Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/8398 E. 2012/9711 K. 28.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8398
KARAR NO : 2012/9711
KARAR TARİHİ : 28.06.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Kadastro sırasında, … köyü, 111 ada 68 parsel sayılı 4308,03 m² yüzölçümlü taşınmaz ile 107 ada 19 parsel sayılı 20179,39 m² yüzölçümlü taşınmaz, asliye hukuk mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmişlerdir. Asliye hukuk mahkemesinde, davacı Hazine vekili tarafından davalılar aleyhine açılmış olan tescil davası, kadastro mahkemesine devredilmiştir. Mahkemece, davanın reddine, dava konusu … köyü, 111 ada 68 parsel sayılı taşınmazın davalı … adına, 107 ada 19 parsel sayılı taşınmazın … adına tapuya tesciline karar verilmiş, mahkemece verilen bu ilk hüküm, davacı Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 23.02.2010 gün ve 2010/1292-2189 sayılı bozma kararında özetle: “Sultanhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/135 Esas ve 1992/24 Karar sayılı dosyasında davacılar Fevzi, Ayşe, Kemal ve Ali Demirtaş tarafından, davalılar Hazine, İbrahim ve … ile … köyü aleyhine açılan el atmanın önlenmesi ve tescil davası, davanın tarafı olan davacı ve davalı gerçek kişilerin anlaşmaları ve davacıların feragati nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, daha sonra aynı yere ilişkin davacı Hazine tescil davası açmıştır. Dava devam ederken yörede kadastro geçmesi nedeniyle dosya kadastro mahkemesine devredilmiş, kadastro mahkemesince davalı 111 ada 68 parsel sayılı taşınmazın davalı …, 107 ada 19 parsel sayılı taşınmazın … adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Ne var ki; mahkemece, yukarıda belirtilen ve davacıların feragati ile sonuçlanan Sultanhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/135 Esas ve 1992/24 Karar sayılı dosyası getirtilip uygulanmamış, her iki dosyada dava konusu edilen taşınmazların aynı yer olup olmadığı ve taşınmazlar aynı ise, o davanın 26.01.2007 gün ve 2005/1-2007/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince niza sayılıp sayılmayacağı, H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi gereğince kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağı konuları üzerinde durulmamıştır. Sözü edilen içtihadı birleştirme kararına göre, olağanüstü zamanaşımı ile taşınmazın mülkiyetinin kazanılması 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713. maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen maddenin birinci fıkrası “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmaz; davasız ve aralıksız olarak 20 yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi …taşınmazın mülkiyet haklarının tapu kütüğüne tescilini isteyebilir.”
Zilyetliğin kazanma sağlayabilmesi için 20 yıllık sürenin “Davasız” sürmesi zorunludur. Kanun koyucu, zilyetliğin davaya konu olmamasını amaçlamıştır. “Davasız” sözcüğü açık ve emredici bir hükümdür.
2012/8398 – 9711
Borçlar Kanunu’nun 133/2. maddesine göre alacaklı borçluya karşı mahkemede dava açarak ya da karşılıklı bir iddia ileri sürerek alacağını dermeyan ettiği takdirde, zamanaşımı kesilir. Zilyet tarafından dava açılması, davalı Hazine veya kayıt malikinin mirasçıları tarafından davaya karşı konulması zamanaşımını keser.
Bu nedenle; mahkemece, Sultanhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/135 Esas ve 1992/24 Karar sayılı dosyası getirtilmeli, yeniden yapılacak keşifte her iki dosyada dava konusu edilen taşınmazların aynı olup olmadığı belirlenmeli, aynı ise ilk davanın feragatle sonuçlanması karşısında o davanın tarafları ile dosya içeriğine göre davanın davalı ve davacı gerçek kişi olan taraflarının anlaşması nedeniyle feragatle sonuçlanmış olması nedeniyle H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi anlamında kesin hüküm oluşturup oluşturmadığı, yukarıda belirtilen İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince niza sayılıp sayılmayacağı ve niza sayılması halinde davalılar … ve … yararına zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli, sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği”ne değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra Sultanhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/135 sayılı dosyasına konu taşınmazlar ile iş bu dava dosyasına konu taşınmazların aynı olduğu ve anılan dosya ile taraflar arasında niza doğduğu ve nizadan sonra da davalı gerçek kişiler yönünden 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı gerekçeleriyle davacı Hazinenin açtığı davanın kabulüne ve dava konusu … köyü 11 ada 68 ve 107 ada 19 parsel sayılı taşınmazların Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalılardan … tarafından 107 ada 19 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1968 yılında seri bazda yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna ve özellikle TMK.nun 713/1 anlamında davasızlık şartı gerçekleşmediğine göre, davalı gerçek kişinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen 36/A maddesi gereğince davalı …’dan onama harcı alınmasına yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 28/06/2012 günü oybirliği ile karar verildi.