YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3158
KARAR NO : 2012/8681
KARAR TARİHİ : 07.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 24.02.2011 gün ve 2010/15528-1692 sayılı bozma kararında özetle: ” Mahkemece kesinleşmiş orman kadastro tutanak ve haritalarına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporlarıyla çekişmeli parselin tamamının yörede 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı, taşınmazın (A) işaretli bölümünün 1976 yılında eylemli durumu nedeniyle orman olarak sınırlandırılan … Devlet Ormanı sınırları içinde bırakıldığı, taşınmazın diğer bölümünün ise orman sınırları dışında bırakıldığı, sonraki işlemlerde durumu değişmediği, taşınmazın tamamının 1952 yılında makiye ayırma komisyonunca makiye ayrıldığı, eylemli olarak önceden tarla olarak kullanılırken, son zamanlarda tarımın terk edilmesi nedeniyle arsa haline dönüştüğü, üzerinde orman ağacı ve kalıntısı bulunmadığı belirlendiği ve mahkeme gerekçesinde bu bilirkişi raporlarından söz edilerek taşınmazın (A) bölüne ilişkin davanın kabulü gereğine değinildiği halde, kararın hüküm kısmında taşınmazın tamamını ilişkin davanın kabulüne karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu, hükmüne uyulan bozma kararında da değinildiği, Ağustos 2007 tarih ve 8 sayılı YARGITAY KARARLAR DERGİSİNDE yayınlanan, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 20.12.2006 gün ve 2006/14641-17945 sayılı kararında da açıklandığı gibi, 5653 sayılı Yasa ile değişik 3116 sayılı Yasanın 1. maddesi hükmüne göre kurulan makiye ayırma komisyonunun, 6831 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra yasal hiçbir dayanağının kalmadığı, yörede 1953, 1957 ve 1963 yıllarında yörede makiye ayırma çalışması yapan komisyonlar yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun kurulmadığı gibi, yasa ve yönetmelik hükümlerine de aykırı çalıştıkları, bu nedenle yaptıkları makiye ayırma işlemlerine değer verilemeyeceği, yasa ve yönetmelik hükümlerine uyulmadan yapılan çalışma sonunda makiye ayrılan yerlerin tevzii işlemlerinin de yapılmadığı, makiye ayrılan yerlerde özel yasaları gereği oluşturulan tapu kayıtları dışındaki kayıtlar ile zilyetliğe değer verilmeyeceği, 1952 yılında yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak kurulmayan ve yine yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak görev yapmayan maki komisyonunca kısmen 1942 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında, kısmen içinde bulunan ve Akdeniz sahil şeridine kadar dayanan köy toplu tarım arazilerini, meraları, tepeleri, tarıma uygun olmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler ile … Köyü yerleşim yerini de içine alan çok geniş bir alanın makilik saha olduğundan söz edilerek makilik olarak belirlendiği, 1976 yılında görevlendirilen Orman Kadastro Komisyonu tarafından, 1952 yılı maki çalışmalarına değer vermeyerek ve 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun sadece Murat Paşa Vakfına ait tapu kayıtları kapsamında kalan taşınmazlar yönünden iptal edildiği,
2012/3158 – 2012/8681
diğer taşınmazlar yönünden, tahditin hukuki geçerliliğini sürdürdüğü göz önünde bulundurmadan, 1942 yılı tahditinin tamamı iptal edilmiş gibi yeniden orman kadastrosu yapılacağı Orman Kadastro Komisyonunun 03.06.1976 tarihli ve 1 nolu tutanağında belirtildikten sonra, kısmen 1942 yılı tahdit hattına uyularak yeniden orman kadastrosu yapıldığı ve 1942 yılı tahdit hattı dışında kalan ancak niteliği eylemli orman olan bir kısım yerlerin, 4785 sayılı Yasa hükümlerine göre orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonrada 1744 sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması yaparak, bir kısım ormanların 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kayıp etmesi nedeniyle orman dışına çıkartılarak, 24.07.1976 tarihli (36) nolu işi bitirme tutanağı düzenlendiği, 23.11.1976 tarihli (37) nolu tutanakla da, yapılan işlemlerin ilan edilmesine karar verildiği ve bu ekip çalışmalarının ilanı üzerine süresinde yapılan itirazların incelendiği ve 09.11.1976 günlü (5) numaralı itirazları inceleme tutanağında “…4 nolu Orman Kadastro Ekibince 1744 sayılı Yasa gereğince nitelik kaybı nedeniyle (2) numaralı poligon olarak orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin 1952 yılında makiye ayrıldığı, bu sahanın eskiden beri köy arazisi ve köy yerleşim alanı olarak kullanıldığı cüzî bir kısmının orman sayılmayan makilik alan olduğu görülmekle 2 nolu parselin (2 nolu 2. Madde poligonunun) orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemlerin bu şekilde düzeltilmesine” karar verildiği, 4785 sayılı Yasa hükümleri göz önünde bulundurularak 1976 yılında ilk kez yapılan çalışmada orman sınırları dışında bırakıldığı, 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulamasına konu edilmediği, yapılan işlemlerin ilanından sonra ilan tarihlerinde yürürlükte bulunan 3116 sayılı Yasa ve 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Yasa ile değişik 11. