YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1271
KARAR NO : 2013/5777
KARAR TARİHİ : 20.05.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ile davalı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … Mahallesi 7118 ada 2 parsel sayılı 3030,46 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Şubat 2001 tarih 1 nolu tapu kaydı revizyon görerek ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tesbit edilmiştir.
Davacılar, dava konusu taşınmazın kendilerine ait olduğu iddiasıyla dava açmışlar; müdahil Hazine ve Orman Yönetimi ise, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu iddia ederek, orman vasfı ile hazine adına tescili istemiyle davaya katılmışlardır.
Mahkemece kadastro müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine, davacı gerçek kişilerin davasının reddine, müdahil Hazinenin davasının kabulü ile dava konusu taşınmazın orman niteliğinde Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 07.09.2010 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece yapılan keşif sırasında, dava konusu taşınmazın kadastro sırasında tespitine esas alınan Aralık 1980 tarih 1 nolu sicilden gelen, Şubat 2001 tarih 1 nolu tapu kaydının uyduğu, bildirilmiş ancak, tapu kaydı ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ile birlikte getirtilip, keşif sırasında mahalli bilirkişi yardımıyla uygulanıp, zeminde sınırları tam olarak tesbit edilmediği ve fen bilirkişi krokisi üzerinde sınırlar gösterilmediği için denetleme olanağı bulunmamaktadır. Ayrıca; davalı taşınmazın krokide (A) harfi ile gösterilen kısmının eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında açık alanda kaldığı anlaşıldığından, tapu kaydının bu kısma uyması halinde, taşınmazın tamamının orman niteliği ile tesciline karar verilmesi doğru değildir.
O halde; öncelikle, tesbite esas alınan tapu kaydı, ilk oluştuğu günden itibaren tüm gittileri ile birlikte (tapu defteri fotokopisi değil, elle yazılarak ve kaydın geldisi gittisi takip edilerek) Tapu Müdürlüğünden getirtilip, bundan sonra bir orman bilirkişi, bir harita mühendisi veya fen bilirkişi ve mahalli bilirkişi aracılığıyla keşif yapılmalıdır.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma
olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmelidir.
Böylesine yapılan bir araştırma sonucu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunun anlaşılması halinde, 13/07/1945 tarihinde yürürlüğü geçen 4785 sayılı Kanunun l. maddesi gereğince tapu kaydının kanunî bir değerinin olmayacağı, ormanların tevzi, iskan ve başka bir suretle kişiler adına özel mülk olarak tescil edilemeyeceği düşünülmelidir. Taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu sonucuna varılırsa, dayanak tapu kaydı mahalli bilirkişi aracılığıyla yerine uygulanmalı, sınırlar zeminde mahalli bilirkişi yardımıyla tek tek bulunarak, fen bilirkişi krokisi üzerine yazılarak keşfi izleme olanağı sağlanmalı, sınırların doğruluğu komşu parsel malikleri ile bağ kurularak şüpheye yer vermeyecek şekilde tespit edilmeli, 3402 sayılı kanunun 20/a maddesine göre kayıt ve belgeler harita ve krokiye dayanmakta ve bunun yerine uygulanması mümkün bulunmakta ise, kapsamlarının sözü edilen kroki ve haritaya dayanılarak belirlenmesi gerekeceği düşünülerek, sözü edilen tapu kaydı dayanağı haritada komşu parsellerle birlikte kadastro paftası üzerine, dayanak haritada belirtilen yol ve derelerden yararlanarak uygulanmak suretiyle kapsamı dayanak haritaya göre belirlenmeli, krokisi yok ise aynı Kanunun 20/c maddesi gereğince miktarı ile geçerli kapsamı bulunmalı, varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği, kimden kime kaldığı sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı açık yanıtlar alınmalı, toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacılar ve davalı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 20.05.2013 günü oy birliği ile karar verildi.