Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/8483 E. 2013/1392 K. 18.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8483
KARAR NO : 2013/1392
KARAR TARİHİ : 18.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi ve davalı … vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişi, 20.06.2005 tarihli dilekçesiyle … Köyünde bulunan tapuda kendi adına kayıtlı 254 ada 1 ilâ 7, 255 ada 1 ilâ 6 ve 229 ada 7 ilâ 11 sayılı parsellerin, … ve … … adına kayıtlı dava dışı 1339 sayılı parsele bitişik 3500 m2 yüzölçümündeki taşınmazın genel kadastroda tapulama dışı bırakıldığını, bu yeri 20 yıldan önce imar ve ihya ederek zilyet ettiğini, yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğunu iddia ederek, adına tapuya tescilini istemiştir.
Davalı …, davanın reddi ile taşınmazın M.K.’nun 713/6. maddesi gereğince Hazine adına tescilini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, fen bilirkişi … … tarafından düzenlenmiş olan 05.05.2006 tarihli krokide sarı ile boyanarak gösterilen 3863 m² yüzölçümündeki bölümün davacı adına tapuya tesciline ilişkin verilen karar, davalı … tarafından temyiz edilmekle, Dairece 2008/6074 E.- 2008/10685 K. sayılı ilâmı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “…Mahkemece, öncelikle çekişmeli taşınmazın bulunduğu yere ilişkin en eski ve keşife en yakın tarihte düzenlenmiş memleket haritaları, hava fotoğrafları ve amenajman haritaları ile 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosuna ilişkin işe başlama, çalışma, sonuçların askı ilân tutanakları ile çekişmeli taşınmazı orman sınır noktaları ile birlikte gösteren ve 1942 yılında üretilen orman kadastro haritası orijinalinden renkli onaylı fotokopisinin getirtilmesi, daha sonra, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis, bir ziraat uzmanı bilirkişi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden keşif yapılması, haritalar komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınması, hâkim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmesi, çekişmeli taşınmaz için imar ve ihya koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, imar ve ihyanın ne zaman başlayıp ne zaman bittiği, ne kadar süreyle ne şekilde zilyet edildiği ve bu zilyetliğin ekonomik amacına uygun olup olmadığı konularında yerel bilirkişi ve tanıkların somut olaylara dayalı bilgilerine başvurulması, bu konularda toprak bilgisine sahip ziraat
uzmanı bilirkişiye teknik bulguları içeren rapor düzenlettirilmesi, Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2004 gün ve 2004/8 – 242/292 sayılı kararı da gözetilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, 30/04/2010 gün 2004/1 E.- 2010/1 K. sayılı İBK uyarınca maki tesbit komisyonlarınca tesbit edilen yerlerde tesbit tarihinden itibaren imar ve ihya ile zilyetlik yoluyla kazanılmasına olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiş; hüküm, Hazine tarafından M.K.’nun713/6 maddesi gereğince tescil talepleri hakkında karar verilmediğinden, davacı vekili tarafından da esasa ilişkin olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, arazi kadastrosunda tapulama harici bırakılmış taşınmazın, imar ve ihya ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, Medenî Kanunun 713. maddesi gereğince tapuya tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu … Köyünde (beldesinde) 3116 sayılı Kanuna göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi, daha sonra 1976 yılında yapılıp, ekip çalışmaları 23.04.1977, komisyonun itirazların incelenmesine ilişkin çalışmaları da 13.04.1982 tarihinde ilân edilerek kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2. madde uygulaması, 1987 yılında yapılıp dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon, sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu, 2896 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması vardır.
… Köyünde genel arazi kadastrosu 1956 yılında yapılmış, çekişmeli taşınmaz bu işlemde öz ve çalılık olarak tapulama dışı bırakılmıştır.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın makiye ayrılan sahada kaldığından 30.04.2010 tarih 2004/1-1 sayılı Y.İ.B.B.G.K. gereğince zilyetlikle kazanılamayacağı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemede, çekişmeli taşınmazın 1942 yılında yapılan orman tahdidi dışında bırakıldığı ve 1952 yılında makiye tefrik edilen alanda kaldığının belirlendiği, davanın özelliği nedeniyle maki tespit komisyonlarının yaptıkları işlemlerin niteliğinin belirlenmesinin zorunlu olduğu, 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile 5653 sayılı Kanunla değişik 3116 sayılı Kanunun 1/e maddesi uyarınca kurulan maki tespit komisyonlarının kanunî ve yaptıkları işlemlerin de geçerli olduğu ve makiye ayrılan yerlerde özel kanunlar uyarınca oluşturulan tapulara değer verileceğinin kabul edildiği, gerek Hukuk Genel Kurulunun gerekse ilgili Yargıtay Dairelerinin kararlıkla sürdürdükleri içtihatlarına göre, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan her türlü kayıt ve belgeler ile mahkeme ilâmları kanunî değerlerini yitirirler. Makiye ayrılan yerlerle özel kanunlar uyarınca oluşturulan tapulardan başka tapulara değer verilemeyeceği (HGK’nun 27.02.2002/1-19 E.-97 K.). İçtihadı Birleştirme Kararı ile maki tesbit komisyonunca makilik alan olarak belirlenen alanlarda özel kanunlar uyarınca oluşturulan tapulara değer verileceği kabul edildiği ve İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde açıkça maki komisyonlarınca yapılan işlerin sadece nitelik belirleme olup, orman dışına çıkarma işlemi olmadığı, tahdidin kesinleşmesiyle orman olarak tapuya kayıt edilecek taşınmazın, makiye ayrılmakla tapusuz hale dönüşmeyeceğinin vurgulandığı, 30.04.2010 gün ve 2004/1- 2010/1 sayılı İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı ise, 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp orman tahdidi içinde kaldığı kesinleşen, ancak tapuya tescil edilmeyen yerlerde 5653 sayılı Kanun ile değişik 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre maki komisyonlarının yaptığı işlemlerin bir tespit niteliği taşıdığının, teknik ve hukuki anlamda orman kadastro (tahdit) sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığının, 27/01/2009 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 5831 sayılı Kanunun 5. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanununa eklenen ek 10. madde hükmünün maki tespit komisyonlarınca 5653 sayılı Kanun uyarınca maki olarak tespit edilen yerlere de uygulanması gerektiğinin ve bunun sonucu olarak bu yerlerin tesbit tarihinden itibaren imar ve ihya ile zilyetlik yoluyla kazanılmasına olanak bulunmadığının kabul edildiği vurgulandığından, orman tahdidi kapsamı dışında bulunan taşınmazlarda 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı ve 30.04.2010 gün ve 2004/1- 2010/1 sayılı İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararlarının uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
O halde; mahkemece, davanın esasına ilişkin karar verilmesi gerekirken 30.04.2010 gün ve 2004/1- 2010/1 sayılı İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı ve 6831 sayılı Orman Kanuna 5831 sayılı Kanunun 5. maddesi ile eklenen ek 10. madde hükmünün yanlış yorumlanması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.
Kabule göre de, davacı gerçek kişinin davası reddedildiği ve TMK.’nun 713/6 maddesi uyarınca davalı Hazinenin tescil talebi olduğu halde, mahkemece bu talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişi vekilinin ve davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 18/02/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.