YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6134
KARAR NO : 2012/9294
KARAR TARİHİ : 19.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yerel mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 15/02/2012 gün ve 2011/14214 – 2012/2060 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiş, süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dairenin 15.02.2012 gün ve 2011/14214 – 2012/2060 sayılı kararı; “1999 yılında yapılan kadastro sırasında … köyü 108 ada 96 parsel sayılı 23.333 m2 yüzölçümlü taşınmaz, ham toprak niteliğiyle Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. Davacının zilyedlik iddiasıyla açtığı dava sonunda, mahkemece; çekişmeli taşınmazın 1999 yılında 3402 sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırlarının dışında kaldığı, fiilen de çevre ormanlarla arasında kot farkı bulunduğu, kazandırıcı zamanaşımı yolu ile taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, arazi kadastrosunun kesinleştiği 13.04.1999 günü ile, davanın açıldığı 03.09.2009 günü arasında 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde belirtilen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmaktadır.
O halde; mahkemece, kadastro tesbit tutanağının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre içinde kadastrodan önceki hukukî nedenlere dayanılarak dava açılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde hata sonucu yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.” şeklindedir.
Davacı vekili tarafından, kararın düzeltilmesi istenmiştir.
Dosya incelendiğinde, davanın önce Sulh Hukuk Mahkemesi’ne açıldığı ve görevsizlik kararı verildikten sonra Asliye Hukuk Mahkemesi’ne aktarıldığı, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin temyize konu karar başlığında gösterilen (03.09.2009) dava tarihinin de aktarmadan sonraki tarih olduğu, 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık sürenin hesabında, davanın Sulh Hukuk Mahkemesi’nde açıldığı 16.01.2009 tarihinin esas alınması gerektiği anlaşılmıştır.
Buna göre, davanın esasına girilerek yeniden yapılan incelemede; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; uzman bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın 1958 tarihli memleket haritasında yeşil renkli ve ibreli ağaç rumuzlu alanda yer aldığı, amenajman planında ise; “kızılçam”işaretli bölümde kaldığı açıklanmış ise de, mahkemece bu olgular tartışılmamış, memleket haritasındaki yeşil rengin hangi bitki örtüsünü ifade ettiği belirtilmemiştir. Ziraat uzmanı raporunda taşınmazda 1 adet 30 yaşında çınar ve yine aynı yaşta meyve ağaçları bulunduğu bildirilmiştir: Ancak; memleket haritasının tarihi ve taşınmazda halihazırda bulunan ağaçların yaşı dikkate alındığında, bu yeşil rengin halen taşınmazda bulunan ağaçlardan kaynaklanmadığı düşünülmektedir.
2012/6134 – 9294
3402 sayılı Kadastro Yasasının 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli hale getirmek, imar ve ihya olarak kabul edilemez) ve imar ihyanın tamamlandığı tarihten, davanın açıldığı güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülen taşınmazların, Kadastro Yasasının 14. maddesinde yazılı diğer koşulların yanında niteliğinin, imar ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile dava tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen orijinal renkli memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen stereskopik çift hava fotoğraflarının stereskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun anlatılan bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi gerekir.
O halde; mahkemece, yeniden yapılacak keşifte, 1958 tarihli memleket haritasının yapımına esas alınan hava fotoğrafları ile dava tarihinden 15 – 20 yıl önce çekilmiş hava fotoğrafları ve orijinal renkli memleket haritaları stereskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin ne olduğu belirlenmeli, ibreli ağaç rumuzunun hangi bitki türüne ait olduğu açıklattırılmalı, taşınmaz orman sayılan yerlerden değilse, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü, kimden kime geçtiği ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak sorulup saptanmalı, ziraat uzmanından zilyedlikle kazanılacak yerlerden olup olmadığı konusunda bilimsel verilere dayalı, doyurucu rapor alınmalı, bundan sonra toplanacak deliller çerçevesinde karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile dairenin 15.02.2012 gün ve 2011/14214 – 2012/2060 sayılı kararının kaldırılmasına, 12.05.2011 gün ve 2009/284 – 2011/350 sayılı kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 19.06.2012 günü oybirliği ile karar verildi.