Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/4496 E. 2012/7756 K. 22.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4496
KARAR NO : 2012/7756
KARAR TARİHİ : 22.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda davanın kabulü yolunda kurulan 13.12.2011 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı … … tarafından istenilmekle, tayin olunan 22.05.2012 günü için yapılan tebliğat üzerine Hazine vekili avukat … … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı, gereği düşünüldü;
K A R A R
Davacı Hazine 08.11.2000 tarihli dilekçesiyle davacı Hazine, 08.11.2000 tarihli dava dilekçesinde, aleyhine … Asliye (1) Hukuk Mahkemesinin 2000/730 (Dairenin 2008/17387) sayılı dosyasında … … kızı …’in açtığı davada; 59 numaralı Orman Kadastro Komisyonu Başkanı… ile iki komisyon üyesi tarafından “MAHKEME KARARI UYGULAMA TUTANAĞI” ismi verilerek 31.07.1989 tarihinde yasa ve yönetmeliğe aykırı olarak düzenlenmesi nedeniyle yok hükmünde olan tutanak ile … Tapu Sicil Müdürlüğünün 05.11.1990 gün 2405 sayılı Yasası Kadastro Müdürünün 07.11.1990 tarihli yazısı ve tescil beyannamesi dayanak gösterilerek 12.11.1990 tarihinde tescil nedeni “Orman kadastrosu” olduğu belirtilerek yolsuz olarak tapuya tescil edilen … köyü, 235 parsel sayılı 2514.158 m2 yüzölçümlü … … Özel Ormanı’na, 236 parsel sayılı 1.855,181 m2 yüzölçümlü (Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün … Barajı Kamulaştırması nedeniyle 392, 393 ve 394 sayılı parsellere ayrılmıştır.) Uzunburun Özel Ormanı’na, 237 parsel sayılı 980.278 m2 yüzölçümlü (Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün … Barajı kamulaştırması nedeniyle 389, 390 ve 391 sayılı parsellere ayrılmıştır.) … Çamur Özel Ormanı’na ait tapu kayıtlarının iptalini ve Hazine adına tescilini istemiştir.
Mahkemenin davanın reddine ilişkin 29.11.2005 gün ve 2000/730-2005/532 sayılı kararı, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 15.06.2009 gün ve 2008/17387-9923 sayılı kararıyla özetle “Davanın, 59 numaralı Orman Kadastro Komisyonu üyelerinden bir kısmının Orman Genel Müdürlüğü tarafından kendilerine verilen yetki ve görevin dışına çıkarak; Orman ve Kadastro Yasaları ile 4785 sayılı Yasa karşısında hiçbir geçerliliği bulunmayan eski tapu kayıtlarının ve 1944 tarihli mahkeme kararının uygulanmasından söz edilerek o tarihte yürüklükte bulunan ve 02.09.1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan, Orman Kadastro Yönetmeliğinin 60. maddesi dayanak gösterilerek Yasa ve yönetmeliğe uygun olarak kurulmadığı için orman kadastro komisyonu niteliğinde olmayan yetkisiz üç kişilik bir heyet tarafından düzenlenen 31.07.1989 tarihli “Mahkeme Kararı Uygulama Tutanağı” esas alınarak özel mülkiyete konu olmayacak devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerde yolsuz olarak oluşturulan ve yok hükmünde olan özel orman parsellerine ait tapu kayıtlarının iptali ile Hazine adına tescil istemine ilişkin olduğu, tüm dosya kapsamı ile, daireye temyiz incelemesi için gönderilen ve toplam yüzölçümleri 1.628.205 m2 olan … Köyü 1 ila 223 sayılı parsellere
ait … Kadastro Mahkemesinin 1993/37 ve 41 (Dairenin 2007/3530-3529) sayılı dava dosyaları içindeki bilgi ve belgelere göre; Çekişmeli taşınmazların bulunduğu … Köyünde yapılan orman kadastro işlemlerinde 31.07.1989 tarihli tutanak dayanak gösterilerek oluşturulan 10 adet özel orman parsellerinin tamamı … Devlet Ormanı sınırları içinde gösterilerek devlet ormanı olarak işlem gördüğü, toplam yüzölçümü 2.613,5 Hektar (26.135.000 m2) olan ve 241 nolu parsel hariç diğer 9 adet orman parselini de içine olan ormanın, … Devlet Ormanı ismiyle kadastrosunun yapıldığı, başka bir anlatımla toplam yüzölçümü 8.440.355 m2 olan 232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240, 241 sayılı 10 adet özel orman parsellerinden 241 sayılı … Özel Orman parseli hariç diğerlerinin … Devlet Ormanının sınırları içinde bırakıldığı ve bu şekilde yapılan orman kadastrosunun 07.07.1942 tarihinde ilana çıkartılması üzerine, davacı A….25.02.1942 tarihli dava dilekçesi ile orman Yönetimi aleyhine, Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesinin 1943/251 sayılı dosyasında açtığı davada, “Kurtdoğmuş Köyü civarında … 1932 tarih 13 ila 32 numaralı 18 adet ve toplam yüzölçümü 968.739 m2 ve tapudaki pay oranına göre 453.990 m2 olan tapuda kayıtlı taşınmazlarının Devlet Ormanı sınırları içine alınmasının Yasaya aykırı olduğunu” ileri sürerek orman sınırlamasının iptali ile Orman Yönetimin, el atmasının önlenmesini istediği, mahkemenin 06.10.1944 gün ve 1943/251-1944/800 sayılı kararı ile “bilirkişi tarafından verilen 21.06.1944 tarihli rapor ve krokiye nazaran, davacının tapuyla uhdeyi tasarrufunda olan Kurtdoğmuş Karyesinin,
1) Canavar Yatağında … 1932 tarih 31 nolu, ….; …., …. ve ….; sahibi senet araziler ile mahdut 400 arşın ağıl yerinin mülk ebniyesi,
2) …. Yatağında, … 1932 tarih 30 nolu, ….; sahibi senet ağılı…. ve …. sahibi senet arazileriyle mahdut 5 dönüm üç evlek tarla,
3) Üç … mevkiinde … 1932 tarih 32 nolu, …., …., …. ve …. sahibi senet arazileriyle mahdut 1000 arşın ağıl, avlu ve furun ve kahya ve … odalarını müştemil … ebniyesi ile yeri,
4) Üç … mevkiinde, … 1932 tarih 27 nolu, ……. ve ….; sahibi senet arazileri, Şimalen … ebniye ve ağılı, Cenuben; … ile mahdut 4 dönüm bir evlek 200 arşın bir kıta tarla,
5) … … mahalde … 1932 tarih 24 nolu, Şarken; … Deresi ve … Tarlası, ……; tarikiam, …..; …….. ve ….. … tarlaları, Şimalen: … … Tarlası ile mahdut 20 dönüm bir kıta tarlanın 2/5 hissesi,
6) … … mevkiinde, … 1932 tarih 28 nolu, ….; … Göl, ….: … … Sınırı …. … … tarlası, ….; …. … … sınırı …. … … vereseleri, …; … vereseleri sınırı ile mahdut 50 dönüm tarlanın tamamı,
7) Yarışlar …. … mahalde, … 1932 tarih 29 nolu Şarken; çalılık, ….; …. … sınırı ….nin … … tarlası ve ….; yol, Şimalen; ….. ve … ile mahdut 30 dönüm tarla,
8) Ağıl … mahalde, … 1932 tarih 13 nolu …; ağıl, …; …u sınırı…. … ve Boşnaklar tarlası,…. … sınırı ….. … … tarlaları ve …, ….; yol ile mahdut 10 dönüm tarlanın 1/2 payı,
9) Ağıl Civarı … mahalde … 1932 tarih 26 nolu ….; tarik, …. … sınırı….. … tarlası, …..kendi çalılığı, …; ağıl ile mahdut 4 dönüm tarlanın tamamı,
10) Ağıl Civarı … mahalde, … 1932 tarih 20 nolu …; tarikiam, ….; Göl Deresi, ….; ağıl, ….; yol ile mahdut 5 dönüm tarlanın nısfı,
11) Eyrekler … mahalde, … 1932 tarih 23 nolu….Gölü ve eyrek, ……. … tarlası, …; …..sınırı …vm … … ve … tarlaları, …; … ve … tarlaları ile mahdut 25 dönüm tarlanın nısfı,
12) …. veya … Tarla mevkiinde, … 1932 tarih 15 nolu Şarken; tarik,
Garben; Çakır Alinin … … tarlası ve çalılık, Cenuben; tarikiam ve … oğlu … tarlası, Şimalen; … Seyit tarlası ve … ile mahdut 10 dönüm tarlanın yarısı,
13) … Bayırı … mahalde, … 1932 tarih 17 nolu Şarken; Pekmezci Geçidi, Garben; Kurna Karyesi sınırı ve harmanyeri, Cenuben; Karaağıl sınırı ve çalılık, Şimalen; yol ile mahdut 50 dönüm tarlanın beşte iki hissesi,
14) Akkıranlar veya Kıranlar … … mahalde, … 1932 tarih 16 nolu Şarken; …, Garben; Sarıbeşoğlu … ve … oğulları tarlaları ve değirmen bendi Cenuben; … ve … Onbaşının … Tarlası, Şimalen; Eğrekler ve ağıl altı ile mahdut 50 dönüm tarlanın 2/5 hissesi,
15) Fındıklere mevkiinde, … 1932 tarih 22 nolu Şarken; Kadiroğlu Abdullatif ve Kürtoğlu Seyit tarlaları, Garben; …, Cenuben; … … tarlaları ve çalılık, Şimalen; yol ile mahdut 50 dönüm tarlanın 2/5 hissesi,
16) … … mahalde, … 1932 tarih 25 nolu Şarken; Kızılcıkdere ve Pekmezci Geçidi, Garben; yol ve çalılık, Cenuben; tarikiam, Şimalen Karaağıl sınırı ve Yaş Yataklar hududu ile mahdut 100 dönüm tarlanın 2/5 hissesi,
17) Sıra Yataklar … mahalde, … 1932 tarih 21 nolu Şarken; Karaağıl sınırı ve Yanık …, Garben; tarik, Cenuben; …, Şimalen; Ihlamurlu … ve Uzunyayla ile mahdut 100 dönüm tarlanın 2/5 hissesi
18) Poyraz … … mahalde … 1932 tarih 18 nolu Şarken; … Bataklık, Garben; tarik, Cenuben; Karaağıl sınırı ve yol, Şimalen Harmanyeri ile mahdut 30 dönüm tarlanın 2/5 hissesi,
19) Canavar Yatağında … … mahalde, … 1932 tarih 14 nolu Şarken; tarik, Garben; Fındıklıdere ve Cenuben; Karaağıl ve Mandacı Yatağı, Şimalen; Canavar Yatağı ile mahdut 10 dönüm tarlanın 2/5 hissesi,
20) Poyraz … … mahalde, … 1932 tarih 19 nolu Şarken; … … açma sınırı ve … ve Garben; tarikiam, Cenuben; Karaağıl sınırı ve çalılık, Şimalen; Harmanyeri ve yol ile mahdut 100 dönüm tarlanın 2/5 hissesine, davacı … Ziya’nın mutasarrıf bulunduğu ve meskür gayri menkullerin Salifikir Devlet Ormanları tahdit ve tespit kararında hudut ve mevkileri gösterilen saha içine ithal edildiği ve müddei tarafından vaki itirazı 3210 Sayılı Kanun gereğince müddetinde yaptığı anlaşılmış olmasına binaen, müddeialeyh idare canibinden vuku bulunan işbu müdahalenin men ile Salüfül ikir gayri menkullerin Devlet Ormanı hududu haricine çıkarılmasına” denilerek dava dilekçesinde 18 adet tapu kaydına dayanıldığı halde 20 adet tapu kaydının mevki, miktar ve sınırları yukarıda belirtildiği gibi yazılmak suretiyle toplam 46 hektarlık (460.000 m2) sahanın orman sınırları dışına çıkarılmasına ve Orman Yönetiminin elatmasının önlenmesine dair verilen kararın Orman Yönetiminin temyizi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 05.02.1945 gün ve 1945/400-629 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, sözü edilen Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.10.1944 gün ve 1943/251-800 sayılı kararına ait dava dosyası bulunamadığı gibi, bu kararın dayanağı olduğu bildirilen 21.06.1944 tarihli krokinin aslının dahi bulunmadığı, mimar … tarafından 23.02.1968 tarihinde aslına uygun olarak düzenlenen örneği olduğu bildirilen krokinin herhangi bir ölçüye ve ölçeğe dayanmayıp zemine uygulama olanağı da olmayan basit bir kroki niteliğinde olduğu, bu kroki üzerine davacının dayandığı tapuların uyduğu bildirilen alanların üzerine tapu kayıtlarının tarih ve numaralarının bazılarının doğru, bazılarının ise yanlış yazıldığı, 21.06.1944 tarihli kroki üzerindeki bazı bilgilerin başka yazı ve kalemlerle sonradan eklendiği, dava dilekçesinde delil olarak dayanılmayan iki adet tapu kaydının 1943/251-1944/800 sayılı gerekçeli karara davacının dayandığı tapu kaydıymış gibi gösterilip, hükme dayanak yapıldığı, dava konusu özel orman parselleri … Köyü idari sınırları içinde olduğu halde, dayanılan tapu kayıtlarının … köyüne batıda komşu olan Kurtdoğmuş