Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/6485 E. 2012/7827 K. 23.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6485
KARAR NO : 2012/7827
KARAR TARİHİ : 23.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … dava dilekçesinde, davalı adına tapuda kayıtlı ve beyanlar hanesinde özel orman şerhi bulunan …. köyü 145 parsel sayılı taşınmazın orman tahdidi içerisinde olmadığına ilişkin Gölcük Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 206/108-57 sayılı kararın Yargıtay 20. Hukuk Dairesince 2007/7626 – 12565 sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği ancak onama kararında dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla Hazine her zaman dava açabileceğinin belirtildiği bu nedenle taşınmazın devletin hüküm tasarrufundaki yerlerden olduğu iddiasıyla 145 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaliyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 29/03/1991 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi uyarınca harç alınmasına yer olmadığına 23/05/2012 gününde oy çokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Davacı … çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasına dayanmıştır.
Çekişmeli taşınmaz 1955 yılında yörede yapılan tapulama sırasında zilyetlik ve vergi kaydına dayalı olarak kestanelik niteliğiyle kişi adına tesbit edilmiş ve tapu kaydı oluşmuştur.
Yörede 1991 yılında yapılan orman kadastrosunda çekişmeli taşınmaz özel orman olarak sınırlandırılmış ve tahdidin kesinleşmesi ile tapunun beyanlar hanesine taşınmazın özel orman olduğu şerhi yazılmıştır.
Her ne kadar 2003 yılında 4999 sayılı Yasa ile 6831 sayılı Yasanın 1. maddesinin ikinci fıkrasının (H) bendine “… kızıl ağaçlar ile aşılı kestanelikler, …” sözcükleri eklenerek aşılı kestanelikler aynı maddenin (G) bendi kapsamından çıkartılarak orman sayılmayan yerlerden olduğu hükmü getirilmiş ise de yapılan bu değişiklik Anayasa Mahkemesinin 17/03/20004 gün ve E: 2003/100 K: 2004/33 sayılı ilamıyla “Ormanların, binlerce hektar arazide doğal olarak yetişen ağaçlarla birlikte, diğer bitkiler, hayvanlar, mikro organizmalar gibi canlı varlıklarla toprak, hava, su, ışık ve sıcaklık gibi fiziksel … faktörlerinin birlikte oluşturdukları karşılıklı ilişkiler dokusunu yansıtan ekosistemler olduğu kuşkusuzdur. Bu sistem içerisinde yer alıp, bilim ve fen bakımından da orman ağacı olmadığı saptanmamış kızılağaçların kızılağaçlıkların ve aşılı kestaneliklerin orman tanımından çıkarılmasının onların korunmasını engelleyerek Anayasa’nın 169. Maddesinin sağladığı güvenceden yoksun bırakacağı açıktır.” gerekçesiyle iptal edilmiştir.
Hükme dayanak orman bilirkişi kurul raporunda çekişmeli taşınmaz üzerinde muhtelif çap ve boylarda olmak üzere aşılı kestane ile münferit olarak ıhlamur ağaçlarından oluşan tam kapalı meşcere bulunduğu belirtilmiş olup taşınmazın öncesi ve şimdiki halinin eylemli aşılı kestanelik olduğu anlaşılmaktadır.
4785 sayılı Yasanın 2. maddesinde devletleştirme dışı kalacak ormanlar sayılmış ve sahipli (tapulu) aşısız kestane ormanları devletleştirme dışında bırakılmıştır. Sahipsiz, yani tapulu olmayan aşısız kestanelikler ile tapusu olsa bile aşılı kestane ormanları devletleştirme kapsamındadır; 6831 Sayılı Yasanın 1-G. Maddesinde düzenlenen ayrıcalık, tapulu olan taşınmazlar için geçerlidir. Somut olayda; çekişmeli taşınmaz 4785 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13/07/1945 tarihinde tapusuz olup, aşılı kestanelik olması nedeniyle 3116 sayılı Yasanın 1. maddesi hükmüne göre orman sayılan yerdir. Çekişmeli taşınmazın orman olması nedeniyle 1955 yılında yapılan tapulama sırasında geçerli bir tapu kaydına dayalı olmaksızın zilyetlik ve vergi kaydı ile kişiler adına yolsuz olarak tesbit edilmesi tesbit malikine mülkiyet hakkı kazandırmadığı gibi taşınmazın orman vasfının değiştirilmesini de sağlayamaz.
Ayrıca Orman Yönetimi tarafından çekişmeli taşınmazın orman tahdidi içerisinde kaldığı iddiasıyla açmış olduğu dava mahkemenin 10/10/2006 gün ve 2006/108-57 … sayılı ilamıyla reddedilmiş ve dairece onanmış ise de, bu davada Orman Yönetimi çekişmeli taşınmazın öncesinin orman olduğu iddiasına değil, kesinleşmiş tahdide dayanmış olması nedeniyle, mahkemenin anılan kararı Hazine tarafından devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla açtığı temyize konu bu davada kesin hüküm oluşturmaz.
Bu nedenle, Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Belirttiğimiz gerekçeler ışığında Dairenin çoğunluğunun mahkeme kararının onanması yönündeki görüşüne katılamıyoruz.