Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/4936 E. 2012/13890 K. 04.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4936
KARAR NO : 2012/13890
KARAR TARİHİ : 04.12.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve arkadaşları ile davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında Söğüt Köyü 381 ada 227 ve 228 parsel sayılı 2032,42 m2 ve 7212,68 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar kayalık niteliğiyle, 384 ada 1 parsel sayılı 161,07 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise tarla niteliğiyle … ün 20 yıldan fazla süredir zilyetliğindeyse de, 1. derece doğal sit alanı içinde kaldığından söz edilerek, 2863 sayılı Kanunun 11 ve 3402 sayılı Kanunun 18. maddesi gereğince Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı … ve arkadaşları taşınmazların ortak murislerine ait olduğunu, onun yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu, onun ölümüyle kendilerine kaldığını, adlarına tapuya tescilini istemiştir. Mahkemenin 30.09.2010 gün ve 2009/1797 – 740 sayılı davanın KABULÜNE, çekişmeli parsellerin tesbitlerinin iptaline ve davacılar adına tapuya tesciline, tapunun beyanlar hanesine 1. derece doğal sit alanı içinde kaldığının yazılmasına karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 27.05.2009 gün ve 2008/16201 – 8656 sayılı kararı ile “…çekişmeli Söğüt Köyü 381 ada 227 ve 228 sayılı parsellerin öncesi ve eylemil durumu itibariyle zilyetlikle edinilemeyeceği, bu parsellere ilişkin davanın reddine karar verilmesi, çekişmeli 384 ada 1 sayılı parse yönünden de “Çekişmeli parselin orman sayılan yerlerden olup olmadığı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilecek yerlerden olup olmadığı ve davacılar yararına bu koşulların oluşup oluşmadığı yönünde yapılan araştırmanın yetersiz olduğu, bu nedenle dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin, kadastro tesbit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile, yine en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile tesbit tutanağının düzenlendiği tarihten 15 – 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir harita-kadastro (jeodezi ve fotogrametri) mühendisi ile üç yüksek orman mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazların niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, orman sayılan yerlerden olup olmadığı, 4999 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 7 ve devamı maddeleri gereğince orman olarak sınırlandırılıp sınırlandırılamayacağı, imar, ihya ve zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığı belirlenmeli, bu belgeler ile kadastro paftası, aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumu, hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde
bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınması, taşınmazların öncesinin ne olduğu, imar, ihya yapılmışsa hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulması, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarıda belirtilen belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmesi, somut olayın özelliği göz önünde bulundurularak ayrıca; taşınmazın eski ve yeni niteliği konusunda özellikle taşlılık oranına göre tarım alanı olarak kullanımının olanaklı olup olmadığı ve ülke ekonomisi için ne derece yaralı olacağı da irdelenerek belirlenmesi içi jeoloji mühendisinden de ayrıntılı rapor alınması, keşif sırasında taşınmazı çeşitli yönlerinden hali hazır durumunu gösterir renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dava dosyası içine konulması, davanın açıldığı tarihten önce ya da sonra Hazine yetkilileri tarafından hazırlanan idari tahkikat ve haksız işgal (ecrimisil) tutanakları varsa bu tutanaklar da yerine uygulanıp tutanaklarda ismi yazılı kişiler tanık sıfatıyla dinlenilmesi, taşınmazın imar ihyaya konu edilip edilmediği edildi ise tarihinin belirlenmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, bu kez davanın kısmen KABULÜNE, çekişmeli 384 ada 1 sayılı parselin tesbitinin iptaline ve payları oranında ….ve arkadaşları adına tapuya tesciline, 381 ada 227 ve 228 sayılı parsellerin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler ile davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1966 yılında seri bazında yapılıp 11.10.1968 tarihinde ilân edilen ve 11.01.1969 tarihinde kesinleşen orman tahditi vardır. Daha sonra 1981 yılında sınırlandırması yapılan ormanların aplikasyonu ve 6831 sayılı Kanunun, 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. madde uygulaması ve 1991 yılında yapılan aplikasyon ve 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulaması dava tarihinden önce kesinleşmiştir.
