YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8978
KARAR NO : 2012/14917
KARAR TARİHİ : 24.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yerel mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı … hükmün; Dairemizin 19/09/2011 gün ve 2011/9961 – 10065 sayılı ilâmıyla düzeltilerek onanmasına karar verilmiş, süresi içinde davalı vekilleri tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
… Beldesi, … Köyü, 6818 ada 2 parsel sayılı 896,63 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, arsa niteliği ile 1976 yılında yapılan arazi kadastrosu ve 2001 yılında yapılan imar uygulaması ve satışla davalı adına tapuya tescil edilmiştir. Davacı … Yönetimi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu iddia ederek, tapusunun iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tescili ve davalının elatmasının önlenmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın KISMEN KABULÜNE, çekişmeli parselin krokide (A) harfi ile gösterilen 206,89 m2 bölümünün tapu kaydının iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, davalının bu alana yönelik elatmasının önlenmesine karar verilmiş, hükmün davacı … Yönetimi ve davalı … … vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 19.09.2011 gün ve 2011/9961 – 10065 sayılı ilâmıyla düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Daire kararında; [“İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişi raporuna göre, çekişmeli parselin eski tarihli memleket haritası ve … fotoğraflarında kısmen orman sayılan, kısmen orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşılarak, mahkemece davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesiyle 3402 sayılı Kanuna eklenen “Kadastro işlemi ile oluşan tesbit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” şeklindeki 36/A maddesi ve 17. maddesi ile eklenen “Bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” şeklindeki geçici 11. maddesi hükümleri gereğince davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün harç, masraf ve vekalet ücretine ilişkin 4 ve 5. bentlerinin kaldırılarak, bunun yerine “6099 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanuna eklenen 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun 3. maddesi atfıyla H.U.M.K.’nun 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA,”] karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekilleri tarafından; müvekkilinin, imar uygulaması sonunda oluşan çekişmeli 6818 ada 2 parsel sayılı taşınmazı 21.07.2006 tarihinde …’den tapuya güven ilkesine dayanarak satın aldığını, daha önce yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda taşınmazın komşu taşınmazlarla birlikte orman kadastro sınırları dışında bırakıldığını ve kesinleştiğini, 766 sayılı Kanuna göre 1982 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda orman olmayan taşınmazın memleket haritasında orman olduğu gerekçesiyle bir kısmının iptal edilmesinin Kanuna ve hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle karar düzeltme yoluna başvurulmuştur.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 20.02.2002 – 20.08.2002 tarihleri arasında 6 ay süre ile ilânı yapılarak kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Çekişmeli 6818 ada 2 parsel sayılı taşınmaz öncesi 766 sayılı Kanuna göre 1982 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda 803 ve 804 parsel numaralı taşınmazlar iken 21.12.2000 tarih 213 nolu … Belediye Encümeni kararı ile 3194 sayılı Kanuna göre 2000 yılında yapılan imar uygulamasında, 6818 ada 1 ila 15 parsellere ifraz edilerek ayrılmıştır. Çekişmeli 6818 ada 2 parsel sayılı taşınmaz, 803 numaralı kadastro parseli çapı içerisinde kalmaktadır. Bölgede 766 sayılı Kanuna göre 1982 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda 803 ve 804 parsel numaralı taşınmazların tamamının 64 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca 1998 yılında yapılan ve 2002 yılında ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosunda 417 ilâ 421 OTS numaraları verilerek orman tahdit sınırları dışında bırakıldığı ve orman kadastro çalışma tutanaklarında bu hususun açıklandığı kuşkusuzdur. Hal böyle iken, 803 ve 804 parsel numaralı taşınmazlarda yapılan imar uygulamasında hem parsellerin kadastro çapları dışına, hem de orman tahdit sınırları dışına çıkılarak bir uygulama yapılmış olduğundan, hukukî sorun buradan kaynaklanmaktadır. Her nekadar; mahkemece, çekişmeli parselin krokide (A)=206,89 m2 bölümünün tapu kaydının iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, davalının bu alana yönelik elatmasının önlenmesine karar verilmişse de, Dairece iade kararı ile birkaç kez aldırtılan ek raporlarda farklı uygulama ve sonuçlar oluşmuştur. Dairece iade kararı ile aldırtılan 20.06.2012 tarihli … ve harita mühendisleri ek raporunda; çekişmeli 6818 ada 2 parsel sayılı taşınmazın krokisinde (A1) harfi ile gösterilen 74.46 m2’lik kısmının 803 numaralı kadastro parselinin kadastro çapı dışında, (A2) ile gösterilen 132.43 m2’lik kısmının ise, 803 numaralı kadastro parselinin kadastro çapı içerisinde kaldığı ve dava konusu taşınmazın tamamının orman kadastrosu sınırları (tahdidi) dışında kalmakta olduğu belirtilmiştir.
Buna göre, kural olarak; bir yerde tahdidi yapılıp kesinleşen orman kadastrosu varsa hukukî sorunun kadastro paftası ile tahdit haritasının ölçekleri denkleştirilerek tahdit haritasının yöntemince zemine uygulanması suretiyle çözümlenmesi gerekir. Tahdit haritası ile orman kadastrosu çalışma tutanaklarının çelişmesi halinde ise, çalışma tutanaklarındaki anlatım, nirengi noktaları, açı ve ölçü değerlerinin esas alınması gerekir. Genel arazi kadastrosunda 803 ve 804 parsellerle ilgili olarak belirlenen kadastro çapı ve daha sonrada orman kadastro komisyonunca yapılarak kesinleşen tahditte her iki taşınmaz orman kadastro sınırları dışında tutulmak suretiyle aynen doğrulandığından, bu kadastro çapı dışına çıkılarak yapılan imar uygulamasına bu nedenle değer verilemez. … hukukî ve tazmini zararlardan Belediye sorumlu olup, ilgililerinin idareye karşı tazmini rücu hakları her zaman saklıdır.
Bölgede 766 sayılı Kanuna göre 1982 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda 803 ve 804 parsel numaralı taşınmazların tamamının 64 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca 1998 yılında yapılan ve 2002 yılında ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosunda 417 ilâ 421 OTS numaraları verilerek orman tahdit sınırları dışında bırakıldığı ve orman kadastro çalışma tutanaklarında bu husus açıklandığına göre mahkemece yapılacak iş: çekişmeli taşınmazın kadastro paftasına göre kadastro çapı dışında kalan imar uygulamasın ilişkin bölümü varsa hem de orman kadastrosuna göre de 803 ve 804 parsellerin kadastro çapları dışında kalıpta orman kadastro sınırları içende kalan bölümleri varsa, bunu … ve orman bilirkişiler marifeti ile yapılacak keşif ve uygulama ile saptamak ve alınacak ayrıntılı rapora göre karar vermekten ibarettir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve bilirkişilerin yetersiz raporuna dayanılarak hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekillerinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairenin 19.09.2011 gün ve 2011/9961 – 10065 sayılı ilâmıyla düzeltilerek onanmasına ilişkin kararının KALDIRILMASINA ve yerel mahkemenin 20.11.2009 gün ve 2009/53 – 384 sayılı kararının bu nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 24/12/2012 gününde oy birliği ile karar verildi.