Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/8859 E. 2012/12345 K. 08.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8859
KARAR NO : 2012/12345
KARAR TARİHİ : 08.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı Hazine; … Köyü, 138 ada 1, 2 ve 4 parsel sayılı sırasıyla 10881,18 m², 4017,30 m² ve 16660,70 m² yüzölçümündeki taşınmazların tapuda davalılar adına kayıtlı olduğunu, taşınmazların Rumlardan Hazineye kalan yerlerden olup … 1965 tarih 35 sayılı tapu kaydı kapsamında kaldığını ileri sürerek, davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Orman Yönetimi, taşınmazların orman içi açıklığı olduğu iddiasıyla davaya müdahil olmuştur. Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1998 yılında 6831 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması, 31/10/2002 tarihinde ilân edilerek kesinleşmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazların orman içi açıklığı olduğu gerekçesiyle orman olarak tesciline karar verilmiş ise de, bu kabul dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Dava konusu taşınmazlardan 138 ada 2 sayılı parsel, Mayıs 1994 tarih 4 sayılı tapu kaydı revize edilerek tespit edildiğine göre, taşınmazın kayıt kapsamında kaldığının belirlenmesi halinde, tapulu yerler hakkında orman içi açıklığı iddiası dinlenmez. Bu nedenle, 138 ada 2 sayılı taşınmazın dayanak tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığının tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerekir. Yine Hazinenin dayandığı … 1965 tarih 35 sayılı tapu kaydının davalı yerlere uyup uymadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu nedenle;
Mahkemece, yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada kayıtların revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle gözönünde tutulmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, her iki tapu kaydı içinde, idarece aynı mevkide bulunan Hazineye ait taşınmaz için tutulan 04.09.1973 – 06.09.1977 – 23.08.1982 – 08.09.1987 tarihli tutanaklar ile 1996 tarihli tapu kaydı uygulama tutanakları gözönünde bulundurularak uygulama yapılmalı, tutanakta belirtilen yerler ile tapu kayıtlarının aynı yere ait olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalı, bu yolla dava konusu taşınmazların
dayanılan tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalıdır. Bu uygulama ile 138 ada 2 sayılı parselin revizyon tapu kaydı kapsamında kaldığı belirlendiği takdirde taşınmazların orman içi açıklığı olmayacağı düşünülmeli, ancak hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda taşınmazların eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında kısmen yeşil renkli ormanlık alanda kaldığı dikkate alınmalı, yine tapu dayanak tapu kaydının sınırında orman bulunması nedeniyle 3402 sayılı Kanunun 20/C maddesi gereğince miktarı ile geçerli olduğu gözönünde bulundurulmalı, tüm deliller toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak … biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 08/11/2012 günü oybirliği ile karar verildi.