Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/8816 E. 2013/5448 K. 13.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8816
KARAR NO : 2013/5448
KARAR TARİHİ : 13.05.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Yayla Gökben Köyü, 275 ada 1 parsel sayılı 472839,28 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yörede 05.02.2009 tarihinde ilân edilen 6831 sayılı Orman Kanununun 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulaması sırasında, orman kadastro komisyonu tarafından roma rakamlarıyla P.III poligon numarası verilerek orman sınırları dışına çıkartılmış, 19.08.2010 tarihinde ise, tescil bildirimiyle, 275 ada 1 parsel sayısı ve beyanlar hanesine 2/B madde şerhi verilerek Hazine adına tarla niteliğiyle tapuya tescil edilmiştir.
Davacı … Yönetimi vekili 05.08.2009 tarihli dilekçesiyle, Yayla Gökben Köyünde orman kadastro komisyonunca 3302 sayılı Kanunun 2/B madde uygulamasıyla P.III poligon numarasıyla orman sınırlarına çıkarılan taşınmaz içinde bulunan ve dava dilekçesine ekli çizelgede koordinat değerleri gösterilen bölümün 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetmediği iddiasıyla, dava dilekçesine ekli çizelgede koordinat değerleri verilen ve P.III numaralı 2/B poligonu içinde yer alan taşınmaz bölümüne ilişkin orman sınırları dışına çıkarma işlemenin iptali ve bu taşınmaz bölümünün orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tescili istemleriyle dava açmıştır.
Mahkemece, davanın reddine ve Yayla Gökben Köyü, P.III nolu 275 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ve bu taşınmaz içinde bulunan teknik bilirkişinin ekli krokisinde (A) harfi ile gösterdiği 11563,95 m² miktarındaki kısım ile birlikte tamamının aynı ada ve parsel numarası ile kadastro tesbiti gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, altı aylık süre içinde açılan 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulamasına itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 3116 sayılı Kanuna göre 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 05.02.2009 tarihinde ilân edilerek eldeki dava nedeniyle kesinleşmeyen evvelce sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ile bu ormanlarda ve evvelce sınırlaması yapılmış ormanlarda 6831 sayılı Orman Kanununun 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece, taşınmazın orman vasıf ve karakterinde ve eylemli orman sahası olmadığı, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitiren ve bu nedenle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden ve tarımsal faaliyetlerin yapıldığı tarım arazilerinden olduğu gerekçelerine dayanılarak davacı … Yönetiminin davasının reddine ve çekişmeli taşınmazın kadastro tesbiti gibi tapuya tesciline karar verilmiş ise de, verilen karar usûl ve kanuna uygun olmadığı gibi, yapılan araştırma ve inceleme hükme de yeterli değildir. Şöyle ki, dava, 2/B madde uygulamasına itiraz niteliğindedir. 6831 sayılı Kanunun 11. maddesine göre, orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine karşı Orman Genel Müdürlüğünce açılacak davalarda hasım, hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler ile Çevre ve Orman Bakanlığıdır (Orman ve Su İşleri Bakanlığıdır). Orman Yönetimi ise, sadece Hazineyi taraf göstererek eldeki davayı açmıştır. Mahkemece de, hak sahibi gerçek veya tüzel kişiler ile Çevre ve Orman Bakanlığının (Orman ve Su İşleri Bakanlığının) davaya katılımı sağlanarak husumetin yaygınlaştırılması gerektiği düşünülmemiştir. Ayrıca, dava 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulamasına itiraz olduğuna göre, taşınmazın 31.12.1981 yılından önce bilim ve fen bakımından tam olarak orman niteliğini yitirip yitirmediğini araştırılması gerekmesine rağmen, hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın fiili durumu itibariyle nitelik kaybedip kaybetmediği net bir şekilde belirlenmediği gibi, nitelik kaybetmiş ise, bu nitelik kaybının insan eliyle ve zorlayıcı yöntemlerle mi, yoksa doğal ve gerçek anlamda bilim ve fen bakımından nitelik kaybına uğradığı hususları açıklanmamıştır. Bilirkişinin, çekişmeli taşınmazın bilim ve fen bakımından nitelik kaybına uğrayıp, uğramadığı hususunda yeterli ve kanaat verici olmayan yetersiz raporuna dayanılarak hüküm kurulması doğru değildir.
6831 sayılı Kanunun değişik 2/B maddesi ile (bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerin orman rejimi dışına çıkartılacağı) hükmünün bulunduğu, bundan doğal ve gerçek anlamda nitelik kaybının anlaşılması gerektiği, her isteyenin ormanlarda doğal olarak bulunan deliceleri aşılaması, bina ya da eklentilerini inşa etmesi, erozyona sebep olacak biçimde araziyi teraslaması ya da orman bitkilerini kökleyip tarım yapmaya teşebbüs etmesi veya 6831 sayılı Kanununun 17/2. maddesi gereğince hiçbir zaman kişiler adına tapuya tescil edilemeyecek ve özel mülke konu olamayacak orman içi açıklığı niteliğinde olan yerlerin insan eliyle ve zorlama yöntemlerle niteliğinin yitirilmesi kanun maddesinde anlatılan bilim ve fen bakımından nitelik kaybı olmayıp, zorla ve ormanın tahribi sonucu niteliğinin kaybettirilmesidir. Bu yöntem, toprak erozyonu, ormanların ortadan kalkması, doğanın ve çevrenin bozulup yok olması sonuçlarını doğurur.