köyüne ait olduğu, … köyünde 1962 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında özel orman parsellerine ait olduğu söylenen tapu kayıtlarının sınırında gösterilen kişiler ya da mirasçıları adına tespit edilen hiçbir özel mülkün bulunmadığı, Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.10.1944 gün ve 1943/251-1944/800 sayılı kararına konu olup, o tarihte de fiilen orman olması nedeniyle … Devlet Ormanı sınırları içine alınan arazinin sözü edilen mahkeme kararının Yargıtay 1. Hukuk Dairesi tarafından 05.02.1945 tarihinde onanmışsa da, karardan sonra 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Yasa ile 4785 sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince Devletleştirilmiş sayılacağı 4785 sayılı Yasa yürürlüğe girince A….’in devletleştirme bedelinin ödenmesi için Orman Yönetimine başvurduğu, ancak “tapu kayıtları bu yerlere ait olmadığından bedel takdiri yapılamayacağı” gerekçesiyle talebinin red edildiği, bu işleme karşı o tarihte idari ya da adli yargıda herhangi bir dava açılmadığından işlemin kesinleştiği, gerçekten tarla, ağıl ve ağıl yeri cinsli tapu kayıtlarının eskiden beri orman olan bu yerlere ait olmadığı, bir an için aksi düşünülse bile H.G.K.’nun 23.09.1970 gün ve 1969/5-587-450 sayılı kararında belirtildiği gibi T.M.Y.’nın 705 (EMY 633 İsviçre M.Y. md.656) ve 4785 Sayılı Yasanın 1.maddesi hükümlerine göre, Devletleştirme kapsamındaki yerlerin hiçbir işleme ve bildirime gerek olmadan tescilden önce mülkiyetinin Hazineye geçtiği, bu nedenle; taşınmazların kamu malı niteliği kazandığı ve böylece 1942 yılında belirlenen … Devlet Ormanının kadastro sınırlarının yeniden ve aynen geçerlilik kazandığı, 4785 Sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce verilip yine Yasanın yürürlüğünden önce Yargıtayca onanan 06.04.1944 gün ve 1943/251-800 sayılı mahkeme kararı ile bu kararın dayanağı olan tapu kayıtlarının hiçbir hukuki geçerliliklerinin kalmadığı, bilimsel görüşler ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.12.1989 gün ve 1989/16-659-695, 19.06.1991 gün ve 1991/16-271-375, 27.02.2002 gün ve 2002/1-19-97, 10.05.2006 gün ve 2006/20-148-284 S.K. ve ilgili Yargıtay Dairelerinin (20. Hukuk Dairesinin 21.09.2004 gün 2004/7435-8852 ve 27.03.2007 gün 2007/34-3970 S.K.) tüm kararlarından anlaşıldığı, devletleştirilen bir kısım özel ormanların sahiplerine iade edilmesine ilişkin 5658 sayılı Yasanın 31/03/1950 tarihinde yürürlüğe girmesi üzerine tapularda pay sahibi ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 1943/251 sayılı dosyasının davacısı olan, A. …’in vekili Av. … Bodur aracılığıyla Orman Yönetimine verdiği 28.07.1950 tarihli dilekçe ile, “Üçağaç Çiftliğinde tapulu olan arazide 4785 sayılı Yasa gereğince evvelce Devletleştirilmiş kısım var ise 5658 sayılı Yasa hükümlerine göre iadesini” istemesi üzerine, Orman Yönetimince görevlendirilen 9 numaralı Orman Tahdit Komisyonunda mühendis … … tarafından 05.08.1950 tarihinde düzenlen ve Orman İşletme Müdür Yardımcısı …’ün “Orman Genel Müdürlüğünün 12.09.1950 gün ve Şb.5.5.110/16 sayılı emirleri gereğince 03.11.1950 gününde mahallen gördüm. Rapordaki görüşlere aynen iştirak ettim” şerhi verilerek 03.11.1950 tarihinde tasdik ettiği raporun sonuç kısmında aynen “5658 Sayılı Kanun gereğince iadesi istenen … ormanlarının mahallen yapılan incelemesinde kuzeyde Karatepe, doğuda Göçbeyliği, batıda Kurtdoğmuş, güneyde Pekmezci Geçidi ve Karaağıl Köyü basit meşe baltalığı Devlet Ormanları ile fasılasız bitişik olduğundan ve tahditlerinin de (kadastrosunun) devlet namına icra edilmiş bulunmalarından 5658 sayılı Yasanın birinci maddesi gereğince iadesinin mümkün olmayacağının” bildirilmesi üzerine, “söze konu ormanın dört tarafından devlet ormanlarıyla çevrili bulunduğu tespit edildiğinden 5658 Yasa hükmüne göre iadesine imkan yoktur” denilerek aynı gerekçelerle iade isteminin reddedildiğine dair Orman Genel Müdürü Y. imzalı 08.12.1950 tarih ve 6071 sayılı yazısının A….vekili Av. … Badur’a 09.12.1950 tarihinde bizzat tebliğ edilip evrak üzerine imzasının alındığı, ancak bu işleme karşı da süresinde adli yada idari yargıda hiçbir dava açılmadığından iade talebinin reddine ilişkin işlemin o tarihte kesinleştiği, böylece 10 adet özel orman parselinin de içinde bulunduğu 2.613.5 hektar yüzölçümlü … Devlet Ormanının 1942 yılında belirlenen orman kadastro sınırının yeniden ve aynen ikinci kez geçerlik kazandığı, Orman Genel Müdürlüğünün bu ormanlar üzerinde 1942 yılından önce ve sonra hiçbir zaman elini çekmeyip bakım, dikim ve faydalanma faaliyetlerini bu güne kadar sürdürdüğü ve … Devlet Ormanı sınırları içinde olup, 65 kodunun altında kalan (235, 236 ve 237 sayılı parsellerin doğu ve kuzey 238 sayılı parselin Kuzey ve Batı, 240 sayılı parselin doğu sınırında bulunan) Devlet Ormanlarının tümünün Orman Genel Müdürlüğü tarafından Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne 99 yıl süre ile irtifak hakkı ile tahsis edildiği 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre görev yapan (1) nolu Orman Kadastro Komisyonunun 22.07.1977 tarihinde düzenlendiği (4) nolu tutanak ve DSİ İstanbul Proje Müdürlüğünün 21.07.1976 tarih ve 5412 sayılı yazısından anlaşıldığı, DSİ Genel Müdürlüğünün de tahsisen aldığı, … Baraj Gölü sahasnda kalan … Devlet Ormanının yüzölçümünün 1.282.400 m2 olduğu, bu ormanları daha sonra İSKİ (İstanbul Su ve Kanalizasyon) Genel Müdürlüğüne devrettiği, İstanbul İşletme Müdür Muavini … Taştan ve arkadaşları tarafından düzenlenen 17.04.1952 tarihli tutanakta da belirtildiği gibi, dava konusu parsellerde içinde olmak üzere 10 adet özel orman parsellerini kapsayan 2.613,5 Hektar (26.125,000 m2) yüzölçümlü … Devlet Ormanının da 1945 ve 1950 yılında çıkartılan yangınlarda orman alanlarının yakıldığı, sadece 700 Hektarlık saha üzerinde orman ağaçlarının kaldığı, ancak ağaçlandırma çalışmalarının hemen yapılamaması nedeniyle bu orman alanlarının üzerini sekonder (ikincil) maki elamanı olan meşe sürgünlerinin kapladığı, ormancılık bilimine göre, meşeler kanatlı tohum gurubundaki ağaçlardan olmadığından rüzgar v.s. gibi tabi olaylarla tohumlarının araziye dağılamayacağı, meşelerin yakılması, tahrip edilmesi, kesilmesi sonucu yer altında kalan köklerinin, dış baskıların ortadan kalkmasıyla filizlenip o yerlerin kısa zamanda orman örtüsü ile kaplanıp yeniden orman haline geleceği, işte bu nedenle 1952 yılında 5653 sayılı Yasaya göre yapılan çalışmalarda; kesinleşen orman sınırı içinde kalan yerlerin makilik saha olarak gösterilmeye çalışıldığı, ancak Yargıtay Kararlar Dergisinin Aralık 2001 sayısında yayınlanan 20. Hukuk Dairesinin 10/05/2001 gün ve 2001/3179-3713 sayılı kararını direnme yoluyla inceleyen ve 20. Hukuk Dairesinin kararında belirtilen ilkeleri aynen ve oybirliği ile kabul ederek, … Asliye (1) Hukuk Mahkemesinin direnme hükmünü bozan, Yargıtay H.G.K.nun 03/07/2002 gün ve 2002/20-558-588 sayılı kararında kabul edildiği gibi, İstanbul anadolu yakasında bulunan ormanlar maki niteliğinde olmadığından, dava konusu taşınmazların da içinde bulunduğu … köyündeki ormanlar da dahil olmak üzere, İstanbul anadolu yakasındaki ormanlarda yapılan makiye ayırma çalışmalarının hiçbir zaman tamamlanmadığı, ilana çıkartılmadığı, Orman İdaresinin bir iç işi olan makiye ayırma çalışmalarının tümünün 1963 yılında iptal edildiği, yine 20. Hukuk Dairesinin konu ile ilgili tüm kararları ile 1. Hukuk Dairesinin 26/07/2000 gün ve 6766/8652, 14/05/2001 gün ve 5062/5949, 7. Hukuk Dairesinin 13/12/2004 gün ve 4196/4556, 16. Hukuk Dairesinin 15.01.1991 gün ve 1990/5423-121 (YKD Mayıs 1991) 17. Hukuk Dairesinin 24/01/2005 gün ve 2004/13822-165 sayılı kararlarında, makiye ayırmanın, orman rejimi dışına çıkarma işlemi olmadığı, Orman Yönetiminin bir iç işi olan makiye ayırma çalışmalarının her zaman iptal edilebileceği ve makiye ayrılan yerlerin önceden olduğu gibi kesinleşen orman sınırı içinde kalmaya devam edeceği, esasen 5653 sayılı Yasanın geçmişe etkili olarak uygulanacağı konusunda hiçbir hüküm bulunmadığı gibi 5653 sayılı Yasada ve bu Yasa hükümlerine göre çıkartıldığı kabul edilen 17.08.1950 tarihli yönetmelikde maki komisyonlarının 5653 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği, 03.04.1950 tarihinden önce orman kadastrosu kesinleşen orman alanlarında makiye ayırma işlemi yapacağı konusunda hiçbir hüküm bulunmadığı, Yasa ve Yönetmelikte bulunmadığı halde, eğer Yasa geriye yürütülerek Yasanın yürürlüğe girdiği tarihte orman kadastrosu kesinleşen Devlet Ormanlarında makiye ayırma işlemi yapmışsa, bunun hiçbir Yasal dayanağı bulunmaması nedeniyle yok hükmünde olacağı, işte bunun içindir ki dava konusu taşınmazların bulunduğu İstanbul anadolu yakasında yapılan makiye ayırma çalışmalarının tümünün 1963 yılında iptal edildiği ve bu iptalin Yasa ve yönetmeliğe uygun olduğunun … Asliye (1) Hukuk Mahkemesinin verdiği direnme kararını bozan H.G.K.’nun 03.07.2002 gün ve 2002/20-558-588 sayılı kararıyla kabul edildiği, 22.03.1996 gün ve 1995/5-1 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararında sadece “makiye ayrılan yerlerde … tevzi yoluyla oluşturulan tapu kayıtlarına değer verileceğinin” kabul edildiği, davalıların dayandığı ve köy, cins, mevki ve sınır olarak bu yerlere ait olmadığı anlaşılan tapu kayıtlarının … tevzi yoluyla oluşturulmadığından, bir an için aksi düşünülse bile YKD’nin Ekim 2002 sayısında yayınlanan H.G.K.’nun 27.02.2002 gün ve 2002/1-19-97 sayılı kararında kabul edildiği gibi makiye ayrılan yerlerde eski tapu kayıtlarına, dolayısı ile dava konusu özel ormanların dayanağı olan tapu kayıtlarına değer verilemeyeceği, yine H.G.K.’nun 28.05.2003 gün ve 2003/20-371-358 sayılı kararında ise “geçerli makiye ayırma işlemi olup olmadığının, ancak süresinde açılacak orman kadastrosuna itiraz davasında tartışılıp değerlendirilecek bir konu olduğunun kabul edildiği, Dava konusu taşınmazların bulunduğu … köyünde 1962 yılında yapılan, tapulama çalışmaları sırasında A. …’in pay sahibi olduğu ve 10 adet Özel Orman parseline dayanak yapılan, … 1932 tarih 13 ila 32 numaralı tapu kayıtları, tapulama ekibince zemine uygulanmaya çalışılmış ise de, “bu kayıtların sınırlarının ve kapsadığı yerlerin bilirkişilerce bilinememesi ve tapu kayıtlarında … ağıl yeri ve tarla gibi taşınmazların zeminde bulunmaması nedenleriyle uygulanamadığı” açıklanarak