YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1403
KARAR NO : 2013/3532
KARAR TARİHİ : 01.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sırasında davalılar vekili tarafından reddi hâkim yoluna başvurulmuştur.
Bu konuda verilen kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde, davalılar vekili tarafından süresinden sonra istenilmiş olmakla, davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Taraflar arasında görülen tazminat davası sırasında davalılar veikli tarafından 04/06/2010 tarihli dilekçe ile “…hâkimin davacı tarafa nasıl hareket etmesi konusunda nasihat verdiği, yol gösterdiği, vereceği kararı açıklar nitelikte davanın ıslahı için süre verdiği…” gerekçesiyle reddi hâkim yoluna başvurulmuştur.
Reddedilen Hâkim …. (39520), 07.07.2010 günlü celsede ara karar ile “…usul kurallarının hatırlatılması usul kurallarının hatırlatılması niteliğinde olduğu, bu yöndeki arar kararın gerekçe gösterilmesi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğundan ve davayı uzatmak amacıyla yapıldığı…” gerekçesiyle ret talebinin H.U.M.K.’nun 35. maddesi gereğince geri çevrilmesine karar verilmiş, karar davanın esasına ilişkin verilen karar ile birlikte temyiz edilmekle Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 28/02/2012 gün ve 2011/103 E. – 2012/3032 K. sayılı kararı ile “…mahkeme hâkiminin, hâkimin reddi talebinin reddine ilişkin olan geri çevirme kararı, H.M.K. 41’de belirtilmiş olan koşulları taşımadığından doğru olmadığından H.M.K. 40’da belirtilen usûl çerçevesinde inceleme yapılması gerektiği…” gereğine değinilerek sair hususlar incelenmeksizin bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra H.M.K. 41/1-b maddesi gereğince ret sebebine ilişkin inandırıcı delil veya emare gösterilmemesi sebebi ile aynı Kanunun 42/3 maddesi gereğince reddi hâkim talebinin reddine ve ret talebinin kötüniyetle yapıldığının sabit olmaması nedeniyle disiplin para cezası verilmesine yer olmadığına ilişkin verilen karar davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Davalılar vekilinin temyiz itirazları yönünden; mahkeme hükmü davalılar vekiline 22.10.2012 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi ise, 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla H.U.M.K.’nun 36/A maddesinde öngörülen (7) günlük kanunî süre geçirildikten sonra davalılar vekili tarafından 31.10.2012 tarihinde verilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01/06/1990 gün ve 3/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtayca da bu yolda karar verilebileceğinden, süresinden sonra temyiz isteminde bulunulduğundan temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
2) Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; hükmüne uyulan bozma kararında reddi hâkim talebinin H.M.K’nun 40.maddesi uyarınca aynı Kanunun 42. maddesinde belirtilen şekilde mercii tarafından incelenmesi gerektiği belirtildiği halde, dosya merciye gönderilmeden, hâkim tarafından değerlendirilerek talebin reddine karar verilmesi doğru değildir.
O halde, davalılar vekilinin reddi hâkim talebini incelemeye yetkili ve görevli merciin H.M.K.’nun 40. maddesi hükümleri uyarınca belinlenmesinden sonra, dosyanın merciye gönderilmesi, merci tarafından aynı Kanunun 42. maddesi hükmü uyarınca talebin incelenmesi yapılarak olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulması, bu hükmün taraflarca temyiz edilmesi halinde dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderilmesi gerekirken mahkemece bozma kararının gerekleri yerine getirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: 1)Yukarıda bir nolu bentde açıklanan nedenlerle; davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin süre yönünden REDDİNE,
2) İki nolu bentde açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
taraflarca yatırılan temyiz harçlarının istek halinde iadesine 01/04/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.