YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7286
KARAR NO : 2012/9588
KARAR TARİHİ : 26.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 28/12/2011 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 26/06/2012 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden … vekili Av. … ve karşı taraftan Hazine vekili Av. Gülçin Türkucu geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … 20.10.2010 tarihli dilekçeyle davalı … adına tapuda kayıtlı olan … köyü, 103 ada 437 sayılı parselin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilecek yerlerden olmadığı, davalı yararına zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığı ancak, genel kadastroda davalı gerçek kişi adına tesbitinin itirazsız kesinleştiği, davalı adına oluşan tapu kaydının iptali ve Hazine adına tescili iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, çekişmeli parselin tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi ile davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro ile davalı gerçek kişi adına tesbiti itirazsız kesinleşen parselin tapu kaydının iptali ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4/3. maddesine göre yapılıp, tesbit tarihinden önce kesinleşmiş, 25.04.2008 tarihinde kesinleşen genel kadastroda … köyü, 103 ada 437 parsel sayılı 2210,68 m2 yüzölçümündeki taşınmaz … adına tapuya tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve kesinleşmiş orman kadastro tutanak ve haritalarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin 5304 sayılı Yasayla değişik 3402 sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılan çalışmalarda orman sınırları dışında bırakıldığı, ancak; eğimini %12’den fazla olduğu, 1961, 1987 ve 1990 yılı memleket haritalarında makilik olarak nitelendirildiği, 1969 yılı hava fotoğraflarında ağaçlık olarak imar ihyasına 1990 yılında başlanıldığı, üzerindeki örtünün kaldırılarak limon ağaçları dikildiği, eğimi ve bitki örtüsü nedeniyle 6831 sayılı Yasanın 1/J maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğu, bu haliyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyecek yerlerden olmadığı gibi davacı yararına zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığı belirlenip, yüksek eğimli funda ve makilerle kaplı alanların orman ve toprak muhafaza karakteri taşıması nedeniyle 6831 sayılı Yasanın 1/J maddesi kapsamı dışında aynı yasanın 1. maddesinin 1. fıkrası gereğince orman sayılan yerlerden sayılacağı, bilim ve teknik olarak 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/P maddesi gereğince eğimi % 12’yi geçen yerler orman ve
2012/7286-9588
toprak muhafaza karakteri taşıdığından aynı Yönetmeliğin 26/i bendi gereğince orman olarak sınırlandırılacağı, 02.12.2003 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4999 sayılı Yasanın 3. maddesi ve 6292 sayılı Yasanın 13/(1) maddesi ile değişik, 6831 sayılı Yasanın 7. maddesinin 1. fıkrasıyla “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da sınırlandırma sırasında orman olduğu halde orman sınırları dışında kalmış ormanların, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanların, hususi ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tesbiti ile 2. madde uygulamaları ile ilgili olarak kadastrosu kesinleşmiş yerlerde tesbit edilen fenni hataların düzeltilmesi işleri orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” Hükmünün getirildiği, bu hükümle orman kadastro komisyonlarına daha önce sınırlaması yapılmış olup da, sınırlandırma sırasında orman olduğu halde orman sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosunu yapma görev ve yetkisi verildiği, Orman Kadastro Yönetmeliğinde de benzer hükümlerin yer aldığı, eğimi %12’den fazla olan tamamen maki cinsi ağaççıklarla kaplı, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan, çevresinde bulunan aynı karakterdeki devlet ormanının devamı niteliğindeki çekişmeli parselin öncesi ve eylemli durumu itibariyle 6831 sayılı Yasanın 1. maddesinin 2. fıkrasının J bendi gereğince orman sayılan yerlerden iken 2004 yılından sonra açılarak tarım alanı haline getirilmeye çalışıldığı, ancak imar ihyasının tamamlanmadığı ve tarım alanına dönüşmediği, orman kadastrosu sınırları dışında bırakılsa da, 4999 sayılı Yasanın 3. maddesi ve 6292 sayılı Yasanın 13/(1) maddesi ile değişik 6831 sayılı Yasanın 7/1. maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılabileceği gibi, orman olarak kullanılmak üzere tahsisinin istenebileceği veya Orman Yönetimi tarafından tapu kaydının tapu iptali ve orman olarak tapuya tescili istemiyle her zaman dava açılabileceği, Hazine tarafından çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla dava açıldığı, devlet ormanlarının da devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu, devlet ormanı olarak belirlenen taşınmazın bu niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmadığı hususları gözetilerek, davanını kabulüne, tapu kaydının iptalini ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı … ile davalı gerçek kişinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince, duruşmada kendini avukat ile temsil ettiren Hazine yararına, davalı taraf aleyhine avukatlık ücretine hükmedilmesine ve harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 26.06.2012 günü oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Çekişmeli … köyü, 103 ada 437 parsel sayılı 2210,68 m² yüzölçümündeki taşınmaz yörede 2007 yılında yapılan kadastro sırasında narenciye bahçesi niteliğiyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve satın alma nedeniyle …adına tespit edilmiş, davalı …’nın taşınmazı 05.06.2004 tarihinde Hikmet Bülbül’den satın aldığına dayanan itirazı kadastro komisyonunca kabul edilerek 15.02.2008 günlü kararla 437 sayılı parselin … adına tespitine karar verilmiş, 25.04.2008 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşerek tapuya tescil edilmiş, halen aynı şekilde tapuda kayıtlıdır.
