Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/1652 E. 2013/5526 K. 14.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1652
KARAR NO : 2013/5526
KARAR TARİHİ : 14.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri Gümüşyeni Köyünde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz, edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne, 18.02.2004 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile işaretli 11468,30 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmekle Dairece bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 08.06.2010 gün ve 4920-8005 sayılı bozma kararında özetle; [Mahkemece, çekişmeli taşınmazın resmi belgelere ve kesinleşen orman kadastro haritasına dayalı araştırma inceleme sonunda, orman sayılmayan yerlerden olduğu ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına gerçekleştiği kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmişse de; çekişmeli taşınmaz ve çevresinin 1951 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında fundalık olarak tesbit dışı bırakıldığı, 1968 yılında seri bazında yapılan orman kadastrosu sırasında orman tahdidi dışında bırakılmış ise de, orman bilirkişi raporuna ekli memleket haritasında çalılık rumuzlu alanda kaldığı ve % 20 eğimli olduğu , 6831 sayılı Kanunun 1/j maddesinde “… ve makilerle örtülü orman ve toprak muhafaza karakteri taşımayan yerlerin orman sayılmayacağı” hükmünün karşı kavramından … ve makiliklerle örtülü orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan yerlerin orman sayılacağı, 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin “Vasıf Tayinine Esas Olacak Tanımlar” başlıklı 23. maddenin (o) bendinde maki ve … türü ağaçların isimlerinin sayıldığı, aynı maddenin (p) bendinde “orman ve orman toprak muhafaza karakteri, üzerindeki bitki formasyonu ile taşkınları, şiddetli yağış sonrası oluşan zararlı akışları, toprak erozyonu, toprağın strüktür ve tekstürünün, bozulmasını önleyici, su verimini artırıcı etkisi bulunan ve eğimi yüzde on ikiden fazla olan yerlerdir.” şeklinde tanımlandığı ve yine aynı yönetmeliğin “Devlet Ormanı Olarak Sınırlandırılacak Yerler” başlığını taşıyan 26/j maddesinde “orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan … ve makilik alanların Devlet Ormanı olarak sınırlandırılacağı” aynı maddenin 2. fıkrasında “orman rejimine girmiş olan bu gibi yerlerin komisyonlarca herhangi bir nedenle sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olmasının bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı” konularında hükümler bulunduğu, Orman Kanununun 1. maddesinin 2. fıkrasının (İ) bendi “Sahipli arazideki aşılı ve aşısız zeytinliklerle, özel kanunu gereğince Devlet Ormanından tefrik edilmiş ve imar ıslah ve temlik şartları yerine getirilmiş bulunan yabani zeytinlikler ile 9/7/1956 tarih ve 6777 sayılı Kanunda tasrih edilen yabani ve aşılanmış fıstıklık, sakızlık ve harnupluklar”ın orman sayılmayacağı, kabul edilmişse de, çekişmeli taşınmazlara ait bu yollarla oluşturulan her hangi bir tapu kaydına dayanılmadığı gibi, 3573 sayılı Kanun gereği tahsis de bulunmadığı, 02.12.2003 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4999 sayılı Kanunun 3. maddesi ile değişik 6831 sayılı Kanunun 7/1. maddesinde “… evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, kadastrosu orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmünün getirildiği 15.07.2004 günlü Resmî Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmelik’in 10. maddesinin (a) bendinde orman kadastro komisyonlarının aynı görev ve yetkisi tekrarlandıktan sonra 26/h maddesinde “Her hangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanlar”ın Devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı, aynı maddenin ikinci paragrafında da “4785 sayılı Kanunla Devletleştirilmiş ormanlar ile yukarıda belirtilen …. (j) bentlerine göre orman rejimine girmiş olan sahaların herhangi bir şekilde komisyonlarca sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olmasının bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağının öngörüldüğü, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiği” açıklanmıştır.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, davanın reddine karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi vekili tarafından taşınmazın Hazine adına tescili istemi konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi nedeniyle temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 02.05.1968 tarihinde ilân edilip kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1950 yılında yapılmış ve sonuçları 15.04.1951 – 15.05.1951 tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir. Çekişmeli yer fundalık niteliği ile tespit dışı bırakılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak davacı gerçek kişinin davasının reddi yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; T.M.K.’nun 713/6. fıkrasında; “Davalılar ve itiraz edenler, aynı davada kendi adlarına tescile karar verilmesini isteyebilirler” denilmiştir. Orman Yönetimi vekili 18.03.2005 tarihli dilekçe ile taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tescili isteğinde bulunduğuna göre, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı … Yönetimi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 14/05/2013 günü oy birliği ile karar verildi.