YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5736
KARAR NO : 2012/14172
KARAR TARİHİ : 10.12.2012
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında Gecehan Köyü, 110 ada 171 parsel sayılı 47085,94 m² yüzölçümündeki taşınmaz, mera niteliğiyle sınırlandırılmıştır. Davacı gerçek kişiler, dava konusu 110 ada 171 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün kendilerine babalarından miras yoluyla kaldığı iddiasıyla, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, taşınmazın bir bölümünün adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu, Gecehan Köyü, 110 ada 171 parsel sayılı taşınmazın 03.08.2011 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) ile gösterilen 7395,41 m², (D2) ile gösterilen 2399,23 m², (D1_T2) ile gösterilen 2149,51 m² ve (D1_T1) ile gösterilen 4258,95 m² yüzölçümündeki bölümlerinin 110 ada 171 parselden ifrazı ile mera niteliğiyle özel siciline yazılmasına, aynı krokide (B_O) ile gösterilen 449,55 m² ve (D1_O) ile gösterilen 9439,14 m² yüzölçümündeki bölümlerin 110 ada 171 parsel sayılı taşınmazdan ifrazı ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, aynı krokide (B_T) ile gösterilen 14879,21 m² ve (C) ile gösterilen 6114,94 m² yüzölçümündeki bölümleri olmak üzere toplam 20994,15 m² yüzölçümündeki taşınmazın davacı gerçek kişiler adına tarla vasfıyla tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu, 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesine göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
1-) Çekişmeli 110 ada 171 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporuna ekli krokide (B_O) ile gösterilen 449,55 m² ve (D1_O) ile gösterilen 9439,14 m² yüzölçümündeki bölümlerine yönelik temyiz itirazları yönünden:
Çekişmeli 110 ada 171 parsel sayılı taşınmaz mera olarak sınırlandırılmıştır. Davacı gerçek kişiler, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın bir bölümünün adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Taşınmazın tamamının veya bir bölümünün orman olduğu iddiasıyla Hazine veya Orman Yönetimi tarafından açılan bir dava da bulunmamaktadır.
Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez (H.Y.Y. madde 26). Şu durumda; davacı gerçek kişiler yönünden zilyetlikle kazanma koşulları bulunmadığı tesbit edilen 110 ada 171 parsel sayılı taşınmazın krokide (B_O) ve (D1_O) ile gösterilen bölümlerinin tesbit gibi mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekirken, H.Y.Y.’nun 26. Maddesine aykırılık oluşturacak biçimde orman niteliğiyle tapuya tesciline karar verilmesi isabetsiz olup, taşınmazın bu bölümlerine ilişkin kurulan hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-) Çekişmeli 110 ada 171 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporuna ekli krokide (B_T) ile gösterilen 14879,21 m² ve (C) ile gösterilen 6114,94 m² yüzölçümündeki bölümlerine yönelik temyiz itirazlarına gelince:
Mahkemece, orman ve ziraat bilirkişileri tarafından düzenlenen rapor esas alınarak çekişmeli taşınmazın krokide (B_T) ve (C) ile gösterilen bölümleri yönünden, davacı gerçek kişiler yönünden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü yolunda hüküm kurulmuştur. Ancak; mahkemece, bu bölümler yönünden yapılan inceleme ve araştırma, taşınmazın bu bölümlerinin önceki ve şimdiki niteliğini belirlemekten uzak olduğu gibi, hüküm vermeye de yeterli bulunmamaktadır. Temyize konu bu bölümlerin eski tarihli resmi belgelere göre orman sayılmayan yerlerden olması, bu bölümlerin davacı kişiler adına tescili için yeterli bir sebep değildir. Dosyada, imar ve ihyanın sürdürülüş şekli, başlama ve tamamlanma tarihleri araştırılmamıştır. Ayrıca; keşif sırasında yerel ve tesbit bilirkişileri ile davacı tanıkları, taşınmazların imar ve ihyaya konu olup olmadığı yönünden usulüne uygun olarak dinlenmedikleri gibi, alınan beyanlar, somut olaylara dayalı olmayan gerekçesiz soyut nitelikteki sözlerden ibarettir. Raporu hükme dayanak alınan ziraatçı bilirkişi … Rıza Demirbaş tarafından hazırlanan 19.03.2009 tarihli raporda yukarıda vurgulandığı üzere imar ve ihya olgusu somut olarak irdelenmediği gibi, taşınmazın niteliği de belirtilmemiştir. Ayrıca; dosya arasında bulunan taşınmaza ait fotoğraflar ile ziraatçı bilirkişinin beyanları arasında çelişki mevcuttur. Mahkemece, bu çelişki üzerinde de durulmamıştır. Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama belirtilen bu yönler itibariyle eksik, yetersiz ve çelişiktir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli hale getirmek imar ve ihya olarak kabul edilemez) ve imar, ihyanın tamamlandığı tarihten, tescil davasının açıldığı ya da tesbit tutanağının düzenlendiği güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülerek, tapuya tescili istenen taşınmazların, Kadastro Kanununun 14. maddesinde yazılı diğer koşulların yanında niteliğinin, imar ve ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmî olan hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile dava tarihinden ya da kadastro tesbit tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen streoskopik çift hava fotoğraflarının streoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun anlatılan bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi gerekir.
