Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/8357 E. 2013/2209 K. 04.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8357
KARAR NO : 2013/2209
KARAR TARİHİ : 04.03.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Tapulama sırasında 484 parsel sayılı 10200 m2 yüzölçümdeki taşınmazın kaydı kapsamında kaldığı belirtilmiş ve asliye hukuk mahkemesinde dava konusu olduğundan sözedilierek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Daha önce asliye hukuk mahkemesinde, davacı … tarafından davalı … aleyhine açılan müdahalenin önlenmesi davası, görevsizlik kararı ile tapulama mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmaza davalının paya müdahalesinin önlenmesine ve nizalı parselin payları oranında muris … mirasçıları adına tesciline kararı verilmiştir. Davalı tarafından temyiz hüküm edilmekle, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 04.12.1984 gün ve 546-14222 sayılı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi davasına konu olan taşınmazların hangi parseller olduğu, tesbit tutanağı düzenlenip düzenlenmediğinin belirlenmesi, malik haneleri açık ise tüm tutanaklar getirtilerek davaya birlikte bakılması, kabule göre de, taşınmazların davalının babası adına tapuda kayıtlı olduğuna, davalının babası muris …’nın 1941 yılında öldüğüne ve terekesi iştirak halinde mülkiyet hükümlerine göre paydaşlara geçeceğine göre, paydaşlardan …’nin yaptığı satışın geçersiz olduğu halde … payının davacı adına tescile karar verilmesinin isabetsiz olduğu” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra müdahil Orman Yönetiminin davasının reddine, davacı …’in kök muris …’dan, …’ye, kalan 1/4 hisseyi ölünceye kadar bakma akti ile kendisine kaldığını iddia ettiği parsellere yönelik elatmanın önlenmesinin reddine (25.08.1951 tarih 264 yevmiye no senet geçersiz kabul edildiğinden) 484 nolu parselin … mirasçıları adına tesciline, 828, 829, 830, 847 ve 848 nolu parsellerin evvelce bütün iken 9 hisseye ayrıldığı, 3 hissesinin Aralık 1950 tarih 49 nolu tapu ile …’e, 3 hissesinin Ağustos 1926 tarih 8 nolu tapu ile …’e, 3 hissesinin Mayıs 1962 tarih 55 nolu tapu ile …’a kayıtlı olup, … ve …’in hisselerine itiraz edilmediği, Ali oğlu …’dan gelen 3/9 hissesinin dava edildiği anlaşıldığından tesbit tutanağının iptali ile 3/9 …’dan gelen payın … mirasçıları adına tesciline 1144, 1145, 1146, 1147 ve 1148 nolu parsellerin yukarıda bahsedilen tapu kaydı kapsamındaki yerlerden miktar fazlası olarak ayrıldığı, orman ve mera olmadığı, tarla niteliğinde olduğu anlaşıldığından Hazine adına tesciline şeklinde hüküm kurulmuş; Hazine ve Orman Yönetimi ile davcılardan … tarafından hükmün temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 27/12/2005 gün ve 2005/12570 – 16493 sayılı kararı ile 484 sayılı parsel yönünden onanmış, diğer parseller yönünden bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “…bölgede bugüne kadar orman kadastrosunun yapılmadığı anlaşılmaktadır. Düzenlenen bilirkişi krokilerinde bu parsellerin çevresi orman alanı olarak gösterilmiş, 168 tahrir nolu vergi kaydı ile Ağustos 1926 tarih 8 nolu tapu kaydı 847 ve 848 nolu parsellere uygulanmış ve vergi kaydı miktarına itibar edilerek revizyon gösterilmiş ve bu kayıtların o parsellere uyduğu kabul edilerek 847 ve 848 parsellerin 3/9 payı … mirasçıları adlarına tescil edilmiş, ancak diğer paylar hakkında sicil oluşturulmamıştır. 1147 ve 1148 parseller ise, kayıt fazlası olması nedeniyle Hazine adına tescil edilmiştir.
Yine, öncesi bütün olduğu kabul edilen 828, 829, 830 nolu parsellere 167 tahrir nolu vergi kaydı ile Ağustos 1926 tarih 7 nolu tapu kaydı revizyon gösterilmiş ve büyük yüzölçümleri olan vergi kaydı miktarına değer verilerek 828, 829, 830 parsellerin 3/9 payı … mirasçıları adlarına tescil edilmiş, diğer 6/9 pay hakkında hüküm kurulmamış, 1144, 1145, 1146 parseller ise kayıt fazlası olması nedeniyle Hazine adına tescil edilmiştir. Bu parseller hakkında orman incelemesi yöntemine uygun olarak yapılmadığı gibi, sınırda orman olduğu kabul edildiği halde daha eski tarihli ve küçük yüzölçümlü tapu kaydı miktarına değer verilmemiş ve tapu kaydının oluşturulduğu tarihten sonra verginin tesis tarihi olan 1937 tarihine kadar tapu kaydı miktar fazlasının ormandan açıldığı ve bu tür yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülmemiş, yine kadastro hâkimi düzenli sicil oluşturmakla görevli olduğu halde, 828, 829, 830, 847 ve 849 nolu parsellerin 6/9 payının kim ya da kimler adına tescil edilmesi gerektiği de hüküm yerinde açıklanmamıştır. O halde; mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman yüksek mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Böylesine yapılacak bir araştırma sonucu çekişmeli taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlenmesi halinde, parsellere revizyon gören Ağustos 1926 tarih 7 ve 8 nolu tapu kayıtları ilk oluşturulduğu sınırlarla yerine uygulanıp yüzölçümüne değer verilerek kapsamının 3402 sayılı Kanunun 20/c, 21 ve 32/3. maddelerine göre belirlenmeli, tapu kaydı daha eski tarihli olması ve sınırda eylemli orman bulunması nedeniyle vergi kaydı daha sonraki tarihlerde oluşturulduğundan vergi kaydı miktarına değer verilemeyeceği düşünülmeli, tapu kaydının çekişmeli taşınmazlara uymadığının belirlenmesi halinde orman içi açıklık konusunda araştırma yapılmalıdır.
6831 sayılı Kanunun 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 sayılı Kanun, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya Orman İdaresince el konulur. Yanan yerlerde husule gelen enkaz hiçbir suretle eşhasa satılamaz. Bunlar resmi daire ve müesseseler ihtiyacına tahsis olunur.
Kanun metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Bu cümleden olarak, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 sayılı Kanunun 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
Kanun koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazların memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 22.02.2005 gün ve 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; bu tür yerler kanun gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına kanuî olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan toprak kazanımından söz edilemez.
Oluşacak sonuca göre çekişmeli parsellerin malik haneleri açık olduğundan 3402 sayılı Kanunun 30/2. maddesine göre belirlenerek gerçek hak sahipleri adına ya da orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine ve dava konusu 828, 829, 830, 847, 848, 1144, 1145, 1146, 1147 ve 1148 parsel sayılı taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ve etatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 04/03/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.