Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/9848 E. 2013/793 K. 05.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9848
KARAR NO : 2013/793
KARAR TARİHİ : 05.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda: davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı tarafından süresi içinde duruşma istekli olarak temyiz edilmiş ise de, dava konusu taşınmazın Yargıtay duruşması için gerekli tebligat masrafları ödenmediğinden duruşma isteminin masraf yönünden reddi ile incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
1989 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında … Köyü, 1068, 1136, 1137, 1138, 1139, 1140, 1141, 1142, 1143, 1144, 1145, 1162, 1202, 1159, 1160, 1163, 1164, 1165, 1166, 1167, 1168, 1169, 1170, 1171, 1172, 1173, 1174, 1175, 1176, 1177, 1178, 1179, 1180, 1181, 1182, 1183, 1184, 1185, 1186, 1187, 1188, 1189, 1190, 1191, 1192 ve 1193 sayılı parseller Hazine adına,1061 nolu parsel … oğlu …, 1132 nolu parsel … kızı…, 1133 parsel … oğlu …, 1134 parselin … oğlu … …, 1135 nolu parselin … oğlu … …, 1146 sayılı parselin … çocukları …, … ve …, 1197, 1198, 1199 ve 1200 sayılı parseller … oğlu … …, 1201 sayılı parsel … oğlu … …, 1213, 1214 ve 1215 nolu parseller … oğlu …, 1140 sayılı parsel … oğlu … …, 1210 sayılı parsel … adına tesbit ve tapuya tescil edilmiştir.
Davacı, tapu kaydına ve kadastro öncesi sebebe dayanarak, genel kadastro sonucunda davalılar adına oluşan tapu kayıtlarının payları oranında iptal ve tescili isteğiyle dava açmıştır.
Mahkemece, davanın gerçek kişi davalılar yönünden feragat nedeniyle reddine; Hazine ve köy tüzel kişiliği yönünden dayanak tapu kaydının hukukî değerini yitirmiş olduğundan reddine dair verilen kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine;
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 13.03.2006 gün ve 2005/9191- 2066 sayılı kararında özetle “Çekişmeli taşınmazlar 1744 sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca orman dışına çıkarılan yerlerden olup, Hazine adına oluşturulan Eylül 1982 tarih 42 numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı, davacıların tapu kayıtlarına dayanarak iptal ve tescil isteğiyle dava açtığı, bunlardan Temmuz 1289 tarih 191 nolu sicilden gelen Mart 1941 tarih 21, Temmuz 1289 tarih, 180 nolu sicilden gelen Mart 1941 tarih 22 nolu tapu kayıtlarının uygulamasının yapıldığı, diğer Temmuz 1289 tarih 189 ve gittisi olan Mart 1941 tarih 19, Temmuz 1289 tarih 190 sıra numaralı ve gittisi Mart 1941 tarih 20 ve Temmuz 1289 tarih 192 sıra no da kayıtlı iken Mart 1997 tarih 4 no’ya tedavül gören tapu kayıtlarının ise uygulamasının yapılmadığı, Mart 1941 tarih 21 ve 22 numaralı tapu kayıtları ile geldilerinin uygulanması ile ilgili yerel bilirkişi sözleri de soyut içerikli ve gerekçeye dayanmadığı gibi kayıtlarda yazılı sınır yerlerinin arazi üzerinde belirlenip krokisine yansıtılmadığı, diğer 3 adet tapu kaydının uygulanmamasının gerekçelerinin hüküm yerinde gösterilmediği, taşınmazlarda Hazinenin zilyetliğinin söz konusu olmaması nedeniyle davacıların dayandıkları tapu kayıtlarının Hazine yönünden hukukî değerini yitirdiğinden söz edilemeyeceği, öte yandan tapu kayıtlarının kestanelik bahçe için oluşturulduğu, 4785 sayılı Kanunun 2. maddesinde aşısız kestaneliklerin devletleştirilen yerlerin kapsamı dışında tutulduğu, o halde, davacılara dayandıkları tapu kayıtları açıkça sorulup, kayıt maliki Bire oğlu … ile akdi ya da irsi ilişkileri yönünden veraset belgesi ibraz etmelerinin istenmesi, daha sonra yeniden kesif yapılarak tapu kayıtlarının yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı ve yansız kişilerden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla gereği gibi yerlerine uygulanması, Temmuz 1289 tarih 190 sıra nolu tapu kaydının aidiyeti yönünden basmaklı yolu ve … yeri, Temmuz 1269 tarih 139 sıra nolu tapu kaydının aidiyeti yönünden …i yerlerinin, Temmuz 1289 tarih 180 nolu kaydın sınırındaki sahibi senet yerinin arazi