O halde, sağlıklı sonuca varılabilmesi için, dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin, kadastro tesbit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile, yine en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile tesbit tutanağının düzenlendiği tarihten 15 – 20 yıl öncesine ait iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, önceki bilirkişiler dışında Ziraat Fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir harita (jeodezi ve fotogrametri) mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu ve yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde yeniden yapılacak keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli, dava konusu yerler bu belgeler üzerinde gösterilmeli, zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tesbit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde, tesbit tutanağı bilirkişileri de taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki giderilmeli, taşınmazların değişik bölümlerinden yeterli derinlikten toprak örnekleri alınıp incelenerek, taşınmazların imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, edildi ise tarihi ve ne kadar süreyle ne şekilde zilyet edildiği, bu zilyetliğin taşınmazların ekonomik amacına uygun olup olmadığı, son yıllarda işlenip işlenmediği ve en son hangi yıllarda ekildiği, taşınmazların toprak yapısı, bitki örtüsü çevre parseller ile karşılaştırmak ve üzerindeki ağaçlar tek tek sayılmak suretiyle taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların cinsi, sayısı ve yaşı, taşınmazın hangi bölümlerini hangi yoğunlukta kapladıkları ve kapalılık oranı, hâkim ağaç türü, ağaçların ekim yoluyla mı yoksa kendiliğinden mi yetiştiği veya aşılı olup olmadıkları, aşılı olanlar varsa, aşılı ağaçların kök yaşı ve aşı yaşı detaylı ve teknik ölçülerde saptanmalı, eğimi eğim ölçer klizimetre ve memleket haritasındaki münhaniler yardımıyla teknik olarak ölçülmeli, çekişme konusu taşınmazların yerleri tesbit tarihi olan 16.02.2007 tarihinden geriye doğru en az 15 – 20 yıl öncesine ait (1980 – 1990 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş hava fotoğrafları keşifte bilirkişiler tarafından zemine uygulanmalı, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip hava fotoğraflarının çekildikleri tarihlere göre, çekişmeli taşınmazların üzerinde neler gözüktüğü, o yıllarda ziraat alanı olarak kullanılıp kullanılmadığı, kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı, imar ve ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı ya da taşınmazın hangi nitelikte bulunduğu, imar ve ihyasının tamamlanma tarihinin, kullanım süresinin ve ne zaman kullanılmaya başladığı, konularında uzman bilirkişilerden görüş alınmalı, yine fotogometri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasında zilyet ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, tanık ve diğer bilirkişi sözleri bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, taşınmaz üzerinde imar ve ihya işlemlerinin başladığı ve tamamlandığı tarih ile tarımsal amaçlı zilyetliğin başlangıç tarihi ayrı ayrı belirlenmeye çalışılmalı, çevre parseller keşifte yerine gereği gibi uygulanmalı, sözü edilen belgelerin dava konusu taşınmazı nasıl sınır gösterdiği saptanmalı, teknik bilirkişiye yerel bilirkişi sözlerini denetlemeye keşfi izleme olanağı sağlayan rapor tanzim ettirilmeli ve bu yolla taşınmazın önceki niteliğinin, imar ve ihya koşullarının, davacıların zilyetliğinin, başlangıç tarihinin belirlenmesine çalışılmalı, taşınmaz üzerinde ev yapmanın imar ve ihya olmadığı ve ekonomik amaca uygun zilyetlik olmadığı düşünülmeli, hâkim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli ve böylece taşınmazın üstün vasfının belirlenmesine çalışmalıdır. Şayet taşınmaz kısmen imar ve ihya edilmiş ise, ihya edilerek kültür arazisi niteliği kazandırılan bölümler ile işlenmeyen, imar ve ihya edilmeyen bölümler ölçülerek belirlenmeli ve teknik bilirkişi tarafından krokisine işlenmesi sağlanmalı, bu kısımlar ayrıca mahkeme nezaretinde çektirilecek fotoğraflara da işaretlenmeli ve bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyize konu krokide (B_O, (D1_O), (B_T) ve (C) ile gösterilen bölümleri yönünden BOZULMASINA 10/12/2012 gününde oy birliği ile karar verildi.