Kanunda tanımlanan (….bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetme…) kavramında bu tür olaylar amaçlanmamıştır. 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesinin başka türlü yorumu, ormanların bilinçli şekilde niteliğinin kaybettirilmesine, tahribine ve yok edilmesine izin verdiği sonucuna ulaştırır ki, bu durum Anayasanın 169 ve 170. maddelerine aykırı olur. Suç teşkil edecek eylemlerle ve zorlama yolu ile ormanların niteliğinin kaybettirilmesi kanunlarla korunamaz.
O halde; uzman orman bilirkişisinin, 6831 sayılı Kanunun 2/4. maddesinde sayılan yerlerde 2/B madde uygulamasının yapılamayacağını gözönünde bulundurarak, yukarıda anlatılan eylemler sonucu ormanların yok edilmesinin ve baştan beri 6831 sayılı Kanunun 17. maddesinde anılan orman içi açıklık niteliğinde olan veya sonradan bu hale gelen yerlerin bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetme olarak kabul edilemeyeceğini gözönünde bulundurularak, dava konusu taşınmazın orman bütünlüğünü bozmama, su ve toprak rejimine ve çevresindeki ekosistemlerinin tüm öğeleriyle kendisini yenileyebilme gücüne zarar vermeme, ormancılık çalışmalarının etkenlik, verimlilik ve karlılık düzeylerini düşürmeme, taşınmaz üzerinde insan elinin çekilmesi ve olduğu gibi bırakılması halinde, yeniden orman haline dönüşüp dönüşemeyeceği gibi koşulları birlikte değerlendirip, dava konusu taşınmazın hangi doğal olaylar ve eylemler sonucu bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybettiğini ya da etmediğini inceleyerek bu olguları tartışması ve taşınmazın hangi maddi ve bilimsel olgular sonucu nitelik kaybettiği sonucuna ulaştığını raporunda açıklaması gerekir.
Bu nedenle, mahkemece öncelikle, varsa çekişmeli taşınmazı fiilen kullanan kişi veya kişiler (hak sahibi kişi veya kişiler) ile Çevre ve Orman Bakanlığının (Orman ve Su İşleri Bakanlığının) davaya katılımı sağlanarak husumet yaygınlaştırılmalı ve tarafların gösterecekleri deliller toplandıktan sonra, 1980 yıllara ait hava fotoğrafı ve memleket haritası bulundukları yerlerden getirtilerek önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla
yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazın 31.12.1981 yılından önce bilim ve fen bakımından tam olarak orman niteliğini yitirip yitirmediği yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek belirlenmelidir. Şayet çekişmeli taşınmazın orman niteliğini kaybettiği, yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek belirlendiği takdirde, yörede karar tarihinden sonra 27.08.2012 tarihinde, 3402 sayılı Kanuna 5831 sayılı Kanunun 8. maddesi ile eklenen Ek 4. madde uyarınca yapılan kullanım kadastrosu sırasında çekişmeli taşınmaz hakkında 205 ada 113, 429 ada 7, 8, 9, 13 ve 14 parsel sayılarıyla, nitelik ve kullanıcı bölümü açık bırakılarak kullanım kadastro tutanağı düzenlenmesi nedeniyle anılan parsellerin fiili kullanıcısı veya kullanıcıları varsa; bu kişi veya kişiler lehine beyanlar hanesine kullanım şerhi verilerek keşifte belirlenen nitelikleriyle tapuya tescillerine karar verilmelidir. Aksi halde, yani taşınmazın orman niteliğini yitirmediği belirlendiği takdirde ise, çekişmeli yerin orman sınırları içine alınmasına ve taşınmaz hakkında dava tarihinden sonra 205 ada 113, 429 ada 7, 8, 9, 13 ve 14 parsel sayılarıyla düzenlenen kullanım kadastro tesbitlerinin iptali ile 205 ada 113, 429 ada 7, 8, 9, 13 ve 14 sayılı parsellerin orman niteliğiyle tapuya tescillerine karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
Kabule göre ise, Orman Yönetimi tarafından açılan orman tahdidine itiraz davalarında, davanın kabulü halinde, tescil kararı verilmeyip, taşınmazın orman sınırları içine alınması ile yetinilmesi gerekmesine ve dava konusu taşınmaz tapuda tescilli olmasına rağmen ve yine dava konusu taşınmaz hakkında karar tarihinde, Ek 4. madde uyarınca kullanım kadastro tutanağı düzenlenmediği halde, hüküm yerinde taşınmazın kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tescili denilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetimi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 13/05/2013 günü oy birliği ile karar verildi.