YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3950
KARAR NO : 2012/6665
KARAR TARİHİ : 07.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen itirazın iptali – alacak davası sırasında davalı taraf 20.12.2011 havale tarihli dilekçe ile reddi hakim yoluna başvurulmuş, ilgili hakim tarafından HMY.’nin 36/d maddesi gereğince davadan çekinilmiştir.
Talebi inceleyen merci tarafından verilen reddi hakim talebi nedeniyle hakimin çekilmesinin REDDİNE ilişkin verilen kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiş olmakla, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davalı vekili 20.12.2011 tarihli dilekçe ile, mahkeme hâkimi hakkında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na şikâyette bulunulması nedeniyle H.M.Y.’nin 36/1-d maddesi gereğince aralarında husumet oluştuğunu ileri sürerek reddi hâkim talebinde bulunmuş; mahkeme hâkimi ……, 06.01.2012 tarihli görüş yazısında sürekli olarak reddi hâkim talebinde bulunulması ve hakkında Yüksek Kurula şikâyet edilmek suretiyle aslında var olmayan husumetin yaratıldığından, davalı tarafından yanlı davranıldığı görüş ve düşüncesinde bulunulabileceği ve bundan adaletin rencide olacağı gerekçesiyle davadan çekildiğini belirtmiş, çekilme görüşlü hâkimin red talebini inceleyen merci tarafından H.M.Y.’nin 39. maddesi gereğince çekilmenin reddine karar verilmiştir.
Duruşma hâkiminin davadan çekilmesinde ileri sürdüğü gerekçe dikkate alındığında, hâkimin çekinmesinin H.M.Y.’nın 34. maddesi anlamında çekinme değil, aynı yasanın 36. maddesindeki hâkimin kendi kendini reddetmesi şeklinde algılanması gerekir. Çünkü, hâkimin çekinme kararı verebilmesi, ancak H.Y.U.Y.’nın 28. maddesindeki hallerden birinin varlığı halinde mümkündür. Dava, dosyasındaki bilgi ve belgelerden, H.Y.U.Y.’nın 28. maddesindeki anlamda ve hakimin çekinmesini gerektirecek şekilde bir vakıa ve olguya rastlanmamıştır.
Yargı yetkisi Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. (Anayasa mad. 9) Hakimler görevlerinde bağımsızlardır. Anayasa, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Bu nedenle, hâkimler, önüne gelen uyuşmazlıkları yasa çerçevesinde çözmek zorundadırlar. Bu işlemi yaparken hâkim, bir olayla ilgili kuracağı hükümle, tarafların adalet duygusunu zayıflatacağını değil, güçlendireceğini düşünüp, hedefleyerek çalışmalı, yasalardan aldığı güçle hareket etmelidir. Hakim, tarafların geçerli ve yasal delillere dayanmayan soyut iddiaları karşısında başkalarına ve kendisine yabancı kalarak, hukukun ne dediğini söyleme yetkisini kullanıp, yargılama işlemi ile yargı kararlarının kişisel görüş, inanç ve duyguların aracı olamayacağını, yansız ve yasalardan aldığı güçle davanın taraflarına inandırmalıdır. Maddi delillerle desteklenmeyen soyut iddialar dayanak gösterilerek hâkimlerin davadan çekinmeleri adaletin gecikmesine ve tabiî hâkim ilkesinin zedelenmesine yol açacağından kabul edilemeyeceği gibi yargılamanın devamı sırasında taraflardan birinin mahkeme hâkimi hakkında şikâyette bulunması veya aleyhine dava açması, H.M.Y.’nin 36/1-d maddesinde belirtilen “davalı olmak” anlamında yorumlanamaz. Aksine bir yorum, yargılama yapan tüm hâkimlerin kötü niyetli taraflarca reddedilmesini kolaylaştıracağı gibi, bu hakkı kötüye kullanmak isteyenlerin davranışını da korumak anlamına gelir. Hiçbir hukuk kuralı, kötü niyetliyi korumaz. Aksini kabul etmek, kötü niyetli kişilerce açılacak uydurma dava ve şikâyetler sonucu, davaya bakan hâkimlerin sağlıklı, baskıdan uzak ve hür iradeleri ile görev yapmalarına engel olacağı gibi, tabiî hakim ilkesini de zedeleyecektir. Bu nedenle, konuyu inceleyen merciin H.M.Y.’nin 36/1-d. maddesi hükmünü belirtilen şekilde yorumlaması usul ve yasalara uygun görüldüğünden merci kararının onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 07/05/2012 günü oybirliği ile karar verildi.