2012/7286-9588
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4/3. maddesine göre yapılmış, çekişmeli taşınmaz ve çevresi orman sınırları dışında bırakılmış ve dava tarihinden önce kesinleşmiştir.
Davacı … vekili taşınmazın taşlık, kayalık ve çalılık olup imar ihyanın gerçekleşmemiş olduğu, davasız ve aralıksız 20 yıldan fazla zilyet edilmediğini belirterek tapu kaydının iptali Hazine adına tesciline karar verilmesi talebiyle, dava açmıştır.
Medeni Kanunun 713 ve devamı maddeleri ile 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddeleri gereğince orman sayılmayan devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetlerine tahsis edilmeyen araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek, tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar davasız ve aralıksız 20 yıl süre ile ve malik sıfatıyla zilyet edilmesi halinde imar ihya edenler adına tapuya tescil edilebilir.
Somut olayda, çekişmeli taşınmaz kesinleşen orman sınırları dışında ise de, öncesinin çalılık olması ve doğal eğimi %20 olup toprak muhafaza karakteri taşıması nedeniyle 6831 sayılı Orman Kanunun 1/j maddesi kapsamı dışında orman sayılan yerlerden olduğu, davacı … önceki malikleri tarafından imar ve ihya edilerek narenciye bahçesi haline getirildiği, ancak imar ihyanın 1990 yılından sonra gerçekleştiği ve kadastro tespit tarihine kadar 20 yıllık süreninde dolmadığı gibi zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı anlaşıldığından mahkemece davalı adına olan tapu kaydının iptaline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı tarafından tapu kaydının iptali halinde tazminat talebi ve karşı davası da bulunmadığından davalı vekilinin bu konulara yönelik temyiz talepleri yerinde değildir.
Ancak, H.M.K.nun 26/1 maddesi gereğince hâkim tarafların talep sonuçları ile bağlıdır. Ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Taşınmaz eylemli orman olmadığı gibi halen narenciye bahçesi olup, kesinleşen orman sınırları dışındadır. Davacı …, taşınmazın imar ihya edilmediği, 20 yıldan fazla zilyet edilmediği, zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleşmediği iddiası ile tapu iptal davası açtığına göre, taşınmazın aynı vasıfla ( narenciye bahçesi) Hazine adına tapuya tesciline, 3402 sayılı Yasanın 19. maddesi gereğince parsel üzerindeki narenciye ağaçlarının davalıya ait olduğunun kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmesi gerekirken, talebinde dışına çıkılarak orman olarak Hazine tesciline karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu konusunda bir dava bulunmadığı gibi, eylemli orman olmadığı, orman olarak tahsisinin istenmesi halinde tahsis edilip edilmeyeceği Orman Yönetimi ile Hazine arasındaki idari bir konu olduğundan davacı … vekilinin taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu yönündeki temyiz itirazları da nazara alınarak hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan onama yönündeki sayın çoğunluk kararına katılmıyoruz.