köyde ölçülmeyen tarım arazi kalmadığına dair 11.07.1962 tarihli tutanak düzenlendiği ve sözü edilen tapu kayıtlarının tümünün “uygulanamayan kayıtlar listesine” alındığı, arazi kadastro çalışmasında dava konusu özel orman parseller ile etrafındaki arazilerin tamamının bulunduğu yerin kadastro paftaları üzerine “Devlet Ormanı” belirtmesi yapılarak o tarihte yürürlükte bulunan 5602 sayılı Yasa hükümlerine göre orman olarak tespit ve tescil harici bırakıldığı, Yargıtay Dairelerinin kararlılık kazanan içtihatlarında kabul edildiği gibi, kadastrosu yapılan yerlerde uygulanmayan tapu kayıtları zilyetlikle birleşmedikçe sahibine hiçbir hak kazandıramayacağı, 3402 sayılı Yasanın 12/4. maddesi hükmüne göre kadastrosu tamamlanan çalışma alanı içerisinde kalan eski tapu kayıtlarının işleme tabi kayıt niteliğini kaybedeceği, bu tapu kayıtlarına dayanılarak kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüklerinde hiçbir işlem yapılamayacağı, ancak açılacak bir tescil davasında (M.Y. 713) lehe karar alınıp sicile kayıt edilmesinden sonra bu kayıtlara değer verilebileceği, somut olayda eski tapu kaydı maliklerinin dava konusu taşınmazlar üzerinde 1942 yılından önce ve sonra hiçbir zaman zilyetlikleri bulunmadığı, orman niteliğinde olduğu tartışmasız olan ancak, davalılar tarafından “özel orman” davacı Hazine tarafından Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup özel mülkiyete konu olmayan ve orman Yönetimi tarafından “devlet ormanı” olduğu iddia edelin dava konusu yerlerin 01.06.1937 ve 08.09.1956 tarihleri arasında yürürlükte bulunan 3116 sayılı Orman Yasasının 63. maddesi hükmü ve bu maddenin devamı olan maddelerinde … işlemleri yaptıklarına dair davalıların bu kanunda savunmaları bulunmadığı gibi, hiçbir delilde ibraz etmedikleri ve bu konuda dava dosyası içinde hiç bir bilgi ve belgenin de bulunmadığı, aksine Orman Yönetimi ve Hazinenin, 1942 yılından önce ve sonra hiçbir zaman bu ormanlardan elini çekmediği, bakıp gözettiği, işlettiği, amenajman planları yaptığı, yanan orman alanları ile orman içi açıklıkları hemen ağaçlandırıldığı, İstanbul iline içme ve kullanma suyu sağlayan … Baraj Gölü Sahasında kalan 65 metre su kotunun altında kalan ormanları 1976 yılında DSİ Genel Müdürlüğü lehine 6831 sayılı Yasanın 17. maddesi hükmüne göre 99 yıllığına irtifak hakkı ile tahsis ettiği, dava konusu taşınmazların bitişikteki 380, 381, 382, 383, 387, 388 parsel sayılı Devlet Ormanlarının devamı olduğu ve bu ormanların aynı nitelikte yaşlı kızılçam, asli … türü olan meşe, gürgen ve diğer orman ağaçları ile tam kapalılıkta bulunduğu, dava konusu taşınmazların yüksek eğimli tarıma uygun olmayan engebelli arazi olduğu, bu durumun özellikle 2000/730 sayılı dava dosyası içinde bulunan ve gerçeğin kendisi olan eski tarihli memleket haritaları ile … fotoğrafları ve fotogometri yöntemiyle düzenlenen haritalarda ve ortafoto haritalarında açıkça göründüğü, yine dava konusu parsellerde içinde olmak üzere bu Devlet Ormanlarında Orman İdaresi tarafından yapılan “Yangın Koruma Yol ve Şeritleri”nin 1976 tarihli memleket haritalarında gösterildiği, 1962 yılında yapılan tapulama çalışmalarında kişiler adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle veya zilyetlik koşulları oluşmadığından Hazine adına tarım arazisi olarak tespit tutanakları düzenlenen … köyü 1 ila 223 sayılı parseller hakkında (bu parsellerin toplam yüzölçümü 1.628,205 m2’dir ve davalıların dayandığı tapu kayıtlarının miktarı olan 968.739 m2 ve paya isabet eden 453.990 m2’den çok fazladır.) A. …mirasçıları, … … Diler ve arkadaşlarının özel orman parsellerine uyduğu kabul edilen, Kurtdoğmuş Köyünde ikisi ağıl yerine diğerleri tarlaya ait olan … 1932 tarih 13 ila 32 numaralı tapu kayıtlarına dayanarak yaptıkları itirazların tapulama komisyonunca reddedilmesi üzerine, … … Diler ve arkadaşları tarafından aynı tapu kayıtlarının Köyü 1 ila 223 sayılı tarım arazisi parsellerine ait olduğunu iddia edilerek, bu parsellerin adlarına tescili isteği ile açtıkları davanın, yetkisizlik ve görevsizlik kararları ile … Kadastro Mahkemesine geldiği ve birleştirilerek 1993/37 ve 41 sayılı dava dosyalarında görülmekte iken bu parsellere ait davaların 2003 yılında yeniden ayrılıp her bir parsel için ayrı bir dava dosyası (2003/4 ila 2003/222 E. sayılı) oluşturulduğundan 1993/37 ve 41 sayılı davaların konusuz kaldığı gerekçesiyle karara bağlandığı ve … Kadastro Mahkemesinin 1993/37 ve 41 E. sayılı dava dosyalarının halen Dairemizin 2007/3530 ve 2007/3529 sayılarında kayıtlı olduğu, bu dava dosyalarından ayrılan bir kısım parsellere ilişkin Kadastro Mahkemesinde verilen kararların … … Diler ve arkadaşlarının temyizi üzerine Daireye temyiz incelemesi yapılmak üzere gönderildiği, temyize konu bu davanın incelenmesi sırasında davacı Hazinenin delil olarak dayandığı bu dosyaların da göz önünde bulundurulduğu, ayrılan bir kısım parsellere ait davaların ise halen kadastro mahkemesinde devam ettiği, davanın konusu olan özel orman parsellerinin hiçbirinin eski tapu kayıtlarının niteliğine uygun olarak ağıl yeri ya da tarla olmadığından, bu tapu kayıtlarının dava konusu parsellere köy, mevki, sınır, cins ve yüzölçümü ile uyduğu kabul edilemeyeceği gibi, Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.10.1944 gün ve 1943/251-800 sayılı kararının dayanağı olduğu söylenen ve aslı bulunamayan ölçüsüz ve ölçeksiz olan 22.06.1944 tarihli krokinin T.M.Y.’nın 719 (E.M.Y.’nın 645 İsviçre M.Y. 668) ve 3402 sayılı Kadastro Yasasının 20/A maddesinde anılan “tapuların dayanağı harita, plan ve kroki” olarak kabul edilemeyeceği gibi gerek 1943/251-800 sayılı ve gerekse daha önce Orman Yönetimi ile tapu malikleri arasında 235, 236 237 sayılı parseller hakkında sırasıyla … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/69 ve Asliye (2) Hukuk Mahkemesinin 1994/68-67 sayılı dosyalarında 239, 240 ve 241 sayılı parseller hakkında Asliye (1) Hukuk Mahkemesinin 1994/45-42-44 sayılı dosyalarında görülen davalarda Hazine taraf olmadığı gibi temyize konu bu davada dayanılan hukuki vakıalar da aynı olmadığından bu kararların Hazineyi bağlamayacağı ve Hazine aleyhine kesin hüküm olarak kabul edilemeyeceği, “… Köyü sınırları içerisinde bulunan ve 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunda orman sınırı içine alınan ormanlar ile, daha sonra 1744 ve 2896 sayılı yasa hükümlerine göre orman kadastrosu aplikasyon 2. ve 2/B madde çalışmaları yapılan yerlerde sadece 6831 sayılı Orman Yasasının 3302 ve 3373 Sayılı Yasayla değişik 2/B madde uygulama çalışmalarını yapmak üzere Orman Bakanlığının 13.02.1987 gün ve 6 sayılı “oluru” ve Orman Genel Müdürlüğünün 15.03.1989 gün 834 sayılı “iş emri” dayanak gösterilerek ve 07.06.1989 tarihli (1) Numaralı İşe Başlama Tutanağında kendisine verilen görevin sadece 2/B madde uygulaması olduğunu yazarak çalışmaya başlayan, Seyfullah İnan başkanlığındaki 59 numaralı Orman Kadastro Komisyonu 08.06.1989 tarihinde düzenlediği (2) Nolu Tutanakla V, IV, IX, XII, XIII, XVII nolu poligonları 09.06.1989 tarihinde düzenlediği (3) Nolu Tutanakla XVIII, XIX, XX, XXII, XXIII, XXIV nolu poligonları, 13.06.1989 gün ve (4) Nolu Tutanakla XXV, XXVI, XXXII, XXVIII, XXIX, XXX, XXXI, XXXII, XXXIII numaralı poligonların bulunduğu sahaların orman niteliğini kaybetmesi nedeniyle 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi hükmüne göre orman rejimi dışına çıkartılmasına karar verildiği, bundan sonra Yönetmeliğin 46. maddesi gereğince 14.06.1989 tarihinde (5) numaralı “İşi Bitirme Tutanağını”, Yönetmeliğin 55/2. maddesi gereğince 12.04.1990 tarihinde “Şekli ve Hukuki Noksanlıkları İnceleme Tutanağını” ve Yönetmeliğin 55/3. maddesi gereğince 15.06.1990 tarihinde 6 Numaralı “İşi Sonuçlandırma Tutanağını” düzenleyerek, yönetmeliğin 57. maddesi gereğince yaptığı 2/B madde uygulaması işlemlerini Orman Bölge Müdürlüğünün 18.06.1990 gün ve 8552 sayılı yazısı ekinde Valilik onayına sunduğu, İstanbul Valililiğinin “59 numaralı Orman Kadastro Komisyonun 07.06.1989 tarihinden 15.06.1990 tarihine kadar … Köyünde yaptığı çalışmalarda 423.060 m2 sahanın 2/B maddesi ile orman sınırları dışına çıkarıldığına dair almış olduğu 1 nodan 6 noya kadar olan tutanaklarda … kararları onaylanmıştır” şeklinde şerh verilerek yapılan işlemler Vali tarafından 20.06.1990 tarihinde onaylandığı ve Yönetmeliğin 57/2. maddesi gereğince kadastro işlemleri yürürlüğe girdiği, bundan sonra 59 nolu Orman Kadastro Komisyonu Valilik onayında belirtilen 1 ila 6 numaralı tutanakları 14.11.1990 tarihinde ilana çıkarmış ve bu tutanaklarda (7) nolu Orman Kadastro Komisyonunun 1942 yılında belirlediği, tahdit sınırları esas alınarak 2.613,5 Hektar yüzölçümlü … Devlet Ormanının tamamını 1976 ve 1984 tarihinde yapılan çalışmalarda olduğu gibi orman sınırları içerisinde gösterdiği, ancak Kartal Asliye (3) Hukuk Mahkemesinin 1987/1271 sayılı 1986 tarihli kararı ile 31.12.1981 tarihinden önce nitelik kaybetmemesi nedeniyle 1984 tarihli Komisyon kararı iptal edilerek yeniden orman sınırları içerisine alınan IV, V, IX, XII, XIII, XV, XVII numaralı 2/B madde poligonlarını 08.06.1989 tarihli tutanakla tekrar orman sınırları dışına çıkardığı ayrıca bu yerlerle birlikte XVIII, XIX, XX, XXI, XXIII, XXIV, XXV, XXVI, XXVII, XXVIII, XXIX, XXX, XXXI, XXXII, XXXIII numaralı 2/B madde poligonlarını da 31.12.1981 tarihinden önce orman niteliğini kaybettiği gerekçesiyle 06.09.1989 gün (3) Nolu ve 13.06.1989 gün (4) nolu tutanakla orman sınırları dışına çıkardığı, 1987 tarihli mahkeme kararı ile 31.12.1981 tarihinden önce orman niteliğini kaybetmediği hükmen belirlenen yerlerin 1989 yılında yeniden 31.12.1981 tarihinden önce nitelik kaybettiği gerekçesiyle orman sınırı dışına çıkartılmasının açık bir Yasa ihlali olduğu, ancak bu işlemlere karşı dava açılıp açılmadığının dosya kapsamından anlaşılamadığı, 59 nolu Kadastro Komisyonu tarafından 14.06.1989 tarihinde (5) numaralı İşi Bitirme Tutanağının düzenlenmesinden sonra, Komisyon Başkanı…, Ormancı Üye … …. ve Ziraatçı Üye … … Sevdin tarafından 1986 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliğinin 60. maddesine dayanak gösterilip “Mahkeme Kararını Uygulama Tutanağı” ismi verilerek 31.07.1989 tarihinde düzenlenen tutanakda, “… …varisleri adına Av. …. …’nın, Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.10.1944 