YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/573
KARAR NO : 2012/6306
KARAR TARİHİ : 24.04.2012
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVALILAR : Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) – … ve ark.
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi ve davalı … vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, 1632 parselin orman sayılan yerlerden olduğunu iddia ederek, 162 nolu Orman Kadastro Komisyonunca yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasının iptali ile taşınmazın orman sınırları içine alınması talebiyle dava açmıştır. Çekişmeli 1632 parsel sayılı taşınmaz,… köyünde 1982 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında zeytinlik niteliğiyle 16466 m2 olarak senetsizdan kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak … ve arkadaşları adına tespit edilmiş; tespite Hazine, taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalan ve devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğu iddiasıyla itiraz etmiş, kadastro mahkemesinin …. sayılı kararıyla davanın reddine ve taşınmazın tespit gibi tespit malikleri adına tesciline karar verilmiş olup; 1632 parsel, halen tapuda aynı şekilde kayıtlıdır. Mahkemece davanın kısmen kabulüyle 1632 parselin (A1) ile gösterilen 2782,10 m2 ve (A2) ile gösterilen 907 m2′ lik kısımlarının orman sınırları içine alınmasına karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi vekili ve davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 14.02.2007 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın kısmen orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle Orman Yönetiminin davası kısmen kabul edilerek, çekişmeli 1632 parsel sayılı taşınmaz (A1) ile gösterilen 2782,10 m2 ve (A2) ile gösterilen 907 m2’lik kısımları orman tahdidi içine alınmış ise de, mahkemenin bu kabulü dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Çekişmeli taşınmaz, yörede 1982 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında belgesizden zeytinlik niteliği ile … ve arkadaşları adına tespit edilmiş, Hazinenin devletin hüküm ve tasarrufu altında kalan yerlerden olduğu iddiasıyla kadastro tespitine yaptığı itiraz üzerine, Urla Kadastro Mahkemesinin 1989/19 – 283 sayılı kararı ile dava reddedilerek, taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir. Belirtilen dosyada, orman bilirkişisine inceleme yaptırılarak taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlenmiş ve hüküm 16. Hukuk Daidesinin 01.02.1994 gün ve 1993/9701 – 1994/693 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir. . Buna göre, her ne kadar belirtilen davada Orman Yönetimi taraf olmadığı için karar yönetim açısından kesin hüküm oluşturmasa bile, ormanların intifa hakkının Orman Genel Müdürlüğüne, mülkiyetinin ise,
-2-
2012/573- 6306
Hazineye ait olduğu, belirtilen ve mülk sahibi Hazinenin taraf olduğu davada mahkemece orman araştırmasının yapılarak taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlendiğine ve hükmün Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğine göre, sözkonusu hüküm bu dava için kesin hüküm oluşturmazsa bile güçlü delil oluşturduğu, güçlü bir delille desteklenen olguların ancak aynı kuvvetteki delillerle aksinin ispatlanabileceği, somut olayda davacı … Yönetiminin böyle bir delil de ibraz etmediği göz önüne alındığında, davasının reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek kabul edilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davalılardan …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 24/04/2012 günü oyçokluğu ile karar verildi.
(Karşı Oy)
(Karşı Oy)
KARŞI OY YAZISI
Davacı … Yönetimi, yörede 1982 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında zilyetlikten kişi adına tesbit ile tapuya tescil edilmiş olan taşınmazın, 2007 yılında 162 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan orman sınırlandırması sırasında tahdit dışında bırakıldığını belirterek, süresi içinde orman kadastro çalışmasına itiraz etmiştir.
Dava; 6831 sayılı Yasanın 11. maddesi kapsamında ve altı aylık süre içerisinde açılmış orman kadastrosunun iptaline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmaz, yörede 1982 yılında yapılan genel arazi kadastro çalışmaları sırasında zilyetlik nedenine dayalı olarak belgesizden kişiler adına tesbit edilmiş, tesbite Hazine tarafından itiraz edilmekle, Urla Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonucu Hazinenin itirazları reddedilmiş, hüküm Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 01/02/1994 gün ve 1993/ 9701 – 1994/693 sayılı kararıyla onanarak kesinleşip, çekişmeli taşınmaz, kişiler adına özel mülk olarak tapuya tescil edilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki; yukarıda belirtilen ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen dava dosyasında Orman Yönetimi taraf değildir. Bir hüküm ancak, taraflarını ve onların ardıllarını bağlar. Bu nedenle, söz konusu hükmün Orman Yönetimini bağladığından söz etmek mümkün değildir. Kaldı ki; Yargıtay denetiminden geçen dosyadaki bilgi, belge ve bulgular ancak o dosya ile ilgili olarak değerlendirilebilir.
Somut olayımızda, davanın özü; kesinleşmemiş orman kadastro işleminin yasalara uygun ve bilimsel şekilde incelenip irdelendikten sonra iptali istemine ilişkindir.
Bu yerin orman olup olmadığı, memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planının incelenmesi ve bu belgelerin bilimsel veriler ve gerekçelerle, uzman bilirkişilerce değerlendirmeleri sonucu hazırlayacakları raporlar ışığında çözüme kavuşturulması gerekir.
Somut olayda; yapılan bilirkişi incelemesinde taşınmazın, eski tarihli memleket haritasında yeşil renkli alanda kaldığı, hava fotoğrafında kapalı ve mevcut durumda aşılı zeytinlikle örtülü olduğu saptandığına, yabani zeytinlerin orman ağacı olduğuna, bu tür yerlerin zilyetliğe konu olamıyacaklarına, davalı kişilerin hukuken korunabilecek bir kayda dayanmamış olmalarına, bu tür yabanî zeytinliklerin aslının orman olması nedeniyle, ancak 3573 sayılı Yasa kapsamında tefrik ve tahsis sonucu ihya edilerek, tapu verilmesi halinde, özel mülke konu olabileceklerine, davalı kişinin böyle bir kayda dayanmamış olması da dikkate alınarak davacı … Yönetiminin davasının kabulü yönünde kurulan yerel mahkeme hükmü usul ve yasalara uygun olduğundan onanması gerektiği kanaatindeyiz.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, hükmün bozulması yönünde oluşan sayın çoğunluğun düşüncesine katılamıyoruz.