YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6009
KARAR NO : 2012/13919
KARAR TARİHİ : 04.12.2012
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında 101 ada 259 parsel sayılı 3.928,38 m² yüzölçümündeki taşınmaz, öncesinde …’in zilyetliğinde ise de, zilyetliğini terk etmiş olması nedeniyle çamlık vasfıyla davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, kanunî süresi içinde ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli parselin davacı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 2009/3718 – 4282 sayılı 15.06.2009 günlü kararında özetle: “mahkemece, çekişmeli taşınmazın tarım arazisi olduğu ve davacı lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile kazanma koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun bulunmadığı gibi yapılan araştırma, inceleme ve uygulama da hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz, 101 ada 258 nolu Hazine adına çamlık niteliği ile tesbit edilen taşınmaza sınır olup, çekişmeli taşınmaz da çamlık vasfı ile davalı Hazine adına tesbit edilmiştir. Keşif sonucu düzenlenen uzman ziraatçı bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın ortalama % 15 – 20 eğimli olduğu, üzerinde çeşitli yaşlarda çam ağaçlarının bulunduğu belirtildiği halde, bu eğimde tarımsal faaliyetin ne şekilde sürdürüldüğü araştırılmadan mahkemece, tesbitin aksi sonuca varıldığı halde, tesbit bilirkişilerinin tanık sıfatı ile beyanına başvurulmadan soyut nitelikteki yerel bilirkişi ve 1960 ve 1950 doğumlu davacı tanıkları beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahallinde tarafların bildirdikleri ve bildirecekleri tüm deliller ile, dava konusu taşınmazı dıştan çevreleyen tüm komşu parsellerin tesbit tutanakları ve dayanağı olan kayıtlar getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra taşınmaz başında yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız yerel bilirkişiler ve üç kişiden oluşan uzman ziraî bilirkişi kurulunun katılımı ile keşif yapılmalıdır. Mahalli bilirkişiler ve taraf tanıklarından, çekişmeli taşınmazın kime ait olduğu, kimden kime ne suretle intikal ettiği, ne şekilde zilyet edildiği, zilyetliğin ekonomik amaca uygun olup olmadığı sorulup saptanılmalı; taşınmazı dıştan çevreleyen komşu parsellerin tespitlerinde bir belge ya da kayıt uygulanmış ise bu kayıtlarda taşınmaz yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği belirlenmeli, kayıt uygulaması ve kapsam tayini hususlarında 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükümleri gözetilmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanağın edinme sebebi sütununda … bilgilere aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla ve gerekirse yüzleştirme yapılmak suretiyle dinlenilerek aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, keşfe katılacak uzman ziraatçı bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın niteliğini bildirir şekilde, uzman … bilirkişisinden ise, uygulanan kayıtların kapsamı ile çekişmeli taşınmaz üzerindeki çam ağaçlarının yerini ve adedini belirtir ve keşfi takibe imkan verir raporların alınması, taşınmazın keşif sırasında çektirilecek ve keşfi yapan hâkim tarafından, taşınmaza aidiyeti onaylanacak fotoğraflarının bilirkişi raporlarına eklenmesi, fotoğraflar ile taşınmaz bölümleri arasında irtibat sağlayacak şekilde fennî bilirkişiden açıklamalı raporun istenilmesi, uzman ziraatçı bilirkişi kurulundan alınacak rapor ile … bilirkişinin krokisi arasında da gerekli bağlantının kurulmasına özen gösterilmesi, böylece taşınmazın öncesi, niteliği, zilyetlik şekli ve süresi hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde araştırılıp incelendikten sonra davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesinde öngörülen edinme koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davacının babasının 20 yıl taşınmazı kullandığı, zilyetlikle taşınmaz edinme koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve dava konusu Bozen Köyü 101 ada 259 nolu parselin tespitinin iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamına, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna göre mahkemenin değerlendirmesi yerinde değildir.
Şöyle ki; hükme esas alınan raporlarda çekişmeli taşınmazın üzerinde 30 – 35 yaşlarında çam ağaçları olan, en az 40 yıldır tarımsal faaliyet yapılmayan yer olduğunun açıklandığı, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre … süredir ekilmediği, davacının taşınmazı hiç kullanmadığı, odun ihtiyacını karşıladığı, bu durumda davacı yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde … kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının da oluşmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle … olduğu gibi hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 04/12/2012 günü oy birliği ile karar verildi.