Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/9732 E. 2013/4143 K. 11.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9732
KARAR NO : 2013/4143
KARAR TARİHİ : 11.04.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı … Yönetimi, 3402 sayılı Kanunun 4. maddesini değiştiren 5304 sayılı Kanunun 3. maddesi gereğince Eğriöz Köyünde yapılan ve kısmî olarak askıya çıkartılan orman kadastrosu sırasında dava dilekçesine ekli krokide taralı olarak gösterilen taşınmazların orman sınırları dışında bırakıldığını, oysa; bu yerlerin orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek ve Hazineyi hasım göstermek suretiyle tespitin iptali ve çekişmeli yerin orman niteliği ile Hazine adına tescilini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın 131 ada 24 parsel altında belgesizden, temyize konu dava nedeniyle niteliği, yüzölçümü ve malik hanesi boş bırakılmak suretiyle tesbit tutanağının düzenlendiği, edinme sebebi sütununda … zilyetliğinde yer olduğundan söz edildiği belirlenmiş, bu kişi davaya dahil edilmiştir.
Yapılan yargılama sonucunda Orman Yönetiminin davasının reddine, çekişmeli taşınmazın 1152.38 m2 yüzölçümü ile ham toprak niteliğinde davalı … adına tapuya tesciline, 6099 sayılı Kanunun 16. maddesi ile 3402 sayılı Kanunun 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı vekili lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. Hüküm, Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesi hükmüne göre orman kadastrosu yapılmıştır.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Şöyle ki; raporu hükme esas alınan orman bilirkişi kurulu tarafından yapılan uygulamaya göre çekişmeli yerin 1938 tarihli hava fotoğrafında bir bölümün orman alanı görünümünde olduğu anlaşılmaktadır. Oysa, rapor sonucunda taşınmazın tamamının orman sayılmayan yerlerden olduğu bildirilmiş; 2001 tarihli memleket haritasında kısmen yeşil alanda görünmesinin nedeni de açıklanmamıştır.
Bu nedenle, komşu parsel tutanak ve dayanakları, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ile dava tarihinden 10 – 20 yıl öncesine ait olanları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisi veya olmadığı takdirde bir tapu fen elemanından oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaza ve çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve
zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 3/3/2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı; öncesi orman olan bir yer üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli, kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal- renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; komşu parsel tutanakları da denetlenerek 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi gereğince orman içi açıklığı olup olmadığı belirlenmeli; eylemli durumu üzerinde durulup varsa üzerindeki orman örtüsünün yoğunluğu, ağaçların yaşları ve alt flora ile toprak yapısı, eğim durumu incelenmeli, eylemli durumu ile eski tarihli belgelerdeki görünümü arasında çelişki olması halinde ya da teknik bilirkişi raporları ile yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve tanık anlatımları arasında çelişki olması halinde bu yön bilirkişilere açıklattırılıp çelişki giderilmeli, kısmen orman olduğu saptandığı takdirde taşınmazın orman sayılan ve sayılmayan bölümleri belirlenip, orman sayılmayan bölüm yönünden zilyetlik koşulları da araştırılarak tüm deliller birlikte değerlendirilip, tespit tutanağının malik hanesinin boş olduğu, taşınmazın tümünün davaya konu olduğu da düşünülerek tümü hakkında araştırma ve inceleme yapılıp oluşacak sonuç çerçevesinde taşınmazın tümü hakkında bir karar verilmelidir.
Ayrıca, taşınmazın ham toprak niteliğinde davalı kişi adına tescili de mümkün değildir. Tutanağın edinme sebebi sütununda taşınmazın belgesiz zilyetliğe dayalı olarak davalı tarafından kullanıldığı ifade edilmektedir. Davalı tarafından dayanılan bir tapu kaydı söz konusu değilse ve taşınmaz tarım alanı niteliğinde de değilse, ham toprak niteliğinde ancak Hazine adına tescili söz konusu olabilir. Bu yönün değerlendirilmemiş olması da doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 11/04/2013 günü oy birliği ile karar verildi.