Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/1017 E. 2013/6059 K. 23.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1017
KARAR NO : 2013/6059
KARAR TARİHİ : 23.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı – davalı Uzunköprü … ile davalı … vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı … Yönetimi 455 ada 12 parselde kayıtlı bulunan taşınmazın yapılan tapulama çalışmaları sonucunda mera ve koru vasfı ile Uzunköprü Belediyesi adına tesbit görmüş ve mera özel siciline tescil edildiğini, taşınmazın tamamıyla Devlet ormanı içerisinde bir bütün olup, orman sayılan yerlerden olduğunu, dava konusu taşınmazlar üzerinde meşe, ardıç ve diğer yapraklı türler yanında Orman Genel Müdürlüğünce 1989 yılında yapılmış karaçam ve kızılçam ağaçlandırma sahaları yer aldığını, dava konusu taşınmaz 1974 baskılı memleket haritasında yeşil renkli orman olarak gözüktüğü gibi 1973 tarihli hava fotoğraflarında da orman olarak gözüktüğünü ileri sürerek, 455 ada 12 parsel sayılı taşınmazın mera özel sicilindeki yerin terkini ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tescili talebiyle dava açmıştır.
Birleştirilen mahkemenin 2007/74 Esas sayılı dava dosyasıyla …, 455 ada 12 parsel sayılı mera ve koru vasfıyla kayıtlı taşınmazın bir kısmının farklı kişilerce sürülerek mevcut ağaçların kesildiğini, ceviz fidanı ekilmek suretiyle vasfının bozulduğunu, söz konusu taşınmazın koruluk olan kısmının ilçenin tek mesire yeri olarak kullanıldığını, tapu kayıtlarında ve mera kütüğünde belediye adına kayıtlı olan bu yerdeki ağaçların kesilmesi meranın bozulmasının hukuka aykırı olduğunu, Uzunköprü Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/13 D.İş sayılı dosyasıyla yapılan iş ve işlemlerin tedbiren durdurulmasına karar verildiğini belirterek davalının dava konusu taşınmaza vaki müdahalesinin önlenmesi, taşınmazın eski hale getirilmesi, eski hale getirilmediği takdirde eski hale getirme masraflarının davalıdan tahsili talebiyle dava açmıştır. Çekişmeli 455 ada 12 parsel sayılı taşınmaz, 5432075 m2 yüzölçümüyle mera – yaylak – kışlak sicilinde kayıtlıdır. Çekişmeli 455 ada 12 parselin ifraz görerek 455 ada 15 ve 16 parsellere ayrıldığı, 455 ada 15 parsel sayılı taşınmazın mezarlık vasfıyla 100000 m2 olarak Hazine adına tescil edildiği, 455 ada 16 parsel sayılı taşınmazın ise 5332075 m2 yüzölçümüyle mera – yaylak ve kışlak sicilinde kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece; taşınmazlar orman sayılan yerlerden olduğundan Orman Yönetiminin davasının kabulüyle 455 ada 15 ve 16 parsel sayılı taşınmazların mera özel sicilinden terkini ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, davalı-birleşen dosyanın davacısı Belediye Başkanlığının davasının reddine karar verilmiş; hüküm davacı – davalı Uzunköprü … ile davalı … vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçelerindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil ile elatmanın önlenmesi ve eski hale getirme davası niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede dava tarihinden önce yapılan orman kadastrosu bulunmamaktadır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir; Şöyle ki: mahkemece mahallinde 3 kez keşif yapılmış olup, her üç keşif sonucu alınan orman bilirkişi raporları birbiri ile çelişkili olup 3. keşif sonucu düzenlenen orman bilirkişi raporuna ekli memleket haritası orijinal renkli olmadığı gibi her üç bilirkişi raporuna ekli memleket haritalarında taşınmazların (A), (B), (C1), (C2), (D1), (D2) ve (E) ile gösterilen kısımları ayrı ayrı gösterilmemiş, bu kısımların memleket haritasında yeşil alanda kalıp kalmadığı tam olarak belirlenmemiştir. Ekli memleket haritaları incelendiğinde çekişmeli 455 ada 12 ( 455 ada 15-16) parsel sayılı taşınmazın memleket haritasında kısmen yeşil alanda, kısmen de açık alanda kaldığı gözlenmiştir. Bu nedenle;
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ( Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların genel konumu ile (A), (B), (C1), (C2), (D1), (D2) ve (E) ile gösterilen kısımlarının ayrı ayrı yerlerini çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; çekişmeli taşınmazlar mera vasfıyla mera – yaylak -kışlak sicilinde kayıtlı bulunduğundan yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına göre, komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişi ve tanık ifadelerine başvurularak dava konusu taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/b ve 4342 sayılı Mera Kanununun kapsamında kalan ve mera niteliğinde olan yerlerden olup olmadığının yöntemine uygun bir biçimde araştırılıp belirlenmeli, keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı – davalı … ile davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 23/05/2013 günü oy birliği ile karar verildi.