gün ve 1943/251-1944/800 sayılı kararı uygulanarak sahanın kendilerine teslimini istediğine dair Genel Müdürlüğe verdiği 05.06.1989 tarihli dilekçesinin, Genel Müdürlüğün 15.06.1989 gün 1155 sayılı yazısı ile Orman Bölge Müdürlüğüne intikal ettirildiği, Bölge Müdürlüğünün 23.06.1989 gün ve 3396 sayılı yazısı ile de Komisyona ve Alemdağ İşletme Müdürlüğüne intikal ettirilmesi üzerine, Komisyonca sözü edilen mahkeme kararı ile 1/16.000 ölçekli tüm tapuları gösterir krokinin incelendiği, bu krokide gösterilen 12 ve 13 nolu tapu parsellerinin ormanla ilişkisi olmayıp orman dışında kaldığı, 1, 4, 7, 16 ve 17 nolu tapu parsellerinin de, tapu sınırlarının gayri muayyen olduğu; diğer 2, 3, 5, 6, 8, 9, 10, 11, 14, 15, 18, 19 ve 20 nolu tapu parsellerinin dört yönünün de araziye uyduğu görüldüğü, mahkeme kararı ve tapu hududuna göre araziye uyan ve aplike edilen bu parsellerin gerek Medeni Kanun, gerek Yargıtay içtihatlarına göre hudutlarına itibar edilmesi gerektiği, hudut olarak tam araziye oturtulmayan, ancak bazı yönleri ile araziye uyan 1, 4, 7 ve 16 nolu tapu parsellerinde ise, tapu miktarları kadar bir sahanın tespit edilmesine komisyonca karar verildiği” yazıldıktan sonra “18 adet tapu kaydının aplikasyon ve sınırlaması yapılarak bunlardan tüm hudutları uymadığı belirtilen 1, 4, 7, 16 ve 17 numaralı tapu parsellerinin meşe baltalığı niteliğinde olduğu 1 ve 17 numaralı tapu parsellerinin … Özel Ormanı (P.240), 4 ve 7 numaralı tapu parsellerinin Fındıkdere Özel Ormanı (P.239), 16 numaralı tapu parselinin … Özel Ormanı (P.241) olarak mahkeme kararına göre tefrik ve tespit edildiği, diğer tapuların ise hudutlarının sabit olduğu, miktarlarına uyulmayıp, sınırlarına uyularak krokisinde 5, 10, 14, 15 ve 19 numara ile gösterilen ve halen meşe baltalığı niteliğinde olan tapu parsellerinin Burçaktepe Özel Ormanı (P.238) olarak, halen meşe baltalığı ve çam ağaçları ile kaplı olan diğer tapu parsellerinden, 8 numaralı tapu parselinin … Çamur Özel Ormanı (P.237), 3 numaralı tapu parselinin Uzunburun Özel Ormanı (P.236) , 9, 11 ve 20 numaralı tapu parsellerinin … … Özel Ormanı (P.235), 6 numaralı tapu parselinin … Bayırı Özel Ormanı (P .234) , 2 numaralı tapu parselinin Poyrazeğrek Özel Ormanı (P.233), 18 numaralı tapu panselinin Buçuktarla Özel Ormanı (P.232), olarak mahkeme kararında tefrik ve tespit edilerek 18 parça tapunun aplikasyon ve sınırlaması tamamlanarak mahkeme kararının uygulandığı” şeklinde açıklama yapılarak … köyü idari sınırları içinde 10 adet özel orman parseli oluşturulduğu, bu nedenle, 31.07.1989 tarihli “Mahkeme Kararı Uygulama Tutanağı” ile yapılan işlemin 6831 sayılı Yasanın 7/1. maddesinde … “özel orman kadastro” işlemi olmadığı, önceki davalarda Hazine taraf olmadığı için bu davaların Hazineyi bağlamayacağı, 143/251-800 sayılı kararın dayanağı olduğu kabul edilen krokinin T.M.Y.’nın 719 (E.M.Y.’nın 645) ve 3402 sayılı Yasanın 20/A maddeleri anlamında tapunun dayanağı plan ve kroki olmadığı, tüm bu olgulara karşın ikisi tarlaya, birisi ağıl yerine ait, yüzölçümleri toplamı 14.473 m2 olan, tapu kayıtlarının eskiden beri ve halen de orman olan 2.514.158 m2 yüzöçümlü 235 parsel sayılı … … Özel Ormanına köy, mevki, cins ve miktar olarak uyduğunun kabul edilemeyeceği, 236 parsel sayılı 1.855,181 m2 yüzölçümlü … Burun Özel Ormanı’na, Kurtdoğmuş köyü, … mevkiindeki tarla cinsi tapu kaydının 2/5 payına ait … 1932 tarih 25 nolu 100 dönüm (919.000 m2) yüzölçümlü, … …, Pekmezci Geçidi, çalılık, Karaağıl Sınırı ve Başyataklar gibi belirsiz ve değişir sınırlı tapu kaydı uygulandığı, tapu kaydının sınırında kişi isimleri bulunmadığı, dosyadaki haritalarda görüldüğü gibi, içinde … Barajı Gölüne akan birçok … ve derecikler bulunduğu, 236 sayılı parselin yüksek eğimli, engebeli, batı sınırında bulunan 382 parsel sayılı … Devlet Ormanın devamı ve ayrılmaz parçası olduğu, eskiden beri ve halende orman niteliğinde olduğu, tarla cinsli olup, sınırda hiçbir özel mülk bulunmayan ve davada taraf olmadığı için Hazineyi bağlamayan T.M.Y’nın 719 (E.M.Y. 645) ve 3402 sayılı Yasanın 20/A maddeleri anlamında plan ve kroki olduğu kabul edilmesi mümkün olmayan 1943/251 sayılı kararın dayanağı olduğu kabul edilen ve şekil olarak da 236 sayılı parsele benzemeyen krokinin ve tarla cinsli 91900 m2 yüzölçümlü tapu kaydının, eskiden beri ve halende orman olan 1.892.562 m2 yüzölçümlü 236 parsel sayılı … Burun Özel Ormanına köy, mevki, cins ve miktar olarak uyduğunun kabul edilemeyeceği, 237 parsel sayılı 980.278 m3 yüzölçümlü Sarıçamur Özel Ormanı’na Kurtdoğmuş Köyü, Sıra Ağaçlar mevkiindeki tarla cinsli olan tapu kaydının, 2/5 payına ait, … 1932 tarih 21 nolu 100 dönüm (919.000 m2) yüzölçümlü, Karaağıl sınırı, Basık …, çalılık, Başyataklar gibi belirsiz ve değişir sınırlı tapu kaydı uygulandığı, memleket haritası ve diğer haritalarda görüldüğü gibi, 237 parsel sayılı taşınmaz içinde … Baraj Gölüne akan birçok … ve derecikler bulunan yüksek eğimli, engebeli, batısındaki 382 sayılı … Devlet Ormanının devamı ve ayrılmaz parçası ve eskiden beri ve halende orman niteliğinde bir arazi parçası olduğu, sınırında hiç bir özel mülk bulunmayan ve davada taraf olmadığı için Hazineyi bağlamayan T.M.Y.’nın 719 (E.M.Y. 645) ve 3402 Sayılı Yasanın 20/A maddeleri anlamında plan ve kroki olduğu kabul edilmesi mümkün olmayan 1943/251-800 sayılı kararın dayanağı olduğu kabul edilen ve şekil olarak da 237 sayılı parsele benzemeyen krokinin ve 91.900 m2 yüzölçümlü tapu kaydının eskiden beri ve halende orman olan 980.625 m2 yüzölçümlü … Çamur Özel Ormanı isimi verilen 237 sayılı parsele köy, mevki, cins ve sınır olarak uyduğunun kabul edilemeyeceği, özel orman parselleri hakkında yapılan işlemin orman ya da arazi kadastro işlemi olmadığı, kaynağını yürürlükte bulunan Yasa ve Yönetmeliklerden almadığı için Yasal olmayan tamamen hukuka aykırı olan bir işlemle 31.07.1989 tarihli tutanakla dava konusu taşınmazların özel orman olduğundan söz edilerek haritaları düzenlendiği, yürürlükte bulunan Yasa ve yönetmeliklere göre orman ve arazi kadastrosuna ait bütün işlemlerin sonuçlarının, askı ilanı ile kamuya duyurulması gerektiği halde 31.07.1989 tarihli tutanakla yapılan işlem askı ilanına dahi çıkartılmadan, tescil nedeni “orman kadastrosu” olduğu yazılıp tescil edildikten sonra aynı gün intikalen mirasçıları adlarına tapuya tescil edilerek hemen ardından; başka kişilere satıldığı, Orman Genel Müdürlüğünün 238 parsel sayılı Burçak Tepe Özel Ormanı hakkında A….mirasçıları aleyhine … Asliye (1) Hukuk Mahkemesinin 1994/43 sayılı dosyasında açtığı davanın reddine karar verildiği, Orman Yönetiminin hükmü temyiz ettiği, 2006 yılında Daireye gelen dava dosyasındaki eksikliklerin giderilmesi için Dairenin 04.07.2006 gün ve 2006/7000-9999 sayılı kararı ile yerel mahkemeye iade edildiği ve halen Daireye gönderilmediği, ancak Dairenin 13,06.2006 gün ve 2006/5733-8263 sayılı kararı ile mahkemesine iade edilen 235, 236 ve 237 sayılı parsellere ait Asliye (1) Hukuk Mahkemesinin 2000/730 (Dairenin 2008/17387) sayılı dosyasının iki yıl altı ay sonra 15 Aralık 2008 tarihinde Daireye gönderilmesi sırasında 238 sayılı parsele ait 1994/43 sayılı dava dosyasının fotokopi örneğinin de 2000/730 sayılı dava dosyasına eklendiği, yine 2000/730 sayılı dava dosyasının mahkemesine iadesi üzerine bu dosya içine örneği konularak gönderilen 2000/729 sayılı dosyada, 237 sayılı Sarçamur Özel Orman parselinin 25.565 m2 bölümü DSİ Genel Müdürlüğünce 127.650.000.-YTL bedel karşılığında kamulaştırılması sonucu bu parselden ifraz edilip 390 parsel sayısı ile ve 25.565 m2 yüzölçümü ile DSİ Genel Müdürlüğü adına su kanalı olarak tescil edildiği 390 sayılı parsel hakkında 2000/730 sayılı dosyanın dava dilekçesinde gösterilen nedenlerle, “bu parselin Hazineye ait bir yer olduğu halde A. …ve mirasçıları ve onların satışı ile … … adına yolsuz olarak tescil edildiği ve yolsuz tescil nazara alınmadan DSİ Genel Müdürlüğünce kamulaştırılıp ve kamulaştırma bedelinin de …’e ödendiği, 390 sayılı parselin mülkiyetinin Hazineye ait olduğunun tespitini fazlaya ilişkin hataları saklı tutularak kamulaştırma bedeli olarak … …’e ödenen 127.818.650.- YTL’nin, ödeme tarihinden itibaren Yasal faizi ile birlikte Hazineye geri ödenmesi” istemiyle Hazine vekili tarafından, … aleyhine dava açıldığı ve yargılamanın halen devam ettiği, …. Başkanlığında 6831 sayılı Yasanın 7/2. maddesi ve yönetmeliğin 3. maddesi hükmüne göre 5 kişinin katılımı ile kurulan 59 numaralı Orman Kadastro Komisyonu … Köyündeki ormanlarda çalışmaya başlamadan önce 07.06.1989 tarihinde düzenlediği (1) numaralı “İşe Başlama Tutanağında” “Komisyonca Genel Müdürlük tarafından … Devlet Ormanında 6831 sayılı Yasanın 3302 sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması yapmak üzere yetki verildiği” daha sonra düzenlenen, 2, 3 ve 4 numaralı tutanaklarla da önce … Devlet Ormanın aplikasyonunu yapıldığı, başka bir anlatımla 1942 ve 1984 yılında belirlenen orman sınır noktalarının yerlerini belirleyip, 10 adet özel orman parsellerinin de … Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığının saptanarak haritalar üzerinde gösterildiği, daha sonra IV ila XXXIII poligon numaralarını verdiği yerleri orman niteliğini kaybettiği gerekçesiyle 2/B madde uygulaması ile orman rejimi dışına çıkardığı, 14.06.1989 tarihinde (5) numaralı işi bitirme tutanağı 15.06.1989 tarihinde (6) numaralı “İşi Sonuçlandırma Tutanağı” düzenlediği ve 1986 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliğinin 55. maddesi gereğince yaptığı işleri Orman Bölge Müdürlüğüne bildirdiği, Orman Bölge Müdürlüğü aynı yönetmeliğin 55/2. maddesi gereğince Kd.m.şb.md. Güngör … Or. İşl. Md. … Başer, Or. İşl.