YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8395
KARAR NO : 2013/1604
KARAR TARİHİ : 21.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 1982 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında … Köyü 2836 parsel sayılı 7200 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfı ile tapu kaydına dayanarak … adına tesbit edilmiş olup, halen tapuda aynı şekilde kayıtlıdır. Davacı … Yönetimi, taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırları içinde orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla tahdit içinde kalan kısmın tapusunun iptaliyle orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulü ile 2863 parsel sayılı taşınmazın (A) ile gösterilen 5577,86 m2’lik kısmının tapusunun iptaliyle orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, bu kısma yönelik davalıların elatmasının önlenmesine, (B) ile gösterilen 1632,14 m2’lik kısmının … üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi ile davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1949 yılında 3116 sayılı Kanun gereğince yapılan orman tahdidi ile 09.06.1993 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu yapılmayan yerlerde orman kadastrosu ile daha önce orman kadastrosu yapılan yerlerde aplikasyon ve 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada, çekişmeli taşınmazın (A) ile gösterilen kısmının orman tahdidi içinde, (B) ile gösterilen kısmının orman tahdidi dışında kaldığı anlaşıldığına göre, mahkemece davanın kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; davalılar tarafından dava tarihine kadar çekişmeli taşınmazın tapu kaydı ile malik olmaları nedeniyle kullanıldığı, kullanımın kanunî olduğu anlaşıldığından mahkemece elatmanın önlenmesi talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, davalıların (A) ile gösterilen kısma yönelik el atmasının önlenmesine karar verilmiş olması doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasının 1. bendinde “bu kısımlara davalı tararfın müdahalesinin men’ine“ cümlesinin kaldırılarak hükmün düzeltilmesine ve 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla H.U.MK.’nun 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 21/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.