Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/2949 E. 2012/8291 K. 31.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2949
KARAR NO : 2012/8291
KARAR TARİHİ : 31.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi, Hazine ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı …, 13.08.2007 tarihli dilekçesinde sınırlarını bildirdiği …. köyü ….. mevkiinde bulunan 2000 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, çevresindeki tarım alanları ile bir bütün olduğunu, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne ve fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 24.05.2008 tarihli rapor ile 18/07/2010 tarihli rapor ve krokilerinde (1) işaretli 958,78 m² yüzölçümlü bölümün tarım arazisi niteliği ile ….. köyü’nde son adanın son parsel numarası verilerek davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi, Hazine ve … tarafından temyiz edilmekle dairece bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 26/09/2011 gün ve 2011/10534-10519 sayılı bozma kararında: [Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazın bulunduğu ….. Köyünde davanın devamı sırasında genel arazi kadastrosu yapıldığı ve dava konusu taşınmaza 109 ada 2 parsel nolu kadastro tutanağı düzenlendiği, tutanak üzerine temyize konu bu dosyada davalı olduğunun yazıldığı ve kesinleştirilmediği anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Yasanın 26/4 maddesi hükmüne göre “Kadastro mahkemesinin yetkisi (görevi) her taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği günde başlar. ”Yine aynı yasanın 27/1. maddesine göre “Mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili ve henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmazlara ilişkin davalar hakkında o taşınmaz için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevi sona erer ve davalara ait dosyalar mahkemesine re’sen devrolunur.” hükümleri getirilmiştir. Görev; kamu düzenine ilişkin olup, temyiz edenlerin sıfatına bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında gözetilmelidir. Bu sebeple, mahkemece yapılacak iş, çekişmeli taşınmaza kadastro tutanağı düzenlendiğinden, davaya bakma görevinin kadastro mahkemesine ait olduğu düşünülerek görevsizlik kararı vermekten ibarettir.] gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, hüküm davalı … Yönetimi tarafından yararlarına vekalet ücreti takdir edilmemiş olmasının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkin olup, davanın yargılaması sırasında dava konusu taşınmaz için kadastro tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle mahalli mahkemenin görevi sona ermiş; 3402 sayılı Kadastro Yasasının 27. maddesinin 1. fıkrası uyarınca görevsizlik kararı verilmek suretiyle dava dosyasının kadastro mahkemesine devrolunmasına karar verilmiştir.3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 27. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte kadastro mahkemelerinin görevi başlamakta; buna karşın genel mahkemelerin görevi sona ermekte ve davaları doğrudan doğruya kadastro mahkemesine aktarma yükümlülüğü doğmaktadır.
Bundan sonra; genel mahkemelerin, kadastro tutanağı düzenlenmiş bulunan davalara bakması olanaklı değildir. Genel mahkemeler tarafların isteğine bağlı olmadan, dosyayı bir görevsizlik (devir ve tevdi) kararı ile kadastro mahkemesine aktarır. Hemen belirtilmelidir ki, mahalli mahkemelerce doğrudan doğruya verilen aktarma kararı, teknik anlamda bir görevsizlik kararı değil, sadece bir devir kararıdır. Bu nedenle, bu devir kararı hakkında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 20. (Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 193.) maddesi hükmü uygulanmaz ve bundan dolayı davacı yargılama giderlerine ve vekalet ücretine mahkum edilemez.
Sonuç olarak; dava açıldığı tarihte görevli bulunan bir mahkemenin, sonradan çıkan bir yasa ile görevsiz hale gelmesi ya da yasada öngörülen koşulların gerçekleşmiş olması nedeniyle görevinin sona ermesi üzerine verilecek görevsizlik (devir ve tevdi) kararında, davacıya yargılama gideri ve vekalet ücreti yükletilmesi olanaklı değildir (HGK.2006/8 – 597-623).
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı … Yönetiminin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 31/05/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.