Şefi…’den oluşturduğu heyete işlem dosyasını verip incelettiği ve bu heyetin verdiği 12.04.1990 tarihli inceleme raporunda “59 numaralı Orman Kadastro Komisyonun … Köyü için düzenlenen 1, 2, 3, 4 ve 5 sayılı tutanaklarda şekli ve hukuki bir noksanlığa rastlanamadığını” bildirdiği, tutanak numarası verilmeyen ve 59 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca da düzenlenmeyen 31.07.1989 tarihli mahkeme kararı uygulama tutanağından hiç söz etmediği, Orman Kadastrosu Yönetmeliğinde, orman kadastro komisyonlarının nasıl oluşturulacağı, nasıl çalışacağı, tutanakları nasıl düzenleyecekleri ayrıntılarıyla gösterildiği, bu hükümlere göre orman kadastro komisyonlarının beş kişiden oluşmaktadır. Orman Genel Müdürlüğü, komisyonların bir yerde hangi işleri yapacağını, o yerde işe başlamadan önce komisyonlara bir … … ile bildirdiği, komisyonların bu emri “işe başlama tutanaklarına” yazıp kendilerine verilen … doğrultusunda çalışma yaparak her gün yaptığı çalışmalara bir sıra numarası verip tutanakların başına “Orman Kadastro Tutanağı” “Aplikasyon Tutanağı” ya da “2/B madde uygulama tutanağı” gibi isimler vererek çalışmalarını bu tutanaklarda gösterdikleri, işte 59 numaralı Orman Kadastro Komisyonunun bu köyde yaptığı çalışma tutanaklarına yukarıda belirtildiği gibi (1)’den başlanmak üzere (5)’e kadar numara verdiği ve tutanakların hangi amaçla düzenlendiğini belirttiği, 31.07.1989 tarihli tutanak Yasa ve yönetmeliklere uygun olarak kurulduğu, orman kadastro komisyonu tarafından düzenlenmediği, aksine yetkisini Yasa ve yönetmeliklerden almayan bir heyet tarafından düzenlendiği, 6831 sayılı Yasanın 7. ve Yönetmeliğin 25. maddelerinde devletten başka gerçek ve tüzel kişilere ait ormanların kadastrosunun dahi orman kadastro komisyonlarınca yapılacağının öngörüldüğü görülmüştür. Yasa ve yönetmeliklere uygun olarak kurulan Komisyona bu yerde işe başlarken Genel Müdürlük tarafından özel orman kadastrosu ve 1944 tarihli mahkeme kararını uygulama görev ve yetkisi de verilmediği, bu nedenle yapılan işlem yok hükmünde olduğu, ve bir kadastro işlemi olarak kabul edilmesine Yasal olanak bulunmadığı, dolayısıyla yok hükmünde olan bir işlem dayanak gösterilerek oluşturulan sicilinde yok hükmünde ve yolsuz tescil niteliğinde olduğu, H.G.K’nun 03.12.1997 gün 1997/1-655-1003 sayılı kararında kabul edildiği gibi 31.07.1989 tarihli tutanak hukukun koruyuculuğu altında olmayıp yok hükmünde olduğu, dolayısıyla bu tutanak dayanak gösterilerek yapılan tescil işlemlerinin de T.M.Y.’nın 1025 (E.M.Y. 933 İsviçre M.Y..975) maddesi gereğince yolsuz tescil niteliğinde olduğu, adına sicil oluşturulan kişiye mülkiyet hakkı kazandırmayacağından, hiçbir süreye bağlı kalmadan her zaman açılacak dava ile iptal edilebileceği, Hukuk Genel Kurulunun 11.12.1996 gün ve 1996/13-678-868 sayılı kararı ile bu konudaki bir çok kararında belirtildiği gibi, H.Y.U.Y.nın 76. maddesi gereğince dava dilekçesinde sıralanan olayların hukuki açıdan nitelendirilmesi ve uygulanacak Yasal kuralların aranıp bulunması görevi doğrudan hakime ait olduğu, davacı Hazinenin dava dilekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde; bu özel orman parsellerine uygulanan tapu kayıtlarının sınırlarının belirsiz, gayri sabit ve genişletilmeye elverişli olduğu gibi, bu parsellere de ait olmadığını, kayıt miktar fazlası bulunduğunu, parsellerin özel mülkiyete konu olmayacak kamu malı niteliğindeki yerlerden olduğunu ve toplam yüzölçümü 968.739 m2 olan … 1932 tarih 13 ila 32 numaralı bu tapulardaki … …payının karşılığının 453.996 m2 olduğu, diğer payların kime ait olduğu da belli olmadığı halde A….adına kayıtlı bu pay tapu kayıtları dayanak gösterilerek toplam yüzölçümü 8.440.355 m2 olan 10 adet özel orman parselinin iktisap nedeni “orman kadastrosu” olduğu belirtilerek A. …adına yolsuz olarak (TMY. md.1025) oluşturulduğunu, A….mirasçılarının … 1932 tarih ve 13 ila 32 numaralı tapu kayıtlarına dayanılarak … Köyü 1 ila 223 sayılı parseller hakkında dava açmış olduklarından tapu kayıtları kapsamlarının 1942 yılından beri orman sınırları dışında olduğu kabul edilerek kadastro tespit tutanakları düzenlenen 1 ila 223 sayılı parsellere ait dava dosyalarında belirlenmesi gerektiği halde, bu olgular gözönünde bulundurulmadan 10 adet toplam 8.440.355 m2 yüzölçümündeki parsellerin tamamının özel orman olduğundan söz edilerek kişilere verildiğini, yine sözü edilen eski tapu kayıtlarının köy, mevki, cins ve sınırlarının zemine dahi uymadığı, 1945 yılından 1986 yılına kadar görev yapan arazi ve orman kadastro komisyonları ile, bu amaçla kurulan diğer heyetler tarafından bir çok kere kabul edildiği halde, bu tapu kayıtları dayanak gösterilerek özel orman parselinin oluşturulmasının ve tescil edilmesinin Yasaya aykırı yok hükmünde ve yolsuz tescil niteliğinde (TMY. 1025, E.M.Y. 933 mehaz İsviçre M.Y. 975 maddesi) olması nedeniyle eski tapu kayıtlarının tamamen dışında kalıp, kayıt miktar fazlası olan … Köyü 235, 236, 237, 239 ve 240 tapu ve 241 sayılı parsellerin sicil kayıtlarının iptaliyle Hazine adına tapuya tescillerini istediği, davalı tarafın delil olarak dayandığı ve Orman Genel Müdürlüğünün davalı ya da davalıların akdi halefleri aleyhine 1994 yılında açtığı dava dosyaları ve bunlara ait kararların incelenmesinde; davacı Orman Yönetiminin 26.01.1994 tarihli dava dilekçelerinin birbirinin kopyası olduğu gibi mahkeme kararlarının da gerekçelerinin aynı olduğu Orman Yönetimi 1994 tarihli dava dilekçelerinde özetle, … …mirasçılarının başvurusu üzerine, 59 numaralı Orman Tahdit Komisyonunca, hukuki niteliğini yitirmiş bulunan Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 06.10.1944 gün ve 1943/251-800 sayılı ilamına değer verilerek bu ilamın uygulanması suretiyle Özel Orman statüsü ile bu kişiler adına 235, 236, 237, 239, 240 ve 241 sayılı parseller tapuya tescil edilmişse de, 1944 tarihli mahkeme kararının; o tarihte yürürlükte bulunan Yasa hükümleri uygulanmak suretiyle verildiğini, 1944 tarihli mahkeme kararında taşınmazların niteliği hakkında bir hüküm bulunmadığını, kararın verildiği tarihten sonra 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Yasa ile hiç bir bildirime gerek olmaksızın özel ve tüzel kişilere ait tüm özel ormanların devletleştirilmiş olması nedeniyle bu Yasanın yürürlük tarihinden önce verilen mahkeme kararının ve tapu kayıtlarının hukuki değerinin kalmadığını, bu konuların müfettişlerin düzenlediği raporlarda da belirlendiğini, ilgili Kadastro Komisyon üyeleri ile işlemi yapanlar hakkında görevlerini kötüye kullanmalarından dolayı ceza davası açıldığını, Anayasanın 169. maddesi uyarınca Devlet Ormanının özel mülkiyete konu olamayacağını, bu nedenle tapu kayıtlarının iptalini” daha sonra 17.06.1994 tarihli ıslah dilekçesiyle “tapu kayıtlarının iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesinin” istediği, Tümü aynı olan mahkeme kararlarının gerekçesinde özetle, 1944 tarihli mahkeme kararının uygulanması A….mirasçıları tarafından daha önceki yıllarda işlenmişse de uygulama olanağı bulunmadığından bu güne kadar uygulanmadığından 1989 yılında 6831 sayılı Yasanın 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B maddesi uygulamasında A….mirasçıları vekili Av. Selda …’nın talebi üzerine 59 numaralı Orman Tahdit Komisyonunca (Yukarıda izah edildiği gibi uygulamayı yapan Orman Yasası ve Yönetmeliğine göre kurulan orman tahdit komisyonu olmadığı) dava konusu yerin özel orman niteliğiyle sınırlandırıldığı ve 14.05.1990 tarihinde ilana çıkartılarak 14.05.1991 tarihinde kesinleştiği (Yukarıda açıklandığı gibi 59 numaralı orman kadastro komisyonun 07.06.1989 tarihli tutanakla işe başladığı, 15.06.1989 tarihinde “işi sonuçlandırma tutanağı” düzenleyerek çalışmaya son verdiği ve bu tarihler arasında düzenlendiği, altı adet tutanağı valilik onayına sunduğu, valilik tarafından 20.06.1990 tarihinde onaylandıktan sonra 6831 sayılı Yasanın 11/1. maddesi gereğince 14.11.1990 tarihinde askı ilanına çıkartıldığı, ancak bu tarihten önce on adet özel orman parseli 12.11.1990 tarihinde … …adına iktisap nedeni “orman kadastrosu” olduğu yazılarak tescil edildiğinden mahkemenin 31.07.1989 tarihli tutanakla yapılan işlemi orman kadastrosu olarak nitelendirmesi ve orman kadastrosunun kesinleştiğinin kabul edilmesinin hiçbir dayanağı bulunmadığı, 1942 yılında … Devlet Ormanı olarak orman kadastrosu yapılan 2613.5 Hektarlık sahanın Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.10.1944 gün ve 1943/251-800 sayılı kararı ile iptal edildiği (Halbuki H.G.K.’nun 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden beri kabul ettiği ilkelere ve özellikle 27.12.1989 gün ve 1989/16-659-695, 10.05.2006 gün 1991/16-271-375 ve 27.02.2002 gün 2002/1-19-97 ve 10.05.2006 gün 2006/20-148-284 sayılı kararlarında belirtildiği gibi, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğünden önce Devlet Ormanı sayılan yerler hakkında verilen ve kesinleşen mahkeme kararlarının ve tapu kayıtlarının 4785 sayılı Yasa karşısında hiçbir yasal dayanağı kalmadığı) 1952 yılında … Devlet Ormanının tümünün makiye ayrıldığı, daha sonra 1963 yılında makiye ayırma işlemi Orman İdaresi tarafından iptal edilmişse de bunun davalı kişileri bağlamayacağı, 22.03.1996 gün ve 1993/5-1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile “maki komisyonlarının yaptığı işlemlerin geçerli ve makiye ayrılan yerlerde oluşturulan özel tapulara değer verilmesinin” kabul edildiği (Bu bölgede makiye ayırma işleminin geçersiz olduğu, … Asliye (1) Hukuk Mahkemesinin direnme yoluyla verdiği kararını inceleyerek ve 20. Hukuk Dairesinin bozma kararındaki hukuki dayanakları aynen kabul ederek (“20. Hukuk Dairesinin bu kararı Y.K.D’sinin Aralık 2001 sayısında yayınlandığı”) oybirliği ile bozan H.G.K.’nun 03.07.2002 gün ve 2002/20-558-588 sayılı kararı ile kabul edildiği, bu karara konu olan 20. Hukuk Dairesinin 10.05.2001 gün 2001/3179-3713 sayılı bozma kararının 1. bendinde aynen “… Devlet Ormanının 1942 yılında 1 numaralı Orman Tahdit Komisyonu tarafından tahdidinin yapıldığı, kısmen itiraza uğramakla Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.10.1944 gün ve 1943/251-800 sayılı (“bu karar somut olayda 31.07.1989 tarihli mahkeme kararı uygulama tutanağına konu olan karardır”) şeklindeki kesinleşen kararı ile iptal edildiği, daha sonra 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Yasa gereğince kesinleşen bu kararın hükmü kalmadığından 1942 yılı tahdit sınırları ile devletleştirildiği, ancak Hazine adına tapu kaydı oluşturulmadığı, sözü edilen mahkeme kararı lehine olanlar 5658 sayılı Yasa hükümlerine göre iade talebinde bulunmuşlarsa da Orman Genel Müdürlüğünün 12.09.1950 gün şb.3.5110-16 sayılı yazısında iadeye tabi yerlerden olmadığı tespit edilmekle iade talebinin reddine karar verildiği, böylece 1942 yılı ilk tahdit hattının kesinleşmiş haliyle geçerliliğini koruduğu” yine aynı kararın 10. bendinde “… 21.07.1952 tarihinde maki tefrik tutanağı düzenlenmiş ise de 