Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/5541 E. 2012/7632 K. 21.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5541
KARAR NO : 2012/7632
KARAR TARİHİ : 21.05.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yerel mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 16/01/2012 gün ve 2011/11241 – 2012/150 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiş, süresi içinde davacılar …. ve … …. vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Karar düzeltme dilekçesinde değinilen hususlar temyiz aşamasında da ileri sürülmüştür.
Dairemiz kararı bu konulara cevap teşkil edecek nitelikte olduğu gibi, usul ve yasaya da uygundur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle ve 6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi göndermesiyle H.Y.U.Y.nın 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirine uymayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Yasanın 442. maddesi uyarınca takdiren 203.00.- TL. para cezası ile Harçlar Yasası uyarınca 43.90.- TL. red harcının düzeltme isteyenlerden alınmasına 21/05/2012 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

– KARŞI OY YAZISI –

Dava konusu taşınmazların kadastro tespitlerinden önce 2873 sayılı Milli Parklar Kanununun 3. maddesi gereğince Bakanlar Kurulu tarafından ilan edilen milli park alanında kalması nedeniyle Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 14.01.2000 gün 1040-1041 sayılı kararları ile Kocatepe Tarihi Sit Alanı olarak tescil edildiği toplanan deliller ve dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Taraflar arasında bu konuda uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
2873 sayılı Kanunun 15. maddesi gereğince milli park alanında kalan taşınmazların zilyetlikle kazanılması mümkün değil ise de, kanunun 5. maddesinde milli park alanları içerisinde kalan gerçek ve tüzel kişilere ait taşınmazların kamulaştırılacağı öngörülmüştür. Bu hükümden kanunun kazanılmış haklara dokunmadığı, yeni yasa ve düzenleyici kuralların geriye yürütülemeyeceği ve tamamlanmış hukuki durumları etkilemeyeceği, onlar üzerinde hukuki sonuç doğurmayacağı anlaşılmaktadır. Ayrıca; taşınmazlar 5663 sayılı Yasa ile değişik 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 11. maddesi kapsamına giren yerlerden de değildir. Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin gerekçesi hatalı olup, taşınmazların milli park alanı olarak ilan edildiği tarihe kadar davacılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinden, davacıların karar düzeltme taleplerinin kabulü ile hükmün BOZULMASI görüşü ile çoğunluğun ONAMA kararına katılmıyorum.