YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/854
KARAR NO : 2012/6645
KARAR TARİHİ : 07.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar …,….., …, … ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 09.04.2007 tarih 2007/3191 – 4765 sayılı kararında; “Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Hazine, davasını kesinleşen tahdide göre değil, çekişmeli taşınmazın özel mülkiyete konu olmayan, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu savı ile açmıştır. Davanın açılış nedenine göre, uyuşmazlığın çözümü ve taşınmazın orman niteliğinde olup olmadığı hususu sadece kesinleşmiş orman tahdide göre belirlenemeyeceğinden, taşınmazın öncesinin çevresiyle birlikte resmi belgelerdeki konumunun incelenmesi ile belirlenmesi gerekir. Bu nedenle;
Mahkemece, öncelikle taşınmaza komşu 1423, 1425, 1430 ve 1432 sayılı parsellere ait kadastro tutanak örnekleri ile varsa dayanağı kayıt ve belgeler, davalı iseler dava dosyaları, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; ayrıca, taşınmaz resmi belgelerde orman olmasa bile hali hazır eylemli durumu belirlenerek 3402 sayılı Yasanın 14. maddesine göre zilyetlikle kazanılması mümkün olan yerlerden olup olmadığı araştırılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan zilyetliğin başlangıcı, süresi, sürdürülüş biçimi sorulup, maddi olaylara dayalı açık yanıtlar alınmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği ” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüyle 1424 parselin (B) ile gösterilen 5400 m2’lik kısmının tapusunun iptaliyle orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, (A) ile gösterilen kısma yönelik davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalılar …,….., …, … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1949 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1744 sayılı Yasaya göre 08.11.1979 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihinde kesinleşen 2. madde uygulaması ile 3402 sayılı Yasaya göre yapılıp 26.01.1989 tarihinde ilan edilip kesinleşen 2/B uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen 36/A maddesi gereğince davalılardan onama harcı alınmasına yer olmadığına ve yatırdıkları peşin temyiz harcının istek halinde iadesine 07/05/2012 günü oybirliği ile karar verildi.