YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5817
KARAR NO : 2012/9134
KARAR TARİHİ : 18.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar …, … ve … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 30.05.2011 tarih ve 2011/2730 – 6548 sayılı kararında özetle: “Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazı uyduğu kabul edilen Ağustos 315 Daimi tarih 2 sıra nolu tapu kaydının üç sınırı dağ, bir sınırı da Ümmet tarlası okumakta olup, Ümmet tarlası da kesinleşen orman parseli içerisinde kaldığı, yine tapu kaydında bulunan dağ sınırı doğal sınır olup her yerde bulunabileceğinden tapu kaydının dava konusu yere uyduğunun kabulü mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle; 6831 sayılı Yasanın 11. maddesi gereğince tapuya dayanılarak açılan davada tapu kaydının dava konusu taşınmaza uymadığı, tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, zilyetlik yoluyla ormandan yer kazanılamayacağı gözetilerek davacı gerçek kişinin davasının reddi gerekirken, aksine görüş ve kanaatle kabulü yolunda hüküm kurulması isabetsiz olduğu” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, taşınmaz orman sayılan yerlerden olduğundan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar …, … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre, dava; tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı içinde bırakılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak davanın reddi yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, hükmün 6. fıkrasında davalı … kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesap edilen 2227,32.-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalı … İdaresine verilmesine; yine, hükmün 7. fıkrasında davalı Hazine kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesap edilen 2227,32.-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalı Hazineye verilmesine karar verilmiş olup, davacılar tarafından aynı nedene dayanılarak davalı … Yönetimi ve aleyhine dava açılmış olup, avukatlık asgari ücret tarifesinin 3/2. maddesi gereğince birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddine, red sebebi ortak olan davalılar lehine tek avukatlı ücretine hükmedileceğinden ve mahkemece bu husus dikkate alınmaksızın davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücreti hükmedilmiş olması doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden
2012/5817 – 9134
yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 6 ve 7. bentlerinin tamamen kaldırılarak bunun yerine “Davalı Hazine ve davalı … kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan hüküm tarihinde geçerli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 2227,32.-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalı … ve Hazineye verilmesine” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi göndermesiyle H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 18.06.2012 günü oybirliği ile karar verildi.