine karşı Rasim ERDEVİL ve diğerleri tarafından … aleyhine açılan davanın reddine ve 1661 sayılı parselin tesbit gibi Hazine adına tapuya tesciline
2012/2651 – 2012/8703
ilişkin, … Kadastro Mahkemesinin 26.04.2000 gün ve 1999/21-23 sayılı kararının kesinleştiği, bu davaya kooperatiflerin de … yanında müdahil olarak iştirak ettiği, mahkeme; kararın, ilk malik … lehine olması nedeni ile bu kararın kooperatif lehine olduğu halde, daha önce yapılan şatışlar dikkate alınmadan, kesinleşen bu karara göre adlarına olan tapu kayıtlarının iptal edilip, haksız olarak Hazine adına tescil edildiği, davacı kooperatifin bu husustan 2005 yılında haberdar olduğu, bu nedenlerle, çekişmeli 1661 sayılı parselin … adına olan tapusunun iptali ile kooperatif adına tescili, tescilin imkansız olması halinde, fazlaya dair haklar saklı kalmak sureti ile kooperatifin uğramış olduğu toplam 3.073.700,00.-TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesi iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece; … … Yönünden davanın REDDİNE, davacı kooperatifin tescil talebinin REDDİNE, tazminat isteminin KABULÜ ile davacı kooperatifin uğramış olduğu zarar ve arsa bedelinden oluşan toplam 1.712.399,16.-TL’ tazminatın, dava tarihi olan 10/07/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … Hazinesinden alınarak davacı kooperatife verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı kooperatif tarafından tazminat miktarını düşük hesaplanması, Hazine tarafından da tazminata hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğu iddiasıyla temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya ve dosya kapsamına göre, dava; 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer niteliğiyle tapuda kayıtlı taşınmazın, tapu kaydının iptal ve tescili ya da Türk Medenî Yasasının 1007. maddesi gereğince tazminat istemine ilişkindir.
Mülkiyet hakkı, Anayasanın 35. maddesi ve bu maddeye uygun olarak çıkarılan yasalarla korunduğu gibi, 5170 sayılı Yasa ile değişik Anayasanın 90. maddesi ile kanun hükmünde olduğu kabul edilen, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ek 1 Numaralı Protokolün 1. maddesiyle de güvence altına alınmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), TURGUT VE DİĞERLERİ-TÜRKİYE davası kararında, devlet tarafından tazminat ödenmeksizin taşınmazın geri alınmasının, orantısız bir müdahale olduğunu ve söz konusu davada tazminat ödememeyi gerektirecek istisnaî şartların bulunmadığına işaret ederek, kamu yararı ile bireysel haklar arasındaki adil dengenin kurulamamasını ihlal nedeni olarak saymış; KÖKTEPE-TÜRKİYE davasında ise, başvuranlara uygulanan mülkiyetten yoksun bırakma işlemine gerekçe olarak gösterilen tabiatın ve ormanların korunması amacının, 1 No.’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi anlamında kamu yararı kapsamına girdiğine dikkat çekmekle birlikte, mülkiyetten yoksun bırakma halinde, ihtilaf konusu tedbirin arzu edilen dengeye riayet edip etmediğinin ve bilhassa da başvuranlara orantısız bir yük yükleyip yüklemediğinin belirlenmesi için, iç hukukta öngörülen telafi yöntemlerinin dikkate alınması gerektiğini hatırlatarak, mülkün değerine karşılık gelen makul bir meblağın ödenmeden, mülkten mahrum bırakmanın aşırı bir müdahale teşkil edeceğini ifade etmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.11.2009 gün ve 2009/4-383 E., 2009/517 K.; 16.06.2010 gün ve 2010/4-349 E. 2010/318 K sayılı kararlarında da vurgulandığı gibi, tapu işlemleri, kadastro tesbit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğundan ve tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kayıtlarda yapılan hatalardan T.M.K. m. 1007 anlamında devletin sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Burada Devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluktur. Bu işlemler nedeniyle zarar görenler, Medeni Yasanın 1007. maddesi gereğince, zararlarının tazmini için, Borçlar Yasasının 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilirler.
Ne var ki; Medeni Yasanın 1007. maddesi hükmüne göre, tazminata hükmedilebilmesi için, diğer koşulların yanı sıra, “Tapu sicilinin tutulması nedeniyle bir zarar doğmuş olmalıdır.” Somut olayda; tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesiyle bir zarar oluştuğu kabul edilebilirse de, 26.04.2012 gün ve 8275 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak, aynı tarihte yürürlüğe giren 19.04.2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin
2012/2651 – 2012/8703
Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Yasanın “2/A veya 2/B belirtmelerinin terkini ve iade edilecek taşınmazlar” başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre ilgilileri adına oluşturulan ve tapuda halen kayıtlı olan taşınmazlardan Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi bulunan veya konulan taşınmazların tapu kayıtlarının bedel alınmaksızın geçerli kabul edileceği ve tapu kütüklerindeki 2/A veya 2/B belirtmelerinin terkin edilerek tescillerinin aynen devam edeceği, bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılamayacağı, açılan davalardan vazgeçileceği, açılan davalar sonucunda tapularının iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilen, kesinleşen ve tapuda henüz infaz edilmeyen taşınmazlar hakkında da aynı şekilde işlem yapılacağı, ancak bu kararlardan infaz edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar ise, ilgilileri tarafından bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde idareye başvurulması hâlinde, bedelsiz olarak önceki kayıt maliklerine veya kanunî mirasçılarına iade edileceği; aynı Yasanın 7. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, birinci fıkra kapsamında kalan taşınmazlardan tapuda Hazine adına tescilli olan taşınmazlar hakkında aynı fıkrada belirtilen süre içerisinde idareye başvurmayan ilgililerin haklarının bu sürenin bitimiyle birlikte sona ereceği, bu kişilerin idareden başkaca talepte bulunamayacakları, hak ve tazminat talep edemeyecekleri ve dava açamayacakları öngörülmektedir. Tapusu iptal edilen taşınmazın, 6292 sayılı Yasanın sözü edilen hükümlerine göre tekrar tapu sahibine iade edilmesi halinde, davacı tarafın zararı izale edilip, tazminata hükmedebilmek için zorunlu unsur olan zarar gerçekleşmeyeceği için, taraflara yasadan kaynaklanan yetkilerinin kullandırılması ve sonucuna göre işlem yapılması için yerel mahkeme hükmünün bozulması gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı kooperatif ve davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 07/06/2012 günü oybirliği ile karar verildi.