YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7188
KARAR NO : 2012/9471
KARAR TARİHİ : 25.06.2012
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki zilyetlik şerhine itiraz davasından dolayı yerel mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 02/02/2012 gün ve 2011/12545 – 2012/917 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiş, süresi içinde davalılar … ve … vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 3402 sayılı Yasaya 5831 sayılı Yasanın 8. maddesiyle eklenen Ek 4. maddesi uyarınca yapılan çalışmalar sırasında Üçağız köyü, 106 ada 1 parsel sayılı 5131.03 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ile 106 ada, 2 parsel sayılı 550.61 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Beyanlar hanelerinde “6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarılmıştır. 1. derece doğal sit alanı sınırları içinde kalmakta olup korunması gerekli kültür ve tabiat varlığıdır. ½’şer hisse ile Andon kızı … ve Alaettin kızı …’in 1994 yılından beri kullanımındadır. Üzerindeki zeytin ağaçları adı geçen kullanıcılara aittir.” şeklinde şerh bulunmaktadır.
Davacı çekişmeli taşınmazlar üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının kendisine ait olduğunu ileri sürerek, tutanağın beyanlar hanesindeki davalılar lehine olan şerhin iptaliyle, adına şerh verilmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, tespitin iptali ile taşınmazların beyanlar hanesinde “6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarılmıştır. 1. derece doğal sit alanı sınırları içinde kalmakta olup korunması gerekli kültür ve tabiat varlığıdır. 2004 yılından beri … kullanımındadır. Üzerindeki zeytin ağaçları adı geçen kullanıcıya aittir.” ibareleri yazılmak suretiyle Hazine adına tapuya tescillerine hüküm verilmiş, hüküm davalı gerçek kişiler vekilinin temyizi üzerine dairenin 02.02.2012 gün ve 2011/12545-917 sayılı kararıyla onanmış olup, davalılar vekili taşınmazı noterlikçe düzenlenen zilyetliğin devri sözleşmeleri ile satın alındığını ve asliye hukuk mahkemesinin 2005/118 – 2006/109 sayılı kararıyla davalıların taşınmazlarda üstün hak sahibi zilyet olduklarının belirlendiğini, davacı …’nun işgalci olduğunun belirlendiğini belirterek, dairenin bozma kararının düzeltilmesini istemektedir.
Davalı gerçek kişiler, asliye hukuk mahkemesinin 2005/118 esas sayılı dava dosyasıyla 01.03.2004 gün ve 2009/401, 26.01.1979 gün ve 75011, 25.02.1994 gün ve 1548 ve 31.08.1982 gün ve 37855 nolu noterlikçe düzenlenen zilyetliğin devri sözleşmelerine dayanmakta olup, asliye hukuk mahkemesinin 2005/118-2006/109 sayılı dava dosyasıyla davacı …’nun zilyetliğin korunması hükümlerine dayanarak davalılar … ve … aleyhine tapusuz taşınmaza el atmanın önlenmesi talebiyle dava açtığı; mahkemece, “1970 yılından itibaren nizalı yeri Fatmaana ve üvey annesi Huriye’nin kullandığı, Huriye’nin kocası Mustafa ile birlikte taşınmazı Orhan Atasoy’a sattığı, Orhan Atasoy’un ise taşınmazı davalılara sattığı, böylece Hasan Dulluç’un ( Huriye’nin oğlu olan oğlu olan ) taşınmaz üzerinde hukuken üstün ve geçerli sayılabilecek bir hakkı olmadığı, hakkı olmayan bir yeri davacıya satmış olmasının da hukuken geçerli olmadığı” gereğine değinilerek davanın reddine karar verilmiş ve hüküm Yargıtay 8. Hukuk Dairesince onanarak kesinleşmiştir.
2012/7188 – 9471
İhtilaf, hangi tarafının kullanımının üstün tutulacağı noktasında toplanmakta olup, Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/118-2006/109 sayılı kararıyla davacı …’nun zilyetliğinin (kullanımının) hukukça korunması gereken bir zilyetlik (kullanım) olmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş, ancak; bu karar rağmen hakkı üstün tutulmayan davacı … taşınmazı kullanmaya devam etmiş ve buna dayanarak da taşınmazın beyanlar hanesine kendi kullanımında olduğunun şerh verilmesi talebiyle dava açmış ve mahkemece taşınmazın kullanıcısının davacı … olduğu kabul edilerek taşınmazın kullanıcısı olarak tespit edilmiştir. Ancak, mahkemece hukukça korunmayan davacının zilyetliğine değer verilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu gibi; taşınmazın üzerinde yasanın kabul ettiği şekilde bir kullanımın bulunup bulunmadığı araştırılmadan karar verilmiş olması da, usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece, önceki bilirkişiler dışında bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisi veya olmadığı takdirde bir tapu fen elemanından oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, imar ve ihya üzerinde durulup, imar ve ihyanın hangi tarihte tamamlanıp bittiği, davalı taşınmazlarda kullanımın ekonomik amacına uygun olup olmadığı araştırılarak, bu yolda rapor alınmalı; toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüyle, Dairemizin “02.02.2012” gün ve “2011/12545- 2012/917 E.K sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, 28.04.2011 gün ve 2010/39-2011/18 sayılı yerel mahkeme kararının yukarıdaki gerekçeyle BOZULMASINA, peşin alınan tashihi karar harcının istek halinde yatıranlara iadesine 25/06/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.