YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9985
KARAR NO : 2012/12348
KARAR TARİHİ : 08.11.2012
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tespitinden … dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen 02.02.2010 gün ve saatte temyiz eden … vekili Avukat … ve … ve … vs. vekili Avukat … ile aleyhine temyiz istenilen Hazine vekili Avukat … geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki tüm belgeler okundu, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 193 ada 1, 196 ada 72, 201 ada 20, 203 ada 1, 204 ada 1, 205 ada 4 ve 7 parsel sayılı taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde davacı … tarafından … Köyü aleyhine, 12/07/2001 tarihli dava dilekçesinde sınırları belirtilen meralara davalı köyün müdahale ederek tarla haline getirdiği, bu yerlere Koyulhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 10/12/1946 gün ve 94/106 sayılı kararı ve bu kararın tavzihine ilişkin 20.03.1948 tarih 1946/94 – 1948/106 sayılı kararı ile davalıların müdahalesinin meni’ne karar verildiği iddiasıyla açılmış olan meraya müdahalenin meni davası kadastro mahkemesine devredilmiştir. Yargılama sırasında Hazine davaya dahil edilmiştir. Müdahaliller …, …, …, … ve …, dava konusu taşınmazların Kanun – i sani 304 tarih, 54, 55 ve 56 sayılı tapu kayıtları ile tapulu olduğu, Koyulhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.04.1949 tarih, 189 – 27 sayılı kararı ile davacı köyün bu yerlerden men edildiğini, daha sonra bu kararın icra marifetiyle infaz edildiğini ileri sürerek, davaya katılmışlardır. Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, kadastro bilirkişisi raporundaki … İli, Koyulhisar İlçesi, … Köyü, 205 ada 7 sayılı parselin içerisinde numaralandırılan V, VI, VII sayıları ile adlandırılan kısımların 205 adadaki son parsel numarasından sonraki ilk numara verilerek mera vasfı ile hazine adına tapuya kayıt ve tesciline,
… Köyü 196 ada 72, 203 ada 1 ve 201 ada 20 parsel sayılı taşınmazların tapudaki Kanun-i sani 304 Cilt: 6, Sayfa 65, No 54’deki tapu malikleri adına tarla vasfı ile TAPUYA KAYIT VE TESCİLİNE
… Köyü 204 ada 1 ve 193 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar ile 205 ada 7 parsel içerisindeki VIII numarası ile gösterilen alanın 205 ada 7 parsel olarak, tapudaki Kanun-i sani 304 , Cilt, 6, Sayfa 65, No:55’deki tapu malikleri adına tarla vasfı ile TAPUYA KAYIT VE TESCİLİNE,
… Köyü 205 ada 4 parsel sayılı taşınmazın tapudaki Kanun-i sani 304 , Cilt 6, Sayfa 65, No 56’daki tapu malikleri adına tarla vasfı ile TAPUYA KAYIT VE TESCİLİNE,
karar verilmiş, hüküm davacı vekili, davalı ve müdahiller tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Yörede orman kadastrosu 3402 sayılı Kanunun 4. maddesine göre yapılmıştır.
Mahkemece; “Koyulhisar Asliye Hukuk mahkemesinin 1946/94 esas 1946/106 karar ve 20/03/1948 tarihli tavzih kararı ile kesinleşmiş mahkeme ilâmı doğrultusunda kesinleşen hüküm ile tesbit edilen sınırlar yukarıda belirtilen beyanlar doğrultusunda belirlenmeye çalışılmıştır. Öncelikle; mahkeme kararında belirtilen Kanun-i sani 304, Cilt 6, sayfa 65, no 54’deki tapu kaydının alanı belirlenmiş ve bu
alanın 196 ada 72, 203 ada 1 ve 201 ada 20 parsel sayılı taşınmazları kapsadığı, Kanun-i sani 304, cilt 6, sayfa 65, no 55’deki tapu kaydının belirlenen alanının ise 204 ada 1 ve 193 ada 1 parsel ile 205 ada 7 parsel içerisindeki VIII numarası ile gösterilen alanı kapsadığı, Kanun-i sani 304, cilt 6, sayfa 65, No 56’daki tapu kaydının ise 205 ada 4 parsel sayılı taşınmazı kapsadığı, anılan tapu kayıtları doğrultusunda kesin hüküm bulunduğundan belirlenen alanlar tesbit edilmiş, her ne kadar tapudaki her bir taşınmazın alanı ile, mahkememizce yukarıda belirtilen ada ve parsellerle belirlenen alan arasında büyük yüzölçüm farklılıkları olsa da mahkeme kararında belirlenen sınırlar mümkün olduğu kadar tapu kayıtlarındaki taşınmazları daraltıcı yönde tesbit edilmiş, mahkeme kararında belirtilen Çerçi bostanı mevkii mahkeme kararının dayandığı krokide bu mevkiin kuzeyinden sınır belirlendiğinden keşifteki zeminde de Çerçi bostanı mevkiinin başlangıç kısmından yani kuzey uç noktasından sınır belirlenmiştir. Yukarıda belirtildiği gibi tapudaki alanlar ile zemindeki mahkeme kararı ile belirlenen alanlar arasında büyük farklılıklar olsa da mahkeme kararı kesinleşmiş bulunduğundan, mahkeme kararı kesin delil niteliğinde olup mahkeme kararı aksine sınır belirlemek ve alan tesbit etmek mümkün olmadığından yapılan keşif ve verilen karar sadece anılan kesinleşmiş mahkeme kararının zemine uygulanmasından ibaret kalmıştır.” gerekçesiyle müdahil gerçek kişilerin davasının kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; Koyulhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.04.1949 