Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/1571 E. 2013/6265 K. 30.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1571
KARAR NO : 2013/6265
KARAR TARİHİ : 30.05.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 2003 yılında yapılan kadastro sırasında … İlçesi, 203 ada 126 parsel sayılı 6350.78 m2 yüzölçümlü taşınmaz ile 203 ada 127 parsel sayılı 5105.36 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğinde Hazine adına tesbit edilmiş olup; 126 parsele ait tutanağın beyanlar hanesinde … oğlu …’ün işgalinde olduğu, 127 parsele ait tutanağın beyanlar hanesinde ise … oğlu …’ın işgalinde olduğu yolunda şerhler bulunmaktadır.
Davacı … Yönetimi, taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla Hazineye husumet yönelterek dava açmış; … ve … davaya dahil edilmiştir. Mahkemece, davanın kabulüne; çekişmeli parsellerin tesbit tutanaklarının iptaliyle orman niteliğinde Hazine adına tescillerine karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince yapılıp temyize konu dava nedeniyle kesinleşmeyen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden oldukları kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Şöyle ki; ilk keşifte yer alan orman bilirkişisi davaya konu her iki parselin de orman bütünlüğünü bozucu durumda olduğu, 1963 tarihli memleket haritasında orman alanında kaldığı ve orman sayılan yerlerden olduklarını açıklamıştır. Daha sonra düzenlediği ek raporlarında ise bu görüşünden ayrılarak taşınmazların yöreye ait 1959 tarihli hava fotoğrafında açık alanda kaldıklarından bahisle orman sayılmayan yerlerden olduklarını bildirmiştir. Aynı kişi tarafından düzenlenen rapor ve ek raporun çelişkili olması nedeniyle ikinci kez keşif yapılmıştır. Bu kez düzenlenen raporda taşınmazların orman sayılan yerlerden oldukları açıklanmış ve mahkemece bu son rapor esas alınarak hüküm kurulmuştur. Birbiri ile çelişen raporlara dayanılarak hüküm kurulamaz.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ( Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa
Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal- renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
Kabule göre ise, tesbitin iptaline karar verilmesi gerekirken, tesbit tutanaklarının iptaline karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 30/05/2013 günü oy birliği ile karar verildi.