Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/4512 E. 2012/13963 K. 06.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4512
KARAR NO : 2012/13963
KARAR TARİHİ : 06.12.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı …, 02.04.2010 tarihli dilekçesi ile Arnavutköy, Karaburun Mahallesinde, 5831 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Yasaya eklenen ek 4. madde kapsamında yapılan çalışmalar sırasında, kendisine ait olan, 2/B ve Hazine ile ilgisi olmayan eski 8 – 10 sayılı parsellerin 301 ada 1 sayılı parsel olarak 2/B niteliği ile Hazine adına yazıldığını, taşınmaz üzerindeki evin 1990 yılında yapılmış gösterildiğini, oysa; bu yeri 1974 yılında satın aldığını, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin çok eskiye dayandığını ileri sürerek, maliki olduğu bu taşınmazların 2/B kapsamından çıkarılmasını istemiştir. Dava, kadastro müdürlüğü aleyhine açılmış, yargılama sırasında Hazine ve Orman Yönetimi davaya dahil edilmiştir. Mahkemece, hükmî şahsiyeti bulunmayan kadastro müdürlüğünün davada husumet sıfatının bulunmadığı, yanlış hasma açılan davaya tespit malikinin dahil edilmesi veya ıslah ile hasmın değiştirilmeyeceği gerekçesiyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Mahkemece, dava yanlış hasım gösterilerek açıldığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin kabulü dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davacı, her ne kadar dava dilekçesinin davalı bölümünde kadastro müdürlüğünü davalı olarak göstermiş ise de, dilekçenin sonuç kısmında Hazine adına olan tesbitin iptali ile kendi adına tescilini istediği, bu şekilde başlıkta açıkça yazmasa da dilekçenin sonuç kısmında taşınmazın kayıt maliki olan Hazine adına olan tesbitin iptalini istediğine ve yargılama sırasında da gerekmediği halde, Hazine ayrıca davaya dahil edildiğine göre, artık başlangıçta davanın yanlış hasma yönetildiğinden bahsedilemez. Bu nedenle, mahkemece işin esasına girilmesi gerekirken, dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 06.12.2012 tarihinde oy birliği ile karar verildi.