tarih, 189 – 27 sayılı kararı ile davacılar Allar Köyünden … …, … , … , … ve … tarfından davalı … aleyhine açılan müdahalenin men-i davası kabul edilerek davacıların dayandığı Kanun – i sani 304 tarih 54-55-56 sayılı tapu kayıtları kapsamında kalan taşınmazlara davalı köyün müdahalesinin men’ine karar verilmiştir. Bu karar, davalı köy yönünden kesin hüküm teşkil etse de, davanın tarafı olmayan Hazine ve Orman Yönetimi için kesin hüküm oluşturduğundan bahsedilemez. Davalı taşınmazların malik haneleri açık bulunduğuna göre 3402 sayılı Kanunun 30/2. maddesi gereğince, mahkemece hak sahiplerinin resen belirlenmesi gerekmektedir. Davalı taşınmazların sınırında orman bulunduğu halde ve talep bulunmasına rağmen Orman Yönetimi davaya dahil edilerek usulüne uygun olarak orman araştırması yapılmamıştır. Ayrıca, taşınmazların bulunduğu yerin mera ve … olduğu iddialarına rağmen … araştırması da yapılmamış, davacıların dayandığı Kanun – i sani 304 tarih 54, 55 ve 56 sayılı tapu kayıtlarının orman, mera ve yaylalık alanlarla iç içe bulunması ve değişir sınırlı olmaları nedeniyle miktarları ile geçerli olduğu gözönünde bulundurulmayarak miktarlarının çok üzerinde alana uygulanması doğru görülmemiştir. Kaldı ki; tapu malikleri ile davacılar arasında akdî ve ırsî irtibat da sağlanmamıştır. Yine, kadastro hâkiminin düzenli sicil oluşturma görevi bulunmasına rağmen, davalı taşınmazların ölmüş tapu malikleri adına tesciline karar verilmesi, mera yapılan parsellerin Hazine adına tesciline karar verilmesi de isabetsizdir. Bu nedenle;
Mahkemece; öncelikle, Orman Yönetimi davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra, müdahil gerçek kişilerin dayandığı Kanun – i sani 54, 55 ve 56 sayılı tapu kayıtlarının ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra tapu kaydına dayanan tarafın kayıt maliki ya da malikleri ile akdî, irsî ilişkisi sorulup saptanmalı, bu nedenle kayıt maliki ya da maliklerinin tüm mirasçılarını gösterecek şekilde onaylı nüfus aile kayıt örnekleri, ilgili Nüfus Müdürlüğünden getirtilmeli ya da bu konuda istihsal edilmiş veraset belgesi varsa ibraz ettirilmeli, bu yolla ırsî ilişki sağlıklı biçimde duraksamasız belirlenmeli, akdî ilişkiye dayanıldığı takdirde ilgiliden bu konudaki delilleri sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı ya da bu konuya ilişkin … kayıt ve belgeleri ibraz ettirilmeli, kayda dayanan tarafın tapu kayıt maliki ya da malikleri ile akdî ya da ırsî ilişkisi saptandığı takdirde tarafların dayandığı tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmaz ya da taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu ve ilgili Kadastro Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ya da taşınmazlarla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tesbit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, yine eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki
durumları saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır. Daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde dava konusu taşınmazlar başında 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada kayıtların revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle gözönünde tutulmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tesbit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazların dayanılan tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, taşınmazların sınırında orman, … ve mera alanları olduğundan tapu kayıtlarının miktarı ile geçerli olacağı gözönünde bulundurulmalı, ayrıca kayıt kapsamında kalan taşınmazların eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında orman sayılan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde tapu kaydının 4785 sayılı Kanun karşısındaki hukukî durumu tartışılmalı, taşınmazlar hakkında mera ve … iddiası bulunduğundan usûlüne uygun mera ve … araştırması yapılmalıdır. Son olarak, Koyulhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.04.1949 tarih, 189 – 27 sayılı kararının Hazine ve Orman Yönetimi açısından kesin hüküm oluşturmadığı, davacıların dayandığı tapu kayıtlarının 3402 sayılı Kanunun 20/C maddesi gereğince miktarı ile geçerli olduğu gözönünde bulundurulmalı, tüm deliller toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Köyü muhtarlığı vekili ile davalı … ve aslî müdahiller … ve arkadaşları vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Yargıtaydaki duruşma tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre takdir edilen 750.-TL’nin Hazineden alınarak kendilerini duruşmada avukat ile temsil ettiren köy tüzel kişilikleri ve müdahil kişilere verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 08/11/2012 günü oy birliği ile karar verildi.