Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/3984 E. 2012/12533 K. 12.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3984
KARAR NO : 2012/12533
KARAR TARİHİ : 12.11.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında 195 ada 22 parsel sayılı 8488,90 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve satın alma nedeniyle davalı … adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmış, mahkemece; davanın kısmen kabulü, kısmen reddine ve çekişmeli taşınmazın … bilirkişi … tarafından hazırlanan 27.11.2008 havale tarihli raporda (A) harfi ile gösterilen 1070,19 m² yüzölçümündeki bölümünün davacı Hazine adına, (B) harfi ile gösterilen 7418,71 m² yüzölçümündeki bölümünün tesbit gibi davalı adına tesciline ilişkin verilen karar, davacı Hazine vekili tarafından (B) bölümüne ilişkin temyiz edilmekle, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 26.06.2009 gün 2009/3725 – 4718 sayılı kararı ile “…yerel bilirkişi ve tanıkların beyanlarının taşınmaz üzerindeki zilyetliğin başlangıcını, niteliğini ve sürdürülüş biçimini yeterince açıklamadığı ile taşınmaz orman sınırında yer aldığı halde, yöntemince orman araştırmasının da yapılmadığı…” gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, davanın KABULÜNE, dava konusu taşınmazın … bilirkişi … ‘un 10.10.2011 havale tarihli raporuna ekli krokisinde (B) = 7418,71 m² yüzölçümüyle gösterilen bölümünün ham toprak niteliğiyle Hazine adına tesciline, (A) = 1079,19 m² yüzölçümlü bölümü hakkında ise temyize konu olmadığından kesinleştiği için karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 02.08.1996 tarihinde 6831 sayılı Yasaya göre yapılıp 16.09.1999 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın 1986 yılı … fotoğraflarında hali arazi niteliğinde bulunduğundan 10 – 15 yıllık zilyetlik olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki, hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda 20 yıl önceki memleket haritası ve … fotoğraflarında taşınmaz üzerinde bulunan bitki örtüsüne ilişkin belirleme yapılmamış, çekişmeli taşınmazın … taşınmazlar ile karşılaştırması yapılmadan soyut belirlemeler ile değerlendirme yapılan rapora itibar edilerek hüküm kurulmuş, mahkeme gözlemi keşif tutanağına yazılmamıştır. Eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.
Bu nedenle, 20 yıl önceki … fotoğrafları ile memleket haritasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin bitki örtüsünün özellikleri, varsa üzerinde bulunan ağaçların cinsi ve dağılımı ile kullanım bulunup bulunmadığı hususlarında ek rapor alınmalı, önceki bilirkişiler dışında bir jeoloji mühendisi ile bir … mühendisi ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, taşınmazın çeşitli yerlerinden toprak numunesi alınıp çevresi taşınmazlarla karşılaştırmak suretiyle zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları ile davalı olanların dava dosyaları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; orman sayılmayan yerlerden olduğu ve olağan üstü kazandırıcı zamanaşımı sonucu zilyetlikle kazanılacak yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp, tesbit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, murisler yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Yasanın 03.07.2005 gün 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince … ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak … biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 12.11.2012 günü oy birliği ile karar verildi.