YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5271
KARAR NO : 2012/9458
KARAR TARİHİ : 25.06.2012
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … köyü 451 ada 10 parsel sayılı 21594,76 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak … adına, 451 ada 11 parsel sayılı 6320,87 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak … adına, 451 ada 12 parsel sayılı 12691,22 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak … adına, 451 ada 14 parsel sayılı 15964,13 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak … adına tarla niteliği ile tesbit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazların Hazineye ait olan 21.11.1947 tarih ve 54 nolu tapu kaydı kapsamında kaldığı ve tapu kaydının kadastro sırasında uygulanmadığı iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece; tapu kaydının uygulanabilirliği olmadığından ve davalılar adına zilyetlik şartlarının gerçekleştiğinden, davanın reddine; dava konusu 451 ada 10, 11, 12 ve 14 parsel sayılı taşınmazların tesbit gibi davalılar adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 22.12.2006 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ile ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece; Hazinenin dayandığı 28/11/1947 tarihli tapu kaydının çok geniş alânı kapsaması, sadece sınır olarak mevkilerinin gösterilmiş olması, bu nedenlerle, tapunun uygulanabilirliği bulunmadığından ve T.M.K. madde 7/3 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu madde 14’te düzenlenen zilyetlik koşulları oluşmuş ve taşınmazları kullanan kişilerin taşınmazları zilyetlik yolu ile kazanmaya hak kazanmış olduğu, taşınmazların orman içi açıklık veya ormanın devamı niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki: davacı Hazine 28/11/1947 tarih ve 54 nolu tapu kaydına dayanmakta olup, tapu kaydı Şarken …, Şimalen sahibi senet, Garben … ve Cenuben …ni sınır olarak okumaktadır ve 11 hektar 4912 m2 yüzölçümündedir. Dayanılan tapu kaydının gitti kaydının olmadığı bildirilmiş, ancak mahkemece geldi kaydı olan Mart 333 tarih 16 nolu tapu kaydı getirtilmediği gibi, kadastro sırasında herhangi bir parsele revizyon görüp görmediği de araştırılmamıştır.
Dava konusu 451 ada 10, 11, 12 ve 14 parsel sayılı taşınmazlar, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğini dayanılarak davalılar adına tespit edilmiş olup; kural olarak, tapulu taşınmazların zilyetlikle kazanılması mümkün değildir. Mahkemece, mahallinde yapılan keşif sırasında tapu kaydı usulüne uygun olarak mahallinde uygulanmamış, sınırları zemin üzerinde belirlenmemiş, fenni bilirkişi tarafından tapu kaydında okunan sınırların pafta üzerinde gösterildiği denetlemeye elverişli kroki çizilmemiş; keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişiler, taşınmazların tapu kaydı içinde kaldığını bildirdikleri halde, 13.12.2011 havale tarihli bilirkişi
2012/5271 – 2012/9458
raporundaki “Davaya dayanak teşkil eden Hazineye ait 21.11.1947 tarihli tapu kaydının sınırları çok büyük bir alanı, … köyünün yarısını kapsadığı için dava konusu taşınmazlar bu tapu kaydının içinde kalmaktadır. Fakat bu tapu kaydının sınırları sabit ve ölçüye dayalı olmadığından uygulanabilirliği yoktur.” şeklindeki soyut beyana dayanılarak hüküm kurulmuştur.
Mahkemece; öncelikle dayanak tapu kaydının geldi kaydı olan Mart 333 tarih 16 nolu tapu kaydının getirtilip, tapu kaydının kadastro sırasında herhangi bir parsele revizyon görüp görmediğinin araştırılması, revizyon görmüş ise, revizyon gördüğü parsellere ait kadastro tutanak örnekleri ile kadastro sonucu oluşan tapu kayıtlarının getirtilmesi, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir tapu fen elemanından oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, mahallî bilirkişiler eliyle tapu kaydının mahallinde uygulanması, tapu kaydında okunan sınırların zeminde belirlenmesi, dayanak tapu kaydı sabit sınırlı olmadığından 20/c maddesi gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamının belirlenmesi gerekir.
3402 sayılı Yasanın 20. maddesi, “Tapu kayıtları ile diğer belgelerin kapsadığı yeri tayinde;
A) Kayıt ve belgeler, harita, plan ve krokiye dayanmakta ve bunların yerine uygulanması mümkün bulunmakta ise, harita plan ve krokideki sınırlara itibar olunur.
B) Harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar mahalline uygulanabiliyor ve bu sınırlar içinde kalan yer hak sahibi tarafından kullanılıyor ise, kayıt ve belgelerde gösterilen sınırlar esas alınarak tespit yapılır.
C) Harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar, değişebilir ve genişletilmeye elverişli nitelikte ise, bunlarda gösterilen miktara itibar olunur…” hükümlerini taşımaktadır.
Bu nedenle, dayanak tapu kaydı değişebilir sınırları içerdiğinden ve tapu kaydının doğu sınırı … ve güney sınırı … okuduğundan bu derelerin yerleri ile batıda okunan güney beleni sınırları zeminde tam olarak belirlenmeli, derelerin yatak değiştirip değiştirmediği araştırılmalı, derelerin ve güney beleninin yeri memleket haritasında saptanmalı, tapu kayıtları yöntemince zemine uygulanıp, 3402 sayılı Yasanın 20/C ve 32/3 maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamı belirlenmeli ve çekişmeli taşınmazların tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı araştırılarak tüm deliller birlikte değerlendirilip, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA 25/06/2012 günü oybirliği ile karar verildi.