YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1604
KARAR NO : 2013/4014
KARAR TARİHİ : 08.04.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine adına Mal Müdürü tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 169 ada 1 par.el sayılı 229.138.41 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, kadastro komisyonunca mera olarak sınırlandırılmış ve köy orta malı olarak tespiti yapılmıştır. Davacılar …, ….., …, …, …, …, … ve … mahkemeye sundukları müşterek dilekçelerinde, taşınmazların tarla vasfında tarım arazisi olarak kullanıldığını, dedelerinden kalma yerleri olduğunu ve 70 – 80 yıl zilyetlik ve tasarruflarında bulunduğunu ve mera olmadığını adlarına eşit olarak tescili iddiasıyla köy tüzel kişiliğine husumet yönelterek dava açmışlardır. Yargılama sırasında davacılardan … T.Evvel 1288 tarih 346 numaralı tapu yoklama kaydının fotokopi örneğini ibraz etmiştir. Davada Orman Yönetimi taraf değildir. Hazine, davaya, mahkemece davalı sıfatı ile katılmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne dava konusu 169 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tarla vasfı ile ve tespitteki miktarı gibi iştirak halinde mülkiyet hükümlerine göre davacılar adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada, çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve adına tescil kararı verilen kişiler yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmişsede yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; hükme dayanak alınan orman bilirkişi ve ziraat bilirkişi raporunda taşınmazların 1955 bütünlemeli ve 1959 basım tarihli memeleket haritasında ve 1956 tarihli hava fotoğrafında beyaz renkli açık alanda kaldığı belirlenmiş ve taşınmazların konumu memleket haritasında gösterilmiş ise de, memleket haritasının hazırlanmasında esas alınan hava fotoğrafında taşınmazın yeri işaretlenmemiştir. Orman ve ziraat bilirkişi raporlarında ve raporların eki olan fotoğraflardan anlaşıldığı üzere taşınmazların ot ve çayırlık niteliğinde olduğu ve yerel bilirkişi ve tanık anlatımlarına görede bu şekilde kullanıldığı, eğiminin % 5 – 15 olduğu ve toprak muhafaza karakteri taşımadığı, ancak; mera, niteliğinde olduğu, 3 dekar kadar bir alanda mısır, patates, lahana ekilmek suretiyle tarım yapıldığı ve üzerinde yayla evi bulunduğu söylenmiştir.Mahkemece, davacılardan …’ın dayandığı T.Evvel 1288 tarih 346 numaralı tapu kaydı ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve revizyonları getirtilmemiş ve keşifte usûlünce uygulanmamış, tarım yapılan alanın kime ait olduğu kimden kime kaldığı zilyetliğin sürdürülüş biçimi araştırılmamış ve kullanılan taşınmaz miktarı saptanmamıştır.
Kural olarak; meralarda kuru mülkiyet Hazineye ve kullanım hakkı köy tüzel kişiliğine aittir. Yine; Ormanlarda kuru mülkeyet Hazineye, kullanım hakkı Orman Genel Müdürlüğüne aittir. Çekişmeli taşınmazın çayır ve otlak niteliğinde kullanıldığı dosyadaki rapor ve fotoğraflarla sabittir. Kadastro tespitindeki niteliği mera olan bir yerde ekonomik amaca uygun bir şekilde tarım arazisi olarak kullanımın varlığı halinde, ancak; zilyetliğe dayalı olarak açılan tespite itiraz davalarının dinlenebileceği, tarım arazisi olarak kullanım dışındaki ot ve çayırlık şeklinde olan kullanıma ve zilyetliğe değer verilemiyeceği açıktır. Ancak bunun istisnası, taşınmazların tapulu olması ve tapu kayıtlarının başka parsellere revizyon görmemiş olması ve çekişmeli taşınmazlara tapu kayıtlarının uyduğunun kabulü halinde mümkündür. Her nekadar Orman Yönetimi davada taraf değilsede; çekişmeli taşınmaz tüm yönlerden 101 ada 1 numaralı orman parseli ile çevrilidir. Tapu kaydı istisnası dışında 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesinde düzenlenen orman içi açıklıkları süresi nereye ulaşırsa ulaşsın, tıpkı meralarda olduğu gibi zilyetlikle iktisap edilemez ve özel mülke konu olamazlar. Mahkemece bu yönde de yeterli araştırma yapılmamıştır. Bu nedenle;
Mahkemece, davacılardan …’ın dayandığı T.Evvel 1288 tarih 346 numaralı tapu kaydı ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri varsa krokileri, dayanak tapu kayıtlarının revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, komşu parsel tutanak ve dayanakları, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisi veya olmadığı takdirde bir tapu fen elemanından oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaza ve çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01/06/1988 gün ve 31/13 E.K.; 14/03/1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 3/3/2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı; öncesi orman olan bir yer üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli, orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, ayrıca, taşınmazın tapu kaydının yüzölçümüm kapasamı dışında kalan bölümleri yönünden 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesinde düzenlenen orman içi açıklığı konumunda olup olmadıkları taşınmazın yüzölçümü de dikkate alınarak tartışılmalı, süresi nereye ulaşırsa ulaşsın, tıpkı meralarda olduğu gibi orman içi açıklıklarınında zilyetlikle iktisap edilemeyecekleri ve özel mülke konu olamayacağı düşünülmelidir.
Somut olayda; taşınmazların memleket haritasına göre beyaz renkli açıklık alanda kalan ve orman sayılmayan bölümleri bakımından davacıların dayandıkları tapu kayıtları usülünce uygulanması hudut ve miktar olarak kapsamlarının belirlenmesi, usûlünce mera araştırması yapılması, taşınmazların kadim yada tahsisli mera olup olmadıklarının araştırılması, bu hususta çevre köylerden yerel bilirkişi ve tanık dinlenmesi, resmi belgelerde orman sayılmayan bölümlerde tapu kayıtlarını uyduğunun kabulü halinde, dayanak tapu kayıtları değişebilir sınırları içerdiğinden, yöntemince zemine uygulanıp, 3402 sayılı Kanunun 20/C ve 32/3. maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamları belirlenmesi; asıl taşınmazın kapsamı, orman veya ormandan açma değilse, miktar fazlasının sınırda bulunan eylemli ormandan veya meradan açma yapılarak kazanıldığı kabul edilmesi; tapu kayıtlarının uymadığı veya kadastro sırasında başka parsellere revizyon gördüğünün saptanması halinde ise, tespitteki niteliği mera olan bir yerde ot ve çayırlık olarak sürdürülen zilyetliğe değer verilemiyeceğinin düşünülmesi ve bu durumda davacı gerçek kişilerin davasının reddi ile taşınmazların resmi belgelerde varsa orman olan bölümlerinin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline ve geri kalan bölümlerininde tesbitteki niteliği ile mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline kaydedilmesine karar verilmesi gerekir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve bilirkişinin yetersiz raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 08/04/2013 günü oy birliği ile karar verildi.