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürelerin de geçmesiyle kesinleştiği, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla, sadece Vakıflar İdaresinin dayandığı Muratpaşa Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden 1942 yılı orman kadastrosunun iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden 1942 yılı orman kadastrosunun hukuki geçerliliğini koruduğu, 1942 yılında yapılan orman kadastrosunu yok sayarak, 1942 yılında orman olarak sınırlandırılan alanları orman sınırları dışında bırakan karar ve işlemlerin ikinci kadastro olması nedeniyle hukuki değer taşımazsa da (3402 sayılı Yasanın 22/1. maddesi), 1942 yılında yapılan orman kadastrosu ile sadece devlet ormanlarının sınırlandırılıp, 4785 sayılı Yasa ile (istisnalar dışında) özel ve tüzel kişilere ait tüm ormanların devletleştirildiğinden ve 5658 sayılı Yasada Vakıf Ormanlarının iade edileceğine ilişkin hüküm bulunmadığından 1942 yılı tahditi dışında kalan yerlerde, 7 numaralı Komisyonun 1976 yılında 4785 sayılı Yasa hükümlerine göre yaptığı çalışmayla devletleştirilen orman alanı olduğu belirlenen yerlerin orman olarak sınırlandırılmasının yasaya uygun olduğu, dava konusu taşınmazın (A) ile gösterilen bölümünün daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934- İsviçre M.Y.nın 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağı da bulunmadığı hususları gözetilerek, yöntemine uygun olarak yapılan araştırma sonunda orman sınırları içinde kaldığı belirlenen çekişmeli 2411 ada 7 sayılı parselin bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 49 m2 yüzölçümündeki bölümüne ilişkin davanın kabulüne, çekişmeli parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı belirlenen ve fen bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 326 m2 yüzölçümündeki bölümüne ilişkin davanın ise reddine karar verilmesi, 6099 sayılı Yasa hükümlerinin gözetilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın KISMEN KABULÜNE, çekişmeli … köyü ( mahallesi ) 2411 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 24.04.2007 günlü fen bilirkişi krokisinde (B) harfi ile işaretlenen 49 m2 yüzölçümündeki bölümün tapu kaydının iptaline ve orman olarak Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline,
2012/3158 – 2012/8681
davacının fen bilirkişinin 24.04.2007 günlü krokisinde (A) harfi ile işaretlenen 326 m2 bölümü yönünden açılmış olan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi tarafından dava dışı 2411 ada 2 sayılı parsele ilgili Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/405-2007/25 sayılı dosyasında 2 sayılı parselin tamamının tahdit dışında olduğunun kabul edildiği, bu kararın Yargıtay tarafından onandıktan sonra kesinleştiği, bu kesin mahkeme kararına değer verilerek davanın tamamen reddi gerektiği iddiasıyla temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın daha sonra arazi kadastrosu yoluyla oluşturulan tapu kaydının iptal ve orman niteliğiyle tesciline ilişkindir.
Çekişmeli … Köyü 2411 ada 7 sayılı parselin bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında ilk tahditin aplikasyonu ve Muratpaşa Vakfının tapulu taşınmazları yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğünün itirazı üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile tahditi iptal edilen yerler hakkında yapılan ormanların kadastrosu çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, bu işlemlere karşı yapılan itirazları inceleyen 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri de 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. Daha sonra 1988 yılında 36 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca aplikasyon ve sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılmış ve 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen 36/A maddesi gereğince davalıdan onama harcı alınmasına yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 07/06/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.