YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1125
KARAR NO : 2013/5546
KARAR TARİHİ : 14.05.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine ve müdahil Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 101 ada 15, 51 ve 66 parsel sayılı taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı gerçek kişiler adlarına, 10 parsel su deposu niteliği ile köy tüzel kişiliği adına, 107 sayılı parsel ise çalılık niteliği ile Hazine adına tesbit edilmiştir.
Davacı, taşınmazların kendisine ait olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Katılan … Yönetimi ise taşınmazlardan 10 ve 107 sayılı parsellerin orman olduğunu ileri sürmüştür.
Mahkemece, davacının davasının reddine, Orman Yönetiminin davasının kabulüne ve dava konusu 101 ada 15, 51, 66 parsellerin tesbit gibi tesciline, 101 ada 10 parselin tesbitinin iptali ile orman niteliği ile Hazine adına, 26.08.2010 havale tarihli krokide işaretli 101 ada 107 parselin (A) ile gösterilen 33269 m2 bölümünün orman niteliği ile Hazine adına, (B) ile gösterilen 3218 m2 bölümünün tespit gibi Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … ve davalılardan Hazine tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 01.02.2012 gün ve 2011/12679 E. – 2012/830 K. sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; [Davacı … 03.08.2010 tarihli keşif sırasında 51 parselin tamamından feragat etmiştir. 51 parsel ile 15 parsellerde orman iddiası bulunmadığına ve davalıların zilyetliğinde oldukları belirlenmiş olduğuna göre tespit gibi tescile; 10 parsel ise, orman sayılan yerlerden olduğuna göre orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından bu parseller yönünden hüküm onanmış,
Çekişmeli 66 ve 107 parsellere yönelik temyiz itirazlarına gelince; hükme esas alınan 26.08.2010 havale tarihli rapora göre 66 ve 107 parsellerde (A1), (A2), (B1) ve (B2) olarak gösterilen bölümler şekil, yüzölçümü ve isimlendirme bakımından orman bilirkişi raporu ile örtüşmemektedir. Örneğin; mahkemece, 107 parselin (A) bölümünün (33269 m2) orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de, fen bilirkişi raporunda 33269 m2 yüzölçümlü bölümün 66 parselin (B2) bölümü olduğu orman bilirkişi raporunda bu kısmın 1960 tarihli memleket haritasında açık alanda kaldığı anlaşılmaktadır. Yine, mahkeme kararında 107 parselde (A) ve (B) olarak gösterilen bölümlerin toplamı parsel yüzölçümü olan 40054 m2’yi vermemektedir. Davacı, 66 ve 107 parsellerin de bir bölümünü dava ettiğini açıklamış ve fen bilirkişi raporunda dava edilen bölümler 107 parselde (A1) ile gösterilen 2553 m2 ve 66 parselde (A2) ile gösterilen 3218 m2 olarak gösterilmiştir. Orman bilirkişi raporunda dava konusu edilen (A1) ve (A2) bölümler işaretlenmemiştir. Dolayısıyla, bu bölümlerin orman alanında kalıp kalmadığı anlaşılamamaktadır.
O halde, mahkemece yapılacak iş: dava konusu edilen 107 parselin (A1) ve 66 parselin (A2) işaretli bölümlerinin orman sayılan yerlerden olup olmadıklarına dair uzman bilirkişilerden ek rapor almak ve sonucuna göre davacının davasının kabulüne ya da reddine karar vermek, kalan kesimler hakkında da sicil oluşturmaktan ibarettir. ] denilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, davanın kabulüne, 101 ada 66 parsel sayılı taşınmazın kadastro bilirkişisinin 15/10/2012 tarihli raporunda (A2) ile gösterdiği 3218,18m2’lik kısmının kadastro tespitinin iptali ile davacı … adına kayıt ve tesciline, raporda (B2) ile
gösterilen 33269,17 m2’lik kısmın tesbit gibi tesciline, 101 ada 107 parsel sayılı taşınmazın kadastro bilirkişisinin 15/10/2012 tarihli raporunda (A1) ile gösterdiği 2553,71 m2’lik kısmın kadastro tesbitinin iptali ile davacı … adına kayıt ve tesciline, raporda (B1) ile gösterilen 37501,25 m2’lik kısmın tesbit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından usûl ve kanuna aykırı karar verildiği gerekçesi ve müdahil Orman Yönetimi tarafından, orman işletme şefliği tarafından düzenlenen 11/09/2012 tarihli raporda 101 ada 107 nolu parselin, fen bilirkişi raporunda (A) ve (B) olarak ikiye ayrılan taşınmazın (A) ile belirtilen kısmının yapraklı kayın ve ladin ağaçlarıyla örtülü olduğu, memleket haritasında yeşil renkli alanda kaldığı, bu kısmın orman olarak tesciline karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp 25/04/2008 ve 26/05/2008 tarihleri arasında ilân edilen orman kadastrosu ve 22/07/2007 ve 21/08/2008 tarihleri arasında ilân edilen arazi kadastrosu vardır.
Mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki: orman bilirkişi raporunda (A1) ve (A2) harfli bölümler gösterilmemiş ve ayrıca 101 ada 107 parsel sayılı taşınmaz içerisindeki (A) harfli bölümün orman sayılan yerlerden olduğu bildirildiği ve Orman Yönetiminin davaya katılımı bulunduğu halde, tespit gibi tescile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Bu nedenlerle; mahkemece, komşu parsel tutanak ve dayanakları, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yöreye ait en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir uzman orman yüksek mühendisi, bir fen elemanı ve bir ziraat mühendisi aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü, ağaçların yaşı, cinsi, sayısı, kapalılık durumu, çevresi incelenmeli; keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı rapor alınmalı, orman ve fen bilirkişilerince, dava edilen bölümlerin, orman sayılan bölüm ve dava edilmeyen bölümlerin ortak harflerle kroki üzerinde gösterecekleri ve yüzölçümlerini hesaplayacakları ve orman sayılan yerlerden olup olmadıklarını değerlendirdikleri müşterek düzenlenecek rapor alınmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazine ve ferî müdahil Orman Yönetimi’nin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 14/05/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.