YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4761
KARAR NO : 2012/7476
KARAR TARİHİ : 16.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali be tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi … vekili ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, davalılar … ve …’ın duruşma istemlerinin değer yönünden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Adalar ilçesi …. Ada mahallesi 33 ada 1 sayılı parsel, 460 m2 yüzölçümlü olarak arsa niteliği ile … ve ortakları adlarına tapuda kayıtlı olup, beyanlar hanesinde, Adalar Belediye Başkanlığı yararına 22.12.2010 ve 25.10.2005 tarihli haciz yazısı şerhleri vardır. Davacı … Yönetimince; 56 nolu Orman Kadastro Komisyonunca 1988 yılında yapılan 2/B madde uygulamasının hatalı olduğu, 30 adet kesinleşmiş müsadere kararı bulunan yerlerin 6831 sayılı Yasanın 2/B madde Uygulaması Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine aykırı olarak orman rejimi dışına çıkarıldığı, bu çalışmaları yapan orman kadastro komisyon üyeleri hakkında istenilen koğuşturma izninin İstanbul Valiliği İl İdaresi Kurulu tarafından zamanaşımı sebebiyle reddedildiği, ancak orman kadastro komisyon üyeleri hakkında açtıkları tazminat davasının İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.04.1996 gün ve 1995/61-1996/242 sayılı kararıyla kabul edildiği, daha önce 2/B madde uygulamasının yok hükmünde olduğunun tespiti istemiyle hasımsız açtıkları davanın Adalar Asliye Hukuk Mahkemesince hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle reddedildiği, temyiz üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 24.09.2004 gün ve 2004/7880-9015 sayılı kararıyla, “Orman kadastro komisyon üyelerinin görevlerini kötüye kullanarak ya da kendilerine verilen görevlerin dışına çıkarak yaptıkları işlemler, hukuk ve ceza davalarına konu olmuşsa, bu kişiler tarafından yapılan işlemlerin yok hükmünde sayılacağından, yönetim tarafından herhangi bir süreye bağlı kalınmaksızın işlemlerin iptali için her zaman dava açılabilirse de, böyle bir davanın hasımsız görülemeyeceği, yasa ve yönetmeliklere aykırı olarak yapılan işlem ve çalışmalar kim ya da kimlerin hukukunu ve hakkını etkiliyor ise, bu konudaki iptal davalarında husumetin o kişilere yöneltilmesi gerektiği, mahkemenin davayı bu sebeple reddetmesi gereği”ne değinerek yerel mahkeme hükmünün onandığı belirtilerek, 56 nolu Orman Kadastro Komisyonunca 33 ada 1 parsele ilişkin orman rejimi dışına çıkarma işleminin yok hükmünde olduğunun tespiti, tapu kaydının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline ve beyanlar hanesindeki şerhlerin silinmesine karar verilmesi istemiyle dava açılmıştır. Mahkemece, 56 nolu Orman Kadastro Komisyonu üyelerinin, görevlerini kötüye kullanarak ya da kendilerine verilen görevlerin dışına çıkarak yaptıkları işlemlerin hukuk ve ceza davalarına konu olduğundan bu kişiler tarafından yapılan işlemlerin yok hükmünde sayılacağı gerekçesiyle 33 ada 1 parselin 56 nolu Orman Kadastro Komisyonunca orman rejimi dışına çıkarılmasına ilişkin işleminin yok hükmünde olduğunun tespitine, tapu kaydının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, beyanlar hanesindeki haciz şerhlerinin silinmesine karar verilmiş, hüküm davalılardan … vekili ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 56 nolu Orman Kadastro Komisyonunca 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca yapılan orman rejimi dışına çıkarılma çalışmasının yok hükmünde olduğunun tespiti, tapu iptali ve tescil istemine yöneliktir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1942 yılında 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda dava konusu taşınmaz orman sınırları içine alınmış, 4785 sayılı Yasa hükümleri göz önünde bulundurularak yapılan ve 23.09.1981 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması ve aplikasyon işlemi sırasında dava konusu parsel yine orman sınırları içinde gösterilmiş, 1989 yılında yapılan 19.04.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 2/B uygulamasında Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılmış ise de, işlem yapan komisyon üyelerinin yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı hareket ettiklerinin tespiti ile tazminata mahkum edilmeleri nedeniyle 2/B madde uygulamaları yok sayılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, kesinleşen orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından uygulanması sonucu, dava konusu taşınmazın 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 1976 yılında 4785 sayılı Yasa hükümleri göz önünde bulundurularak yapılan ve 23.09.1981 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması ve aplikasyon işlemi sırasında yine orman sınırları içinde bırakıldığı, 19.04.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 2/B uygulamasında ise Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı, ancak 2/B madde uygulamasını yapan komisyon üyelerinin yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı hareket ettiklerinin tespiti ile tazminata mahkûm edilmeleri nedeniyle, 2/B madde uygulamalarının yok hükmünde sayılacağı, bu durumda taşınmazın orman sınırları içinde kalmaya devam edeceği, 6831 sayılı Yasanın 11/1. maddesinde öngörülen orman kadastrosunun iptali için öngörülen hak düşürücü sürelerin geçtiği, davacı; genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmazın kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu nedenle mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari) bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y. 931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “İyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı gibi, Anayasanın Ormanların Korunması ve Geliştirilmesi başlığında düzenlenen 169. maddesinde, (Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi devlete aittir. Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz. Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. …) hükmünün bulunduğu, keza, 6831 sayılı Orman Yasasının 17. maddesinin hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 1. fıkrasında (Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.) denildiği, yine bu gibi eylemlerin cezaî yaptırıma bağlandığı aynı Yasanın 93. maddesinde de (Bu Kanunun 17’nci maddesinde yasak edilen fiilleri işleyenler veya izne bağlı işleri izinsiz yapanlar, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı)nın hükme bağladığı, Anayasa ve yasada düzenlenen bu hükümlere göre, yasak ve suç sayılan bir eylemin kişiler lehine şerh olarak tapunun beyanlar hanesinde yer almasının yasaya aykırı olduğu gözetilerek hüküm kurulduğuna göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 16/05/2012 günü oybirliği ile karar verildi.