üzerinde nereler olduğu ve ayrıca kayıtta yazılı öz ve yolların nereden geçtikleri ve güzergahları bilirkişilere arazi üzerinde göstertilip düzenlenecek krokiye yerlerinin işaret ettirilmesi, bilinemeyen sınırlar olduğunda davacılara tanık dinletme olanağının sağlanması, bu arada taşınmazları dıştan çevreleyen birinci ve ikinci derecede komşu parsellerin kadastro tutanak ve dayanakları kayıtlar getirtilip taşınmazlar yönünü ne şekilde sınır okuduklarına bakılarak bilirkişilerin uygulama ile ilgili sözlerinin denetlenmesi; yine komşu parsellerle ilgili olarak açılan ve sonuçlanan dava olup olmadığı araştırılıp, varsa verilen kararların birer örneğinin getirtilip dosyaya konulması, 2/B uygulamasının yapıldığı 1975 tarihinde yürürlükte olan 1744 sayılı Kanuna göre, orman sınırları dışına çıkılan yerlerin tapu sahiplerine verileceği hükmünün gözönünde bulundurulması, davacıların tapularının uyması halinde tapulu yerlerde zilyetliğin mülkiyet koşulu olmadığından Hazine yönünden kayıtların hukukî değerinin yitirmesinin söz konusu olamayacağının düşünülmesi, yine kök tapu kayıtlarının maliki … …’nın 1900 yılında ölümü nedeniyle terekesinin müşterek mülkiyet hükümlerine göre mirasçılarına intikal etmesi karşısında, davacıların davalarının miras bırakanları 1936 yılında ölen … oğlu … …’ın 1/3 payı ile sınırlı olduğunun dikkate alınması, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, taşınmazların öncesi orman olup, 1948 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı, 1975 yılında yapılıp kesinleşen 1744 sayılı Kanunun 2. madde uygulaması sırasında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, davacının bu işleme itiraz etmediği, öncesi orman olan yerde oluşturulan ve davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının kanunî değerinin bulunmadığı, taşınmazların halen orman örtüsü ile kaplı olduğu, zilyedlikle kazanılacak yerlerden de olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Yörede 1948 yılında 3116 sayılı Kanuna göre yapılıp kesinleşen orman kadastro çalışması ile 1975 yılında yapılan ve kesinleşen 1744 sayılı Kanunun 2. madde uygulaması vardır.
Hükmüne uyulan bozma kararına, incelenen dosya kapsamına göre, 1744 sayılı Kanunun 2/1. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin, orman tahdidinin kesinleştiği tarihten daha önceki zamanlarda tapuya kayıtlı olsa dahi, mülkiyetinin her zaman tapu sahibine intikal etmeyeceği, 1744 sayılı Kanunun 2/2. maddesinde yazılı “evvelce sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine (aynı maddenin birinci fıkrası) uymadığı …. anlaşılan sınırlamaların düzeltilmesi sonucu orman sınırları dışına çıkartılacak yerin, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise, mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder” hükmünün, sadece ilk orman kadastrosunun yapıldığı tarihten daha önceki zamanlarda ve öncesi de orman olmayan yerler için oluşturulan tapu kayıtlarına ilişkin olduğu, çekişmeli taşınmazların öncesinin orman sayılan yer olması ve 1744 sayılı Kanunun 2/1. maddesi gereğince 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kaybetmesi nedeniyle orman rejimi dışına çıkartıldığı, orman sınırı içine alınmadan önce tapuda kayıtlı olsa dahi, tapu kaydı özel mülkiyete konu olmayan orman sayılan yerde oluşturulduğu için yolsuz tescil niteliğinde olacağından, bu tapu kaydına değer verilemeyeceği ve o yerin mülkiyetinin tapu sahiplerine intikal etmeyeceği gözönünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davacının temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 05.02.2013 günü oy birliğiyle karar verildi.