YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9844
KARAR NO : 2012/12244
KARAR TARİHİ : 08.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği …. köyü, …. obası mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda katılanın davasının açılmamış sayılmasına; davacının davasının kabulüne; 1234.86 m2 yüzölçümündeki ev ve bahçesi nitelikli taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. Hükmüne uyulan 09/10/2007 tarih ve 2007/11507- 12100 sayılı bozma ilamında “…. Orman İşletme Müdürlüğü tarafından benzer nitelikte ve Daire tarafından evvelce temyiz incelemesi yapılan dosyalar arasına gönderilen belgelerden çekişmeli taşınmazın yer aldığı Doğanlıkarahasan köyünde 30/05/2005 tarihinde 60 nolu Orman Kadastro Komisyonunca 6831 sayılı Yasaya göre orman kadastrosuna başlandığı, bu çalışmanın 07/07/2005 tarihinde sonuçlandırılarak sonuçlarının 10/08/2006 tarihinde ilân edildiğinin anlaşıldığı, temyize konu davanın, 12/07/2002 tarihinde açıldığı; yargılama sırasında yapılıp, ilân edilen orman kadastrosunun davanın tarafları ve dava konusu taşınmaz yönünden kesinleşmeyeceği, eldeki tescil davasının aynı zamanda orman kadastrosuna itiraz davasına dönüştüğü, kadastro mahkemesince bakılacak dava türlerinin 3402 sayılı Yasanın 26. maddesinde gösterilmiş olduğu ve 6831 sayılı Yasanın 11. maddesine göre bu davalar dışında, altı aylık askı süresi içinde açılan orman sınırlaması ve 2/B madde uygulamasına itiraz davalarının da kadastro mahkemesinde görülüp sonuçlandırılacağı, bu nedenlerle tescil davasında asliye hukuk mahkemesinin, orman kadastrosuna itiraz davasında ise kadastro mahkemesinin görevli olduğunun kabul edilmesi gerektiği, görev yönünün kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında, temyiz aşaması da dahil olmak üzere tarafların her birince ileri sürülebileceği gibi re’sen de gözetilebileceği, mahkemece anılan yönler göz önüne alınarak; orman kadastrosuna itiraz davasının, tescil davasından ayrılıp, orman kadastrosuna itiraz davası yönünden görevsizliğe karar verilerek tescil davası elde tutulup orman kadastrosuna itiraz davasının sonucunun beklenmesi gerekirken, yargılamaya devamla, yazılı olduğu biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu” açıklanmıştır. Mahkemece, bozma ilama uyularak orman kadastrosuna itiraz davası yönünden ayırma kararı verilmiştir. Kadastro Mahkemesinin 2010/139- 2011/ 23 sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda, mahkemece davanın aktif dava ehliyeti yönünden reddine karar verilmiştir. Temyize konu asliye hukuk mahkemesi kararında ise davanın kabulüne, 1234.86 m2 ev ve bahçesi niteliğindeki taşınmazın davacı adına tapuya tesciline, katılanın davasının açılmamış sayılmasına karar verilmiş; bu karar Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1966 yılında yapılmış ve 04 /12 /1967 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından orman kadastrosuna, eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen kişi yararına 3402 sayılı Yasanın 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 08/11/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.