YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2653
KARAR NO : 2012/6400
KARAR TARİHİ : 26.04.2012
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi kadastro müdürlüğü tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
2010 yılında yapılan 3402 sayılı Yasaya (5831 sayılı yasa ile eklenen) Ek 4. maddesi uyarınca 2/B madde alınlarında yapılan kadastro sırasında Yayla… köyü 136 ada 6 sayılı 10.415,68 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasanının 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı, taşınmazın …’ın zilyetliğinde olduğu açıklaması yazılarak tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, 136 ada 6 sayılı taşınmazın zilyedinin kendisi olduğu halde, beyanlar hanesinde eşi olan …’ın isminin yazıldığı, beyanlar hanesindeki zilyetlik şerhinin iptal edilerek isminin yazılması istemiyle dava açmıştır. Davalı …, 21.05.2010 tarihli oturumda davayı kabul etmiştir. Mahkemece, kadastro müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumet yokluğu yönünden reddine, …’a yönelik davasının kabulüne, dava konusu taşınmazın beyanlar hanesindeki zilyetliğe ilişkin şerhin silinerek bunun yerine “Taşınmazın …’ın zilyetliğinde olduğu” şerhinin yazılmasına karar verilmiş, hüküm kadastro müdürlüğü adına Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak; kadastro davaları, kadastro ekipleri tarafından ad/adlarına tesbit yapılan veya kadastro komisyonlarınca ad/adlarına tesbite karar verilen gerçek ve tüzel kişilere karşı açılır. Dava, 3402 sayılı Yasanın Ek 4. maddesine göre yapılan kadastro tespitine itiraz niteliğindedir. Davanın saptanan bu niteliğine göre husumetin taşınmazın tespit maliki olan Hazineye yöneltilmesi zorunludur. Ancak; somut uyuşmazlıkta dava kadastro genel müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılmıştır. Davacının asıl dava etmek istediğinin Hazine olduğu anlaşıldığından, ortada belirgin bir biçimde temsilde yanılma hali bulunmaktadır. Bu durumun mahkemece re’sen gözetilmesi ve davanın usulünce gerçek hasıma yönlendirilmesi için davacı tarafa olanak sağlanması gerekirken, aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır (HGK.2010/7-70-86 sayılı kararı ).
Kabule göre de, 3402 sayılı Yasa hükümleri uyarınca, kadastro hakimleri infaza elverişli sicil oluşturulmakla görevli ve yetkili olduğundan, taşınmazın beyanlar hanesindeki şerhin dava konusu edilmesi nedeniyle kadastro tesbit tutanağı davalı olarak gönderildiğinden, mahkemece taşınmazın maliki hakkında sicil oluşturulmaması da doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı … müdürlüğü adına Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer konuların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 26.4.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.