Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/9948 E. 2012/12826 K. 15.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9948
KARAR NO : 2012/12826
KARAR TARİHİ : 15.11.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Tapulama sırasında … ilçesi, … Köyü 796, 799 ve 1063 parsel sayılı sırasıyla 34250 m², 1000 m² ve 3150 m² yüzölçümündeki taşınmaz, asliye hukuk mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Asliye hukuk mahkemesinde davacı … tarafından davalı … ve arkadaşları aleyhine açılmış olan müdahalenin önlenmesi davası kadastro mahkemesine devredilmiştir. Yargılama sırasında Orman Yönetimi davaya katılmıştır. Mahkemece davacıların ve dahili davacıların, davalılar ve dahili davalılar aleyhine açtıkları dava haklı ve sabit bulunmadığından reddine, 799 ve 1063 parsel sayılı taşınmazların yüzölçümleri tesbit gibi baki kalmak üzere orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 796 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümü tesbit gibi baki kalmak üzere, 3402 sayılı Kanunun 30/2 maddesi gereğince tamamı 864 pay kabul edilerek kararda gösterilen gerçek kişiler adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Taraflar arasında müdahalenin önlenmesi davasının yargılaması sırasında yörede 766 sayılı Kanun gereğince tapulama çalışması yapılmış ve çekişmeli taşınmazlara 796, 799 ve 1093 parsel numarası verilerek ve davalı olduğundan malik hanesi doldurulmak üzere 766 sayılı Kanunun 13. maddesi gereğince kadastro mahkemesine devredilmiştir. Yargılama sırasında Orman Yönetimi çekişmeli taşınmazların orman olduğu iddiasıyla davaya katılmıştır. Hal böyle olunca; mahkemece 3402 sayılı Kanunun 30/2. maddesi gereğince mahkeme hâkimi re’sen lüzum gördüğü delilleri toplayarak taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür. Çekişmeli taşınmazlar sınırında orman bulunduğundan ve ormanların mülkiyeti Hazineye ait olduğundan davada Hazine taraf sıfatı olması gerekir. Bu nedenle, öncelikle Hazine davaya dahil edilmelidir.
Ayrıca, mahkemece yapılan orman araştırması orman bilirkişi tarafından memleket haritasının dayanağı hava fotoğrafı uygulanmamış olması ve taşınmazların orman içi açıklık olup olmadıklarının değerlendirilmemiş olması nedeniyle yetersiz olduğu gibi yapılan tapu uygulamaları da dayanan kişiler ile ırsi ve akdi bağlantı kurulmaması ve mahkemece çekişmeli 799 parsele uyduğu kabul edilen Mayıs 1963 tarih ve 46 sayılı tapu kaydının yüzölçümü 4595 m² olup sınırları … ve meşe gibi değişebilir sınırları içermesine rağmen miktarıyla geçerli olduğunun düşünülmemiş olması nedeniyle yetersidir.
Yetersiz bilirkişi raporuna ve eksik incelemeye dayalı hüküm kurulamaz.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukukî durumunun 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanun hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 sayılı Kanun ile sadece Devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Kanun ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları kanunda gösterilmiştir.
O halde; öncelikle Hazineye davaya dahil edilerek husumet yaygınlaştırılmalı, davacı ve davalı tarafın tutunduğu tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Müdürlüğünden oluşma nedenlerini gösterecek biçimde ve açıkta pay kalmayacak şekilde getirtilmeli, bundan sonra tapu kaydına dayanan tarafların kayıt maliki yada malikleri ile akdi, irsi ilişkisi sorulup saptanmalı, bu nedenle kayıt maliki ya da maliklerinin tüm mirasçılarını gösterecek şekilde onaylı nüfus aile kayıt örnekleri, ilgili nüfus müdürlüğünden getirtilmeli, ya da bu konuda istihsal edilmiş veraset belgesi varsa ibraz ettirilmeli, bu yolla irsi ilişki sağlıklı biçimde belirlenmeli, akdi ilişkiye dayanıldığı takdirde ilgiliden bu konudaki delilleri bu konudaki delilleri sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı ya da bu konuya ilişkin … kayıt ve belgeleri ibraz ettirilmeli, tapu kaydına dayanan tarafların tapu kayıt maliki ya da malikleri ile akdi yada irsi ilişkisi saptandığı takdirde dayanılan tapu kaydının dava dışı başka taşınmaz ya da taşınmazlara revizyon görüp görmediği, tapu sicil müdürlüğü ve kadastro müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup saptanmalı; en eski tarihli memleket haritası ile oluşumuna esas hava fotoğrafları ve amenajman planları getirtilmeli, önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 3/3/2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi, çekişmeli taşınmazın hangi bölümünde hangi ağaçların bulunduğu bu bölümlerin eğiminin ne olduğu detaylı olarak incelenerek krokisinde tek tek işaretlettirilmeli; Keşif sırasında hâkim gözetiminde, taşınmazın bir birinden farklılık gösteren bölümlerinin ayrı ayrı dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dava dosyası içine konulmalı, orman kadastrosu var ise, … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; çekişmeli taşınmazların 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi kapsamında orman içi açıklık olup olmadığı değerlendirilmeli, dayanak tapu kayıtları değişebilir sınırları içerdiğinden, yöntemince zemine uygulanıp, 3402 sayılı Kanunun 20/C ve 32/3 maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamı belirlenmeli; asıl taşınmazın kapsamı, orman veya ormandan açma değilse, miktar fazlasının sınırda bulunan eylemli ormandan açma yapılarak kazanıldığı kabul edilmelidir.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı ve dayanak tapular kapsamında kalmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak, yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak … mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, hak iddia eden gerçek kişiler yanında, murisler yönünden de tapu ve ilgili kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanunun 03.07.2005 gün 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeye dayanarak hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı …’ın temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 15/11/2012 günü oy birliği ile karar verildi.