YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5048
KARAR NO : 2012/8871
KARAR TARİHİ : 12.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi ( Eyüp 2. As.Huk.Mah.)
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil ile el atmanın önlenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 31/05/2011 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 12/06/2012 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden davalı … vekili Av. … geldi, karşı taraftan Orman İdaresi vekili Av. … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi; … köyü 203 sayılı parselin yörede 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman tahdidi içinde bırakıldığını, sonraki çalışmalarda durumunun değişmediği, kurumlarında çalışan müfettişlerin düzenlediği inceleme raporunda eylemli orman olduğunun saptandığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili, davalının el atmasının önlenmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın KABULÜNE, çekişmeli Pirinççi köyü 203 sayılı parselin tapu kaydının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, davalının taşınmaza el atmasının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman sınırlama haritası içinde kalan tapu kaydının iptali-tescil ve elatmanın önlenmesi niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 28.06.1940 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu, 1951 yılında 5653 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan makiye ayırma, 1968 yılında genel arazi kadastrosu, 15.06.1988 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 3302 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Pirinççi köyü 203 parsel sayılı 92819 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tapuda davalı … adına kayıtlı olup, tapulama ile 18.03.1969 tarihinde Hamdi Ergin adına kayıt edilmiş, 25.02.1986 tarihinde …’a satılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişiler tarafından yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırma sonucunda; çekişmeli taşınmazın 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman sınırlama haritası içinde kaldığı, 1950 yılında 5653 sayılı Yasa hükümlerine göre makiye ayrıldığı, toprak tevzi komisyonunca dağıtım ve tescilinin yapıldığı, ancak % 25-30 eğimli olduğu, üzerinde hali hazırda maki ve orman bitki örtüsünün bulunduğu, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığı, 1988 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B çalışması sırasında muhafaza makisi olduğu için orman rejimi dışına çıkarılmadığı belirlendiğine, makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verileceği Y.İ.B.B.K.’nın 22.03.1996 gün 1993/5-1 sayılı ve H.G.K.’nun Y.K.D.’nin Ekim 2002 sayısında yayınlanan 27.02.2002 gün ve 2002/1-19/97 sayılı kararı ile kabul edildiğine ve her ne kadar taşınmaz makiye ayırmadan sonra 4753 ve 5618 sayılı yasa hükümleri uyarınca tevzi edilmiş ise de, 4753 sayılı Yasanın 8. maddesinde ormanların tevzi edileceğine dair bir hüküm bulunmadığına, 6831 sayılı Yasanın 1/j bendinin karşıt anlamından funda veya makiliklerle örtülü orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan yerlerin orman sayılacağına, bilimsel olarak da % 12’den fazla eğimli makilik sahaların
2012/5048 – 2012/8871
orman ve toprak muhafaza karakteri taşıması nedeniyle muhafaza(koruma) makisi yani orman sayılması gerektiğine, bu nitelikteki taşınmazların 5653 sayılı Yasa hükümlerine göre makiye ayrılamayacağına, ayrılmış olsa bile yasal dayanağı bulunmadığından yok hükmünde sayılacağına, orman niteliğini koruyan muhafaza (koruma) makilik alanlarda 22.03.1996 gün ve 1993/5-1 sayılı İnançları Birleştirme Kararının ve H.G.K.’nun Y.K.D.’nin Ekim 2002 sayısında yayınlanan 27.02.2002 gün ve 2002/1-19/97 sayılı kararının uygulama yerinin bulunmadığına, tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, Anayasa ve yasalarda ormanların tevziye tabi tutulacağı yönünde hiçbir hüküm bulunmadığı, kaldı ki Eyüp 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.12.2004 gün 1998/168-2004/413 sayılı kararının H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi uyarınca kesin hüküm niteliğinde olduğu, kesin hükmün davanın taraflarını, akdî ve ırsî ardıllarını bağlayacağı, diğer taraftan çekişmeli taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşaî) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izharî), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “İyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağına, davalının bu taşınmazı satın alırken ödediği bedeli taşınmazı kendisine satanlardan koşulları varsa sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı gerçek kişinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince, duruşmada kendini avukat ile temsil ettiren Orman Yönetimi yararına, davalı taraf aleyhine avukatlık ücretine hükmedilmesine ve harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 12.06.2012 günü oybirliği ile karar verildi.