27.01.1953 tarihli raporda belirtilen gerekçelerle maki tefriki onaylanmadığı, daha sonra 2 Numaralı Tahdit Komisyonunun verdiği 02.05.1963 tarihli raporda “yerin eğim, erozyon ve diri örtü durumu itibariyle evvelden beri bu günkü haliyle orman mevhumu içinde mütalaa olunması, makiye tefrik muamelesinin iptaliyle orman rejimine tabi tutulması” nın bildirilmesi üzerine 20.05.1963 tarihinde Başmüdürlük oluruyla “… köyü mülki hudutları içinde bulunan arazinin makiye ayırma işleminin İPTAL ile ORMAN REJİMİNE alınması uygundur” oluru verildiği ve … köyünde makiye ayırma işlemi hiçbir zaman sonuçlanmadığı” görüşlerine yer verildiği ve yine Y.K.D’nin Ekim 2002 sayısında yayınlanan H.G.K.’nun 27.02.2002 gün 2002/1-19-97 sayılı kararında (makiye ayrılan yerlerde sadece özel Yasalar uyarınca oluşturulan tapu kayıtlarına değer verileceği, davalıların dayandığı tapu kayıtlarının bu yolla oluşturulmadığı için kendilerine bir hak sağlamayacağının kabul edildiği) dava konusu parselin 59 numaralı Orman Tahdit Komisyonunca özel orman niteliğiyle sınırlandırıldığı, kesinleşen orman tahdidinin ancak 6831 sayılı Yasanın 11/1. maddesi gereğince altı aylık askı ilan süresinde açılacak dava ile iptal edilebileceği, askıdan indikten sonra Bakanlık onayı ile işlemin iptal edilmesinin geçersiz yok hükmünde olduğu (mahkeme kararlarında kabul edilenin aksine 31.07.1989 tarihli tutanakla yapılan işlem özel orman kadastrosu işlemi olmadığı gibi 59 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca da yapılmamış ve ilana da çıkartılmadığı şeklindeki gerekçeyle Orman Yönetiminin 239, 240, 241 sayılı parseller hakkında Asliye (1) Hukuk Mahkemesinde açtığı davaların 16.07.1997 tarihinde reddine karar verilmiş ve kararların 20. Hukuk Dairesinin 03.02.1998 tarihli gerekçesiz kararları ile onandığı, yine Yönetimin karar düzeltme istemini de 11.06.1998 günlü gerekçesiz kararla ret edildiği, yine Orman Yönetiminin aynı iddia ile 235 sayılı parsel hakkında açtığı davanın Asliye (1) Hukuk Mahkemesince 01.04.1998 tarihinde, 236 sayılı parsel hakkındaki davasının Asliye (2) Hukuk Mahkemesince 01.04.1998 tarihinde 237 sayılı parsel hakkındaki davanın ise Asliye (2) Hukuk Mahkemesince 26.01.1998 tarihinde ret edildiği, 235 ve 236 sayılı parsellerle ilgili kararların 02.11.1998, 237 sayılı parsel ile ilgili kararda 23.11.1998 tarihinde 20. Hukuk Dairesinin gerekçesiz kararı ile onandığı, Orman Yönetiminin karar düzeltme işlemi de 04.05.1999 günlü gerekçesiz kararlarla ret edildiği, işte davalılar; Orman Genel Müdürlüğünün taraf olduğu bu kararların Hazine yönünden de kesin hüküm oluşturulduğunu iddia etmekteyse de, davacı Hazine temyize konu bu davalarda; bir yerin orman olması ya da olmamasının ya da özel orman olmasının ayrı, o yerin tapuya tescil edilmesinin ayrı konular olduğunu, kadastro tapusunun oluşturulmasının arazi kadastrosuna ait bir görev olduğunu, özel orman parsellerinin oluşumuna esas alınan tapu kayıtları ile mahkeme kararının bu yerlere uymadığını ve 4785 sayılı Yasa karşısında geçerliliğinin de bulunmadığını 31.07.1989 tarihli mahkeme kararı uygulama tutanağı ile yapılan işlemin “orman kadastro işlemi olmadığını” ve 59 nolu Orman Kadastro Komisyonunca bu ormanlarda 1989 yılında yapılan işlemler 14.11.1990 tarihinde askı ilanına çıkartıldığı halde, bu tarihten iki gün önce 12.11.1990 tarihinde 10 adet özel orman parselinin iktisap sütununa “Orman kadastrosu” olduğu yazılarak A….ve mirasçıları adına tapuya tescil edilmesinin yolsuz ve yok hükmünde olması nedeniyle M.Y.’nın 1025 (E.M.Y.933) maddesi gereğince iptalini istendiğinden Orman Genel Müdürlüğü ile davalılar ve onların halefleri arasında görülen davalar, temyize konu dava yönünden kesin hüküm ya da güçlü delil oluşturmayacağı, çünkü önceki kesinleşen dosyalardaki davalar ile temyize konu davanın, tarafları ve dayanılan hukuki vakıaların farklı olduğu, kesin hüküm ancak konusunu oluşturan husus hakkında geçerli olacağı, kesin hüküm vardır denilebilmesi için iki tarafın, davanın konusunun ve dayanılan sebebin aynı olması gerekeceği, kesin hükmün varlığından söz edebilmek için davanın taraflarının, konusunun ve dava sebeplerinin aynı olması gerekeceği, 3116 sayılı Yasa ile sadece devlet ormanlarının yapılması öngörüldüğü, 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan ayrıcalıklar dışında bütün ormanlar devletleştirildiği, devletleştirilen ormanlardan bazılarının sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulduğu, iade koşullarının Yasada gösterildiği, kamu mallarının nelerden ibaret olduğu 3402 sayılı Kadastro Yasasının 16. maddesinde de ayrıntılı olarak düzenlendiği, devlet ormanlarının devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kamu mallarından sadece birisi olduğu, üzerinde eylemli orman ağaçları bulunan ve halen eylemli olarak orman olan taşınmazlar, her nasılsa kesinleşmiş orman sınırları dışında bırakılmış olsa veya 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan araştırma sonucu hukuken orman sayılmasa da bu tür yerler 3402 sayılı Yasanın 16/C, 18. ve M.Y. 715 maddeleri gereğince devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmaları nedeniyle, özel mülkiyete konu olamayacağı, Medeni Yasa mülkiyet hakkının doğumunu, nedene (illete) bağlı bir hukuksal işlem olarak kabul ettiği, Yasalarımıza göre tapuya yapılan tescilin geçerli olabilmesi ve mülkiyet hakkının doğması için geçerli bir hukuksal nedene dayanmasının zorunlu olduğu, geçerli bir hukuksal nedene dayanmayan tescil işlemi yolsuz tescil niteliğini taşıyacağı ve her zaman iptali isteyebileceği(H.G.K. 30.05.2001 gün ve 2001/1-464-470 ve 03.12.2008 gün ve 2008/7-717-722 s.k.), yolsuz tescil sonucu ayni hak kazanılamayacağı (Prof.Dr.M…. Oğuzman, Prof.Dr…. Selici Eşya Hukuku 5. Bası 1998 s.141), Kamu mallarının özel hukukun alanı dışında olduğu, M.Y.nın 715 ve 999 maddeleri kamu mallarını esya hukuku dışında bıraktığı, aslında özel mülkiyete konu olamayacak taşınmazlar hakkında kişiler adına sicil oluşturulması o taşınmazın özde kamu malı olma niteliğini değiştirmeyeceği (1.H.D. 11.09.1989 gün ve 1989/8162-9365 ve H.G.K. 03.12.2008 gün ve 2008/7-717-722 sayılı ve bu kararda sözü edilen diğer kararlar). Bu nedenlerle davacılar adına oluşturulan tapu kaydının yolsuz tescil niteliğinde olduğu, davacılara hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı gibi, yolsuz oluşturulan ve oluşturulduğu günden itibaren geçersiz olan tapu kaydı Hazine tarafından açılacak dava ile her zaman iptal edilebileceği, bu ilkelerin, H.G.K. 23.11.1988 gün ve 1988/1-125-964, 21.02.1990 gün ve 1989/1-700-101 ve 06.05.1992 gün 1992/1-187-295 ve 05.05.1999 gün ve 1999/1-302-258 ve aynı gün ve 1989/1-304-206 ve 30.06.1999 gün ve 1999/1-554-561 ve 30.05.2001 gün ve 2001/1-464-470 ve 27.02.2002 gün 2002/1-19-97 ve 19.02.2003 gün ve 2003/20-102-90 ve 11.06.2003 gün 2003/13-414-410 ve 09.06.2004 gün ve 2004/1-335-554 ve 03.12.2008 gün ve 2008/7-717-722 sayılı kararlarında da açıklandığı ve kabul edildiği, gerçekten de özel orman parsellerinin sicillerinin oluşturulmasına esas alınana 31.07.1989 tarihli “Mahkeme Kararı Uygulama Tutanağı” Yasa ve yönetmeliğe uygun olarak kurulan orman kadastro komisyonu tarafından düzenlenmediği gibi, bu tutanakda sözü edilen mahkeme kararının dayanağı olduğu söylenen krokinin aslı da bulunmamaktadır. Sözü edilen kroki ölçeksizdir yerine uygulanması mümkün olmayan sonradan değişik kalem ve yazılarla ilaveler yapılan basit bir kroki olduğu, tapu kayıtlarının köy, mevki, cins ve miktar olarak özel orman parseline uygun olmadığı, 6831 sayılı Yasanın 11/4. maddesi ile 1986 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliğin 64. maddesinde sadece kadastro işlemi kesinleşmiş Devlet Ormanlarının tapuya tescil edilmesinin öngörüldüğü, işlemin yapıldığı 31.07.1989 tarihinde yürürlükte bulunan 1986 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliğinin 25/1. maddesindeki “Gerçek ve tüzel kişilere ait ormanların kadastrosu bu yönetmelikte gösterilen esaslar dahilin de orman kadastro komisyonlarınca yapılır” hükmünden sonra, diğer fıkralarında hangi taşınmazların orman kadastro komisyonlarınca özel orman olarak sınırlanacağının gösterildiği, tapusuz özel orman olamayacağından, yönetmelikte, kadastrosu yapılan özel ormanların tapuya tescil edilmesi hükmünün yer almadığı, yine sözü edilen yönetmeliğin 55, 56, 57, 58 ve 59. maddelerinde orman kadastro komisyonlarınca orman kadastrosunun nasıl bitirileceği, dosyaların nasıl hazırlanacağı, valilik onayına her zaman sunulacağı, ilanın nasıl yapılacağı, bu ilandan sonra kimlerin hangi mahkemede, kime karşı dava açacağının bir sıra halinde ve ayrıntıları ile gösterildiği, 60. maddesinde ise, askı ilan tarihleri arasında açılacak davalar sonucu verilen ve kesinleşen kararların, komisyonlarca tespit edilen sınırların değiştirilmesini gerektiriyorsa, mahkeme kararına göre orman sınırlarında düzeltmenin nasıl yapılacağı, bu işlemlerden sonra 64. maddesinde kadastrosu kesinleşen Devlet Ormanlarının tapuya nasıl tescil edileceğinin açıklandığı, Yasa ve yönetmeliklerde, dava konusu özel orman parsellerinin oluşum ve tescillerine esas alınan 31.07.1989 tarihli “mahkeme kararı uygulama tutanağı” gibi bir tutanağı düzenlenmesini ve bundan sonra tescil edilmesini öngören hiçbir hüküm bulunmadığı, dava konusu parseller hakkında yapılan işlemlerin tümünün hatalı, yürürlükteki Yasa ve Yönetmeliklere aykırı işlemler olduğu, kaynağının Yasa ve yönetmeliklerde bulunmadığı, taşınmazların tapu siciline tescil işleminin Medeni Yasanın 1025 (EMY 933 İsviçre MY 975) maddesinde anılan “yolsuz tescil”in yolsuz tescil sahibine hiçbir zaman mülkiyet hakkı kazandıramayacağı, Mahkemenin vereceği iptal kararı, yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durum saptanıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari) başka bir anlatımla, sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını ve yolsuz olduğunu belirleyen bir hüküm olacağı, bu tür kayıtlarda T.M.Y’nın 1023 (EMY. 931 İsviçre M.Y. 974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralı da uygulanamayacağının bilimsel görüşlerde ve Yargıtay Kararlarında kabul edildiği, dava dilekçesinin genel anlamından davacı Hazinenin yok hükmünde olan bir işlem sonucu köy, cins, sınır ve miktar olarak dava konusu taşınmazlara uymayan ve toplam yüzölçümü 968.739 m2 A….’in payının karşılığı 453.990 m2 olan 18 adet tapu kaydına dayanılarak. 