YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5715
KARAR NO : 2012/14173
KARAR TARİHİ : 10.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … ve Arkadaşları vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, tapuda davalılar adına kayıtlı 6943 ada 4 parsel sayılı 502,13 m² yüzölçümündeki taşınmazın öncesinin orman olduğu, sonradan 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı iddiasıyla, taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, taşınmazın önceden orman tahdidi içerisindeki iken 3302 sayılı Yasanın 2/B maddesi uygulaması ile Hazine adına orman dışına çıkarıldığı, çıkarma tarihi ile dava tarihi arasında 20 yıllık sürenin geçmediği gerekçesiyle davanın kabulüne ve dava konusu taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiş; mahkemece verilen bu hüküm davalı gerçek kişiler vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 09.04.2003 gün ve 2349 – 4191 sayılı bozma kararında özetle: “Çekişmeli Samandıra, Ortadağ 1069 parselden imar uygulaması ile oluşan 6943 ada 4 parsel hakkında açılan 2/B’ye dayalı tapu iptali ve tescili davasının kabulüne karar verilmişse de çekişmeli taşınmazın orman sınırı dışına çıkarmadan sonra Hazinenin özel mülkü olduğu ve idarî bir işlem olan imar uygulamasına konu edildiği, mahkemece idarî işlemin ayakta olmadığının araştırılmadığı, taşınmazın idarî kararla oluşan mülkiyet alanında kalıp kalmadığının belirlenmediği, çekişmeli taşınmazın idarî kararla oluşan mülkiyet alanında bulunup bulnmadığının belirlenmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, mahkemece verilen bu hüküm davacı Hazinenin temyizi üzerine, bu kez Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20 Hukuk Dairesinin 16.03.2011 gün ve 2010/16869 – 2011/2745 sayılı bozma kararında özetle: “İncelenen dosya kapsamına göre, çekişmeli taşınmazın orman niteliğini kaybetmesi nedeniyle 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucunda orman sınırı dışına çıkarıldığı ve ifraz işleminin temelini oluşturan imar parselasyonunun halen ayakta olduğu anlaşılmaktaysa da, idarî mercilerin yasadan kaynaklanmayan konularda aldıkları kararlar yok hükmünde, buna dayalı olarak yapılan tescil de yolsuz tescil niteliğindedir (H.G.K.’nun 1997/1 – 655 -1 003 S.K.). Bu nedenle, buna dayanılarak yapılan tescillerin bütün sonuçlarıyla birlikte hükümsüz ve yolsuz tescil (M.Y. 1025) niteliğinde olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı (H.G.K. 19.02.2003 gün ve 2003/20 – 102 – 90), Medenî Yasanın 1023. (eski 931) maddesi gereğince iyi niyet iddiasında da bulunulamayacağı, bu tür yerlerin eski haline dönüştürülmesinin Hazine ve Orman Yönetimi tarafından her zaman istenebileceğine göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken … şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve Samandıra Beldesi 6943 ada 4 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile taşınmazın üzerindeki şerhler ile birlikte davacı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişiler vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalıp nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1942 yılında 3116 sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile daha sonra 1988 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu 1960 yılında 2891 sayılı Yasaya göre, imar uygulaması ise 1998 yılında yapılmıştır.
Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş ise de, karar tarihinden sonra, 6831 sayılı Orman Yasasının 1744 sayılı Yasa ile değişik 2., 2896 ve 3302 sayılı yasalar ile değişik 2/B maddesi gereğince, nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin değerlendirilmesi, … orman alanlarının oluşturulması, nakline karar verilen Devlet ormanları içinde veya bitişiğinde bulunan köyler halkının yerleştirilmesi ve orman köylülerinin kalkındırılmasının desteklenmesi ile Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacıyla düzenlenen, 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı “Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Yasa ”, 26/04/2012 tarihli ve 28275 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak, aynı tarihte yürürlüğe girmiş ve aynı Yasayla 17/10/1983 tarihli ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Yasa ile 16/2/1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Yasa yürürlükten kaldırılmış, 6831 sayılı Yasanın bazı maddelerinde de değişiklikler yapılmış, bu cümleden olarak, diğer bir çok hükmün yanı sıra, 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanlara ilişkin tapu kaydına konulan şerhlerin silinmesi, bu alanlar için Hazine tarafından dava açılmaması, açılan davalardan vazgeçilmesi ya da davaların durdurulması, tapusunun iptaline karar verilen taşınmazların tekrar tapu sahibine iadesi gibi konular düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerin, dava konusu taşınmazın niteliğine ve durumuna göre, görülmekte olan davaya etkisinin değerlendirilmesi için yerel mahkeme hükmünün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı gerçek kişiler vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 10/12/2012 günü oy birliği ile karar verildi.