Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/9028 E. 2013/771 K. 05.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9028
KARAR NO : 2013/771
KARAR TARİHİ : 05.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu kaydının iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimince, … 148 ada 1 parsel sayılı taşınmazın, yörede 1987 yılında yapılıp 20.02.1989 tarihinde kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı iddiasıyla açılan, tapu kaydının iptali istemli davanın mahkemece kısmen kabulüne, (B) 114,76 m2’lik kısmının davalı, (A) 480,83 m2’lik kısmının ise tapusunun iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm davacı … Yönetimi ve davalı tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 25.09.2006 gün ve 11178-12014 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “ Mahkemece, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Orman tahdit haritasında 7 ilâ 12 OS nolu orman sınır noktalarını birleştiren hat ile karara dayanak alınan bilirkişi tarafından düzenlenen krokide, aynı noktaları birleştiren hat arasında açı, eğim, yön ve uzaklık bakımından benzerlik yoktur. Tahdit haritası ile çelişen krokiye dayanılarak hüküm kurulamaz.
Mahkemece, yapılan keşiflerde yerel bilirkişi yardımıyla orman tahdidi ve 2/B uygulamasına ilişkin tutanaklarda tarif edilen orman sınır noktalarının zeminde nasıl saptandığı, tutanaklarda bahsi geçen mevki ve yerlerin nasıl belirlendiği raporda açıklanmamıştır. Tutanaklar ile harita arasında çelişki olması halinde aslolan tutanaklardır.
Bu nedenlerle, yeniden yapılacak keşifte, tutanaklarda bahsi geçen sabit mevki ve yer adları konusunda yerel bilirkişisi ifadelerinden yararlanılarak ve kadastro sırasında 23 ada 7 parselin … Borucu adına, 23 ada 8 ve 52 parsellerin Hazine adına yazıldığı, daha sonra da Tapulama Mahkemesi kararı ile 23 ada 8 parselin … ve arkadaşları adlarına tescil edildiği, 52 parselin de Tapulama Mahkemesi kararı ile 23 ada 111, 112 ve 113 parsellere ayrıldığı, 111 parselin … Borucu, 112 ve 113 parsellerin Hazine adına tescil edildiği anlaşıldığından ve tahdit tutanaklarında 1 nolu orman sınır noktasının deniz kenarında yerli kayaya konulduğu, 6 nolu orman sınır noktasının …’ın arazisinin kuzey kenarı üzerine 7 nolu orman sınır noktasının … Borucu zeytinliğinin güneybatı kenarı üzerine, 8 nolu orman sınır noktasının Hazineye ait zeytinliğin güneydoğu köşesine, 9 nolu orman sınır noktasının Hazineye ait zeytinliğin doğu hududu, 10 nolu orman sınır noktasının eski askeri deponun 40 metre doğusuna, 11 nolu orman sınır noktasının askeri deponun 20 metre kuzeydoğusuna, 12 nolu orman sınır noktasının … Borucu zeytinliğinin kuzeydoğu köşesine ve zeytinlik içindeki evin 80 metre kuzeyine ve taşduvar üzerine konulduğu belirtildiğine göre, orman kadastro tutanaklarında belirtilen bu noktaların deniz kenarındaki 1 nolu orman sınır noktasından başlanarak 12 nolu orman sınır noktasına kadar ifrazdan önceki
kadastro parselleri sınırları da gösterilmek suretiyle 1988 tahdidi ve 2/B uygulamasına ilişkin tutanaklar ve haritalar ile arazi kadastro paftası, 6831 sayılı Kanuna göre orman kadastrosu ve aynı Kanunun 2/B madde uygulaması hakkındaki yönetmelik ve bu yönetmeliğin 54. maddesi gereğince çıkarılan teknik izahatnamede tarif edilen yöntemle uygulanmalıdır.”gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, davanın kısmen kabulüne 12.07.2010 tarihli krokide (A) işaretli 207,15 m2 yüzölçümündeki taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamına, hükmüne uyulan bozma ilâmına ve uzman bilirkişi raporuna göre, çekişmeli taşınmazın (A) bölümünün kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen 36/A. maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tesbit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve aynı kanunun 17. maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 5, 6 ve 9. paragraflarının kaldırılarak, yerine “6099 sayılı Kanuna eklenen 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla H.U.M.K.’nun 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 05.02.2013 günü oy birliğiyle karar verildi.