8.440.355 m2 yüzölçümlü 10 adet özel orman parselinin yolsuz olarak kadastrosu ve aplikasyonu kesinleşen, … Devlet Ormanı içinde “yolsuz ve kayıt miktar fazlası olarak” oluşturulduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile Hazine adına tescilini istediğinin anlaşıldığı, özel orman parselleri hakkında oluşturulan sicil kaydının, yukarıda açıklanan nedenlerle yok hükmünde olan bir işlemle “yolsuz olarak” oluşturulduğundan davacı Hazinenin davasının kabulüne ve daya konu özel orman parsellerinin tapu kayıtlarının iptaline ve bitişiğindeki kadastrosu kesinleşerek Hazine adına tecsil edilmiş orman parselleri ile birleştirilerek Hazine adına tesciline karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemenin kararını dayandırdığı aynı gerekçelerle aynı kararında direnilmesine ve davanın reddine ilişkin 01.04.2010 gün ve 2009/465 E-2010/136 K. sayılı kararı davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 gün ve 2010/20-478 esas ve 2010/527 karar sayılı kararıyla özetle “ çekişme konusu 235,eski 236 ve eski 237 parsellerin 1942 yılında 3116 sayılı Yasa uyarınca yapılan orman tahdidi sırasında … Devlet Ormanı tahdit sınırları içerisine alındığı, bu orman kadastrosu işlemine karşı davalının bayiinin murisi tapu maliki A….tarafından Orman İdaresine karşı, … 1932 Tarih 13-32 nolu tapulara dayalı olarak açılan dava sonucunda, Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesinin 6.10.1944 Tarih 251-800 sayılı ilamı ile davacının uhde-i tasarrufunda bulunan sınırları bildirilen taşınmazların Devlet ormanı haricine çıkarılmasına ve idarece vuku bulunan müdahalenin men’ine karar verilip, bu kararın Yargıtay 1.Hukuk Dairesi tarafından 5.2.1945 tarihinde onandığı, bu tarihten sonra 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Yasanın 1. maddesindeki “Bu Yasanın yürürlüğe girdiği tarihte varolan gerçek veya tüzel kişilere, vakıflara ve köy, belediye, özel idare, kamu tüzel kişiliklerine ilişkin bütün ormanlar bu Yasa ile devletleştirilmiştir. Bu ormanlar hiçbir işlem ve bildirime lüzum olmaksızın Devlete geçer” hükmü gereğince çekişmeli taşınmazların devletleştirildiği, bu hususun 16.06.2005 tarihli bilirkişi raporunda da yer aldığı, bilindiği üzere 4785 sayılı Yasanın 1. maddesi hükümlerine göre, devletleştirme kapsamındaki ormanların hiçbir işleme ve bildirime gerek olmadan mülkiyeti Hazineye geçeceğinden; devletleştirilmiş olan bu taşınmazın mülkiyetinin bu hüküm gereğince hazineye geçtiği, ne var ki, daha sonra “Devletleştirilen bir kısım özel ormanların sahiplerine iade edilmesine ilişkin 5658 sayılı Yasa 31/03/1950 tarihinde yürürlüğe girdiği, bunun üzerine de, tapularda pay sahibi olan ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 1943/251 sayılı dosyasının davacısı olan, A. …vekili Av. … Bodur aracılığıyla Orman Yönetimine verdiği 28.07.1950 tarihli dilekçe ile, “Üçağaç Çiftliğinde tapulu olan arazide 4785 Sayılı Yasa gereğince evvelce devletleştirilmiş kısım var ise 5658 sayılı Yasa hükümlerine göre iadesini” istediği, bu iade istemi üzerine Orman Yönetimince görevlendirilen 9 numaralı Orman Tahdit Komisyonunda Mühendis İ…. tarafından 05.08.1950 tarihinde düzenlenen ve Orman İşletme Müdür Yardımcısı R.Gümüş’ün de 03.11.1950 tarihinde tasdik ettiği raporun sonuç kısmında aynen “5658 sayılı Kanun gereğince iadesi istenilen … ormanlarının mahallen yapılan incelemesinde kuzeyde Karatepe, doğuda Göçbeyliği, batıda Kurtdoğmuş, güneyde Pekmezci Geçidi ve Karaağıl Köyü basit meşe baltalık Devlet Ormanları ile fasılasız bitişik olduğundan ve tahditlerinin de Devlet namına icra edilmiş bulunmalarından 5658 sayılı Yasanın birinci maddesi gereğince iadesinin mümkün olmayacağı” hususunun bildirilmesi üzerine, Orman Genel Müdürü tarafından da “Söze konu ormanın dört tarafından Devlet Ormanlarıyla çevrili bulunduğu tespit edildiğinden 5658 sayılı Yasa hükmüne göre iadesine imkan yoktur.” görüşü
bildirilerek; aynı gerekçelerle iade isteminin red edildiği, istemin reddedildiğine dair yazının A….vekili Av. … Bodur’a 09.12.1950 tarihinde bizzat tebliğ edilip evrak üzerine imzasının alınmasına karşın, gerek 4785 sayılı Yasa, gerekse 5658 sayılı Yasa uyarınca yapılan bu işlemlere karşı adli yada idari yargıda dava açılmadığının da dosya kapsamından anlaşıldığı, öte yandan tapu malikinin Avukatı … Bodur, İstanbul Devlet Orman İşletmesi Müdürlüğüne hitaben yazdığı 20.2.1951 tarihli dilekçesi ile “A….’in Üçağaç Çiftliği namıyla maruf mahalde bulunan ve 21 parça tapuya müstenit olup 4785 S.K.na göre kamulaştırmaya tabi tutulan orman ve arazinin tapu kayıtlarının sunulduğu… 06.11.1932 tarih 31 nolu tapu kaydının da ilgili Tapu Muhafızlığından istenilmesi için müzekkere yazılması bu vesikalara binaen 4785 ve 5658 sayılı Kanunlara göre muamele yapılarak kamulaştırma bedelinin tarafımıza tediyesini…mülk içinde mevcut olup kamulaştırma kapsamına girmeyen gayrimenkul aksamının kamulaştırma ile alakası olamayacağından bunların devletleştirme mevzuu haricinde bırakılarak tarafımıza aynen iadesini…” istedikleri, yaptığı bu başvuru sonucunda 25.10.1951 tarihinde komisyonca düzenlenen raporda sonuç olarak aynen “Ormanın bugünkü durumu almasının sebepleri komisyonumuzca mütalaa dışı addedildiğinden 5658 sayılı Kanun hükümlerince iade edilemeyeceği bildirilen ve 4785 sayılı Kanunla devletleştirilen bu ormanın 5653 sayılı kanunla tarif edilen orman mefhumu dışında;maki sahalarında orman sınırlarının tespitine ait yönetmeliğin Bölüm:1 madde: 2 sine göre maki olarak kabul edilerek kamulaştırmanın lüzumsuzluğu ve buna binaen ziraat arazisi ve orman kısmının tespiti işinin fuzuli olacağı …” nın bildirildiği, yine bir kısım eksikler üzerine oluşturulan beş kişilik komisyon tarafından 17.04.1952 tarihinde tutanakla yerinde tespit yapılarak; komisyonda görevli B.Sarıalan ve E.Taştan tarafından düzenlenen 18.041952 tarihli raporda “…Tahdit yapıldıktan sonra 1945 ve 1950 senelerinde iki yangın neticesinde birisi 900, diğeri 700 hektarlık sahalar yanmışsa da bu sahaların yanmadan evvelde malik bulunduğu şimdi yine eski durumunu iktisap etmiş olduğu, yangın faillerinin bulunamayıp 1945 senesinden bu yana başkaca bir tahribata rastlanmadığı…sonuç olarak da; mahkeme kararıyla tahdit hudutları haricine çıkarılmış bulunan üç … çiftliğinin halen 5653 sayılı Kanunun 1. maddesinin saydığı makilik yerlerden olduğu” nun belirtildiği, sonuç olarak, dava konusu taşınmazların 1952 yılında yapılan maki tefrik çalışmaları sırasında makiye tefrik edildiği ve sahiplerine bu nedenle iade edileceği kararlaştırılmışsa da, maki tefrik işlemlerinin daha sonra 08/09/1956 tarihinde yürürlüğe giren 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yeniden incelemeye tabi tutulduğu, bu inceleme sonucunda Makilik Sahalar Tetkik Komisyonu tarafından düzenlenen 02.05.1963 tarihli rapor ile “çekişmeli taşınmazların orman sahasına dahil iken makiliğe tefrik olunan ve esasen evvelden beri bugünkü haliyle devam ede gelen tabi ve daimi diri örtü itibariyle orman mefhumu içinde mütalaa olunması icap eden bu sahalara ait makiliğe tefriki muamelesinin iptaliyle orman hududu içine alınma ve orman rejimine tabi tutulması iktiza eder…” görüşünün bildirildiği ve bu rapor doğrultusunda, bu sahaların “… muhafaza karakteri” taşıdığı görülerek 1/j maddesi gereğince evvelce makilik saha olarak tefriki ve iadesi öngörülmüş ise de … alanının orman tanımı içinde mütalaa edildiği ve sonuçta 1963 yılında maki tefrik işlemleri henüz tamamlanmadan idari kararla makiye tefrik işlemleri iptal edilerek; sahalar tefrik komisyonu’nun dava konusu yerlerin orman içine alınmasına ilişkin bu teklifinin 20.5.1963 tarihinde Orman Bakanlığınca onaylandığı, 1962 yılında ise çekişme konusu taşınmazların bulunduğu bölgede arazi kadastrosu yapıldığı, bu genel kadastro sırasında düzenlenen 31.07.1989 tarihli tutanakta özel orman parsellerine ait olduğu kabul edilen eski tapu kayıtlarının, mevkii ve sınır olarak anılan köyde hiçbir taşınmaza ait olmadığı gerekçesiyle “uygulanamayan tapu kayıtları listesine” alındığı, çekişmeli taşınmazların ise paftasında “Devlet Ormanı” belirtmesi yapılarak tespit dışı bırakıldığı, kadastro sırasında eldeki davaya konu taşınmazların da dayanağı olarak gösterilen … 1932 tarih 13-32 nolu tapulara dayalı olarak tapu maliki A. …mirasçılarının “Kültür arazisi olarak tespit tutanakları düzenlenen toplam yüzölçümleri 1.638.205 m2 olan 1 ila 223 sayılı kadastral parseller hakkında” kadastro mahkemesinde dava açtıkları, bu davanın temyiz inceleme tarihi itibariyle derdest olduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı, 1977 yılında da 1 nolu Orman Kadastro Komisyonunca 1744 sayılı Yasa uyarınca dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede Orman Kanunu 2.maddesi uygulaması yapıldığı, bu çalışmalar sırasında da tapu maliki A….’in, Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesinin 6.10.1944 Tarihli ve 251-800 sayılı mahkeme kararını uygulatmak istemişse de, anılan komisyonca tapuların sınırlarını belirlemenin mümkün olmadığı, bu sahada ağaçlandırma çalışmalarının devam ettiği, çoğunun ormanlık olması nedeniyle sınırları ayırmanın mümkün olmadığı, 1953 tarihli … fotoğraflarında sınırlarında olduğu belirtilen belirli bir tarla, ağıl yeri gibi noktalara rastlanılmadığı, çekişmeli yerin o gün için de Tapulama Mahkemesinde itirazlı olduğu, uygulama olanağı olmayan mahkeme kararının tekrar mahkemeye intikal ettiğinden anılan mahkemece karar verilmesi gerektiği bildirilerek çekişmeli yerlerin orman sınırları içinde bırakılmasına oybirliği ile karar verildiği, 19.11.1981 tarihinde bu uygulamanın itirazsız kesinleştiği, 1984 yılına gelince de, 2896 sayılı Yasa uygulaması sırasında 24 nolu komisyon, “Herhangi bir nedenle orman sınırı dışında kalmış ormanların kadastrosunu ve 2-B madde uygulamasını yapmak üzere” görevlendirildiği, adı geçen komisyonun da 2896 sayılı Yasanın 7. maddesinde verilen yetkiyi kullanarak 1942 yılında yapılan orman tahdidi sırasında dışarıda kalan … 1, 11, 111 Devlet ormanlarının sınırlamasını yaptığı, bu belirleme sırasında da dava konusu taşınmazların sınırlarında bir değişiklik olmadığı, Devlet ormanı olarak vasfını koruduğunun bilirkişi raporlarında da belirtildiği, bu uygulamanın dava konusu edilmeksizin kesinleştiği, 1989 yılında ise, 3302 sayılı Yasa uyarınca 2B madde uygulaması yapılmak üzere 59 nolu Kadastro Komisyonunun görevlendirildiği, Komisyonun göreve 7.6.1989 tarihinde başlayıp 14.6.1989 tarihinde işi bitirdiği, 2/B maddesi kapsamında kalan sahaları heyet olarak belirlediği, bu arada 31.7.1989 tarihinde Komisyon başkanı ve iki üyeden oluşan 59 nolu komisyonun bir kısmından oluşan grup tarafından, Kadıköy Asliye Hukuk Hakimliği’nin 06.10.1944 tarih 251-800 sayılı kararın uygulanması için “Mahkeme Kararını Uygulama Tutanağı” başlıklı bir belge düzenlendiği, bu surette oluşturulan özel ormanların tescili için 7.11.1990 tarihinde tapuya yazı yazıldığı ve 12.11.1990 tarihinde de A….adına çekişmeli taşınmazların da bulunduğu 10 adet parselin özel orman parseli (232, 233, 234, 235, 236, 237, 238, 239, 240 ve 241 nolu parseller) olarak toplam 8.333.412 m2 miktarla tapuya tescil edildiği; ardından da 12.11.1990 tarihli akitle A….mirasçıları adına intikal yapılarak,aynı akitle 235, 236 ve 237 parsel nolu çekişmeli taşınmazların davalıya satışının yapıldığının dosya kapsamından anlaşıldığı, çekişmeli taşınmazlardan 237 sayılı parselin 23.8.2000 tarihinde kamulaştırma nedeniyle ifraza tabi tutularak oluşan 389 ve 391 nolu parsellerin davalı … adına, 390 nolu parselin ise DSİ adına tescil edildiği; yine 236 sayılı parselinden 14.12.2000 tarihli kamulaştırma sonucunda oluşan 392 ve 394 nolu parsellerin davalı adına, 393 nolu parselin ise DSİ adına ifrazen tescil edildiğinin kayıtlarla sabit olduğu, öte yandan davacı Orman İdaresinin, davalı …’e karşı 1994 yılında çekişme konusu 235, 236 ve 237 parsel sayılı taşınmazları konu edinen … 2.Asliye Hukuk Mahkemesine ait 1994/67, 68 ve 69 Esas sayılı davaları açtığı, bu davalarda davacı Orman İdaresinin, … …’in mirasçılarının 5.6.1989 tarihinde müracaatı üzerine 59 nolu Orman Tahdit Komisyonunca, hukuki niteliğini yitirmiş olmasına rağmen Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.10.1944 tarih ve 1943/251 Esas 1944/800 Karar sayılı ilamının uygulamaya konulduğu, yapılan uygulama sonucu 235,236 ve 237 parsel sayılı taşınmazların özel orman olarak adı geçen kişi adına tesciline neden olduğu, oysa, mahkeme kararının taşınmazın niteliği hakkında bir hüküm içermediği, sadece dayanılan tapu kaydının taşınmazı kapsaması nedenine dayanılarak, o zaman yürürlükte olan Yasa hükümleri uygulanarak oluşturulduğu, o tarihte henüz 4785 sayılı Yasa yürürlükte olmadığından Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesince dikkate alınmadığı, anılan Yasa ile özel ormanları devletleştirmeye tabi tutulduğundan 1944 tarihli mahkeme kararının hükümsüz kaldığı, buna istinaden oluşturulan tapu kayıtlarının da hukuki değerini yitirdiği, devletleştirmede mülkiyetin hiçbir bildirime ve tescile gerek olmadan devlete geçeceği, devletleştirmeden itibaren 90 gün içinde Danıştay’a dava açılması gerektiği,devlet ormanlarının özel mülkiyete konu olamayacağı, 1744,2896 ve 3302 sayılı Yasalarla değişik 6831 sayılı Yasa ile yapılan uygulamalarda dava konusu taşınmazların devlet ormanı vasfında herhangi bir değişiklik olmadığı, Orman Genel Müdürlüğü müfettişlerince düzenlenen 14.07.1993 tarihli rapor ile 59 nolu Komisyonca yapılan işlemlerin Yasal olmadığının saptandığı, ayrıca, Orman Bakanlığının 05.10.1993 tarih ve 3 sayılı olurları ile 59 nolu Komisyonun mahkeme kararını uygulama tutanağının iptal edildiği, ilgili kadastro komisyon üyeleri hakkında kamu davası açıldığı iddialarıyla; yolsuz oluşturulan tapu kaydının iptali ile çekişmeli taşınmazların Hazine adına ORMAN olarak tescilini istediği, anılan mahkemece, öncelikle özel orman tahdidine karşı idarece askı süresi içerisinde dava açılmayıp, bu suretle hak düşürücü sürenin geçtiği belirtilerek,özel orman tahdidinin iptalini haklı gösteren bir sebebin de görülmediği; kaldı ki, dava konusu taşınmazların o tarihte yürürlükte olan 3116 sayılı Orman Kanunu’nun 5653 sayılı Yasa ile değişik 1/e maddesi istisnasına giren 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı YİBK uyarınca makiliğe tefrik edilmiş olması nedeniyle, sonradan 1963 yılında makiliğe tefrik işlemleri iptal edilmiş olsa da,öncesi itibariyle orman sayılmayan yer olduğu saptandığına göre,davalı parsellerin 1945 yılında devletleştirilen yerlerden olduğu iddiası ile açılan davanın dinlenemeyeceği gibi sonradan yürürlüğe giren 6831 sayılı Orman Kanunu ile getirilen düzenlemelerin de mülkiyet durumunu etkilemeyeceği gerekçesi ile sabit görülmeyen davaların reddine karar verildiği, verilen bu red kararlarının 20. Hukuk Dairesince 1998 yılında onandığı, arar düzeltme isteklerinin de çoğunluk görüşü ile 1999 yılında reddedilerek kesinleştiği, Hukuk Genel Kurulu’nda yapılan görüşmeler sonucu ilk olarak gerek taşınmazları davalıya satan kişilerin miras bırakanı ile Orman Yönetimi arasında görülen dava sonunda verilen Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 06.10.1944 tarih ve 1943/251-1944/800 sayılı ilamı gerekse de, davalı … ile Orman İdaresi arasındaki davalar sonunda verilen … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1994/67-151; 1994/68-152 ve 1994/69-153 sayılı kesinleşen ilamlarının eldeki dava yönünden güçlü delil oluşturup oluşturmayacağı hususunun ön sorun olarak ele alınıp oylandığı, Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 06.10.1944 tarih, 1943/251-1944/800 sayılı ilamının 4785 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihlinden önce verilmiş ve hazinenin taraf olmadığı bir karar olup; devletleştirme üzerine gerçek kişinin 5658 sayılı Yasa hükümlerine göre iade talebinin orman idaresince reddine ilişkin kararın tebliğ edilmesine karşın ilgilisince itiraz edilmediği gibi bu karar aleyhine Yasal yollara da başvurulmadığı, bu nedenle karardan sonra yürürlüğe giren Yasa gereği yapılan işlemler kesinleşmiş olmakla söz konusu kararın eldeki dava yönünden kesin hüküm ya da güçlü delil olarak kabul edilemeyeceği; … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1994/67-151; 1994/68-152 ve 1994/69-153 sayılı kesinleşen ilamlarının ise Orman Yönetimi ile davalı arasında görülüp, Hazinenin taraf olmadığı, her iki davanın tarafları ve dava sebeplerinin farklı olduğu, eldeki davada yolsuz tescile dayanıldığı kabul edilerek neticeten, somut olayda bu davaların eldeki dava için güçlü delil olarak kabul edilemeyeceği sonucuna oyçokluğu ile varıldığı, görüşmelerde ikinci ön sorun olarakda, Hukuk Genel Kurulu’nda davacı Hazinenin açtığı bu davanın dava konusu taşınmazların tamamına yönelik mi yoksa tapu kayıtlarının miktar fazlasına yönelik olarak mı açıldığı, görüşülüp oylanmış ve sonuç olarak gerek Hazinenin dava dilekçesinin tamamı, gerekse yargılama sırasındaki beyanları ve özellikle mahkemeye sunduğu 25.01.2005 tarihli “Davada 59 nolu Komisyonun yetkisi dışına çıkarak dava konusu taşınmazları özel orman olarak sınırlandırıp ilan dahi etmeden , bölgedeki 2/B uygulamaları ile ilgili ilan tarihinden de önce özel orman olarak tapuya tescil etmiş olmasının yolsuz ve yok hükmünde olduğu da ileri sürülmüştür.” şeklindeki dilekçesi de göz önünde bulundurularak, davanın yolsuz tescil iddiasına dayalı olduğu ve davanın çekişmeli taşınmazların tamamına yönelik olarak açıldığının oyçokluğu ile kabul edildiği, işin esasına gelince, yukarıda ayrıntısıyla açıklanan dosya içeriğinden çekişmeli taşınmazların niteliğinin Devlet ormanı olduğunu ve davalının bayilerinin miras bırakanı adına yolsuz olarak özel orman vasfı ile tescil edildiğini; böylece davalının ediniminin korunamayacağını belirleyen Özel Dairenin bozma ilamı yerinde olduğu, yerel Mahkemece, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulması” gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda bu kez davanın kabulüne, çekişmeli … … köyünde bulunan davalı adına kayıtlı 235, 236 parselden müfrez 392, 394, 237 sayılı parselden müfrez 389 ve 391 sayılı parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile bu parsellerin bitişiğindeki kadastrosu devlet ormanı olarak Hazine adına kesinleşerek tescil edilen parseller ile birleştirilerek devlet ormanı olarak Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya ve dosya kapsamına göre dava tapu iptal tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu … Köyünde ilk olarak 1942 yılında 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu ile 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Yasa ile değişik hükümlerine göre 1976 yılında yapılarak itirazsız yerlerde 18.06.1981, itirazlı yerlerde 19.11.1981 tarihlerinde ilan edilerek kesinleşen, yine aynı Yasanın 2896 sayılı Yasa ile değişik hükümlerine göre yapılan ve 15.08.1985 tarihinde ilan edilip kesinleşen işlemler ile, 3302 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve 14.11.1990 tarihinde ilan edilen 2/B madde uygulamaları bulunmaktadır. Bu işlemlerin tümünde 31.07.1989 tarihli tutanak dayanak gösterilerek oluşturulan 10 adet özel orman parsellerinin tamamı … Devlet Ormanı sınırları içinde gösterilerek Devlet Ormanı olarak işlem gördüğü anlaşılmaktadır.
Davanın yerel mahkemenin 29.11.2005 gün ve 2000/730-532 sayılı kararının, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 15.06.2009 gün ve 2008/17387-9923 sayılı kararıyla davanın kabulü gereğine değinilerek bozulduğu, yerel mahkemenin önceki kararda direnilmesine ve davanın reddine ilişkin 01.04.2010 gün ve 2009/465-136 sayılı kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 gün ve 2010/20-478-136 sayılı kararı ile özel daire bozma karına uyulması gereğine değinilerek bozulduğu, karar düzeltme isteminin de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 gün ve 2011-20-196-2011/323 sayılı kararı red edildiği gözetilip, mahkemece Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin bozma kararı ile bu karar uyulmasına ilişkin Yargıtay Hukuk Genel kurulunun bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulduğuna göre, davalı tarafın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve Yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince, duruşmada kendini avukat ile temsil ettiren Hazine yararına, davalı taraf aleyhine avukatlık ücretine hükmedilmesine ve harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 22.05.2012 günü oybirliği ile karar verildi.