1) İncelenen dosya kapsamına kararın dayandığı gerekçeye ve bozmaya uyularak yapılan araştırma inceleme ve kesinleşmiş orman kadastro tutanakları ile eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planlarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarıyla, çekişmeli Söğüt Köyü 384 ada 1 sayılı parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı, zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilecek yerlerden olduğu, davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek, bu parsele yönelik davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.
2) Mahkemenin 30.09.2010 gün ve 2009/1797 – 740 sayılı çekişmeli 381 ada 227 ve 228 sayılı parsellere ilişkin davanın kabulüne, bu parsellerin tesbitlerinin iptaliyle davcılar adına tesciline ilişkin kararı, davalı Hazinenin temyiz üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin sözü edilen 27.05.2009 günlü kararıyla kısaca “Çekişmeli Söğüt Köyü 381 ada 227 ve 228 sayılı parsellerin öncesi itibariyle %15-20 eğimli makilik olduğu, üç adet terasla eğim giderilmişse de, 6831 sayılı Kanunun 1/J maddesinin karşı kavramına göre orman sayılan yerlerden olduğu, teraslama yapılarak bu niteliğinin değiştirilemeyeceği, 4999 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 7 ve devamı maddeleri ile Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/a ve 26/c maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılması gereken yerlerden olduğu, bu nedenle bu parsellere ilişkin davanın reddine karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulduğu, bozma kararı taraflara tesbliğ edildiği halde, taraflarca karar düzeltme isteminde bulunulmadığı, mahkemece 28.01.2010 tarihli celsede uyulmak suretiyle kesinleştiği, kesileşen bozma kararının, çekişmeli 381 ada 227 ve 228 sayılı parsellerin, orman sayılan, zilyetlikle edinilemeyecek yerlerden olduğu yönünden davacı gerçek kişiler aleyhine usûlü kazanılmış hak oluşmuştur. Mahkemece, bozma kararına uyularak davacı gerçek kişilerin çekişmeli 381 ada 227 ve 228 sayılı parsellere ilişkin davasının reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davacı gerçek kişilerin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3) Hazinenin çekişmeli 381 ada 227 ve 228 sayılı parsellere yönelik temyiz itirazlarına gelince; bu parsellerin kayalık niteliğiyle Hazine adına tesbiti üzerine, davacı gerçek kişilerin parsellerin zilyetlikle adlarına tescili için dava açtıkları, iki numaralı bentde de söz edildiği gibi, yerel mahkemenin davanın kabulüne ilişkin kararının, bu parsellerin öncesi ve eylemli dururum itibariyle makilik karekterde devlet ormanı ile bütünlük arze eden, yapılacak orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırılması gereken yerlerden olduğu, zilyetlikle edinilemeyeceği, bu nedenle gerçe kişileri davalarının reddi gerektiğine değinen Daire kararının kesinleştiği, davada Orman Yönetimi taraf olmadığı gibi, Hazinenin de, parsellerin orman niteliğiyle Hazine adına tescilini istemediği, 1086 sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunun 74. maddesi ve 1086 sayılı Kanunun yerine yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 26. maddesi gereğince, hâkimin dava ile bağlı olduğu, ondan başkasına ve başka bir şeye karar veremeyeceği gözetilerek, davanın reddiyle, bu parsellerin tesbit gibi başka deyişle tesbitteki niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, parsellerin orman olarak tesciline karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının reddiyle çekişmeli Söğüt Köyü 384 ada 1 sayılı parsele ilişkin hükmün ONANMASINA,
2) Yukarıda ikinci bentde açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişilerin çekişmeli Söğüt Köyü 381 ada 227 ve 228 sayılı parsellere ilişkin temyiz itirazlarının REDDİNE,
3) Yukarıda üçüncü bentde açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile çekişmeli Söğüt Köyü 381 ada 227 ve 228 sayılı parsellere ilişkin hükmün BOZULMASINA, 04.12.2012 günü oy